Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Okurlardan okura itiraz!

Bir okur ABD'den gelen toparlanma ve resesyondan çıkma haberlerini aktardığım  yazıma  'bozulmuş' ve aşağıdaki mektubu yazmıştı. Ben de bu mektubu sütuna taşıyıp dünyadaki büyük ekonomilerin GSYİH sayılarını alt alta dizmiştim. Sayılara inanmamak ülkemizde yaygın bir salgındır. Uzmandan iyi bildiğini düşünmek de  ilginç bir  tutumdur. Okurun mektubunun önemli kısmını tekrar aşağıya alıyorum, ama iki okurdan gelen reaksiyonları da arkasına ekleyerek.

İlk okur mektubunun kısa şekli şöyle.
'Mütemadiyen' dünya üretiminin %20'sini gerçekleştiren  Amerika' diye yazıyorsunuz. Bizim  bildiğimiz Amerika ile  sizin anlattığınız  ülke farklı mı? Bu, nasıl olur, Amerika hiçbir şey istihsal etmezken dünya istihsalinin % 20'sini gerçekleştirsin?
Amerika giyim sanayiinde hemen hemen hiç yok, hiçbir şey imal etmiyor. Cam sanayiinde, ayakkabı sanayiinde, elektronikte, gıdada, küçük elektrikli ev araç - gereçlerinde, mobilya-inşaat imalatında vs. Hatta, bunlar o kadar salaklaştı ki, denizinde balık kaynayan ülke size dondurulmuş Şili, Çin, Endonezya vs. balıkları yediriyor. % 20 rakamı, çok iddialı bir rakam! Hocam, iddianız bana ütopik geldi; dünyanın % 20 üretimi kim, Amerika kim?

Son üç ayda kalkınma hızı
% 5,7 olmuş! Bunlar bir büyük balon, tıpkı fert başına gelirin 47.000 $ gösterilmesi gibi. Amerika kim, fert başına 47.000 $ 'lık gelire ulaşmak kim?'
Bu ilk okur mektubuna cevap olarak gelen iki okur mektubundan biri, mühendis ve şirket yöneticisi bir kişiden  (tabii ki ad vermiyorum).
'Kaleminize sağlık çok güldüm.  İnsanların yakın çevrelerine (medya vasıtasıyla ulaşabildikleri de dahil) bakarak devasa sonuçlara ulaşabileceklerine inanmaları, bu arada da işi bu olan güvenilir kurumların verilerini kaale almamaları galiba bizim coğrafyaya fazlasıyla özgü. Büyük meseleleri küçük argümanlarla tartışmaya bayılıyoruz. Size mail atan okurunuz neyse de, profesyonellerin illüzyona kapılmalarına ne demeli? Bundan yıllarca önce benzerine tanık olmuştum, yazınız bana bunu anımsattı.
Doksanların başında havalandırma klima sektöründe HSK firmasında çalışıyordum ve dünya çapındaki bilinen dört büyük markadan (Carrier, MacQuay, Trane, York) birinin, (York'un) distribütörüydük. Eee, tabii marka kendisini sattırıyor zaten, metropollerdeki büyük projelerin azımsanmayacak bir kısmının sistemlerini biz satıyorduk. Sanıyorum buna istinaden ve o sıralarda memlekette bizim dışımızda sadece McQuay ve Carrier varolduğundan, 'eh' diyorduk, 'büyük firma değiliz belki ama, büyük mal satıyoruz, ciddi projelerin çoğunda varız, bunları eşit bölsen, piyasanın %33'ü bizden mal alıyor olmalı, hadi diğer distribütörler bizden daha büyük, onun da payını koy, sektörün temiz % 20'sinin ihtiyacını bizim karşıladığımız rahatlıkla söylenebilir.' Bunu sadece kendimize değil, müşterilere de anlatıyorduk, dolayısıyla 'HSK piyasanın %20'sine hakim' savı zihnimize yerleşti kaldı. Tabii ayrıca belirtmeye gerek yok, bu anlamda o güne kadar yapılmış hiçbir araştırma mevcut değildi.
Derken, ilk yönetiminde bizim de yer aldığımız İSKİD kuruldu ve ilk iş olarak, kurucularının ortak desteği ile bu anlamda çok ciddi bir araştırma yaptı. Sonuçlar gerçekten komikti.
O sıralarda yukarıda bahsettiğim o ünlü dört markanın uluslararası planda en küçüğü olan McQuay'ın distribütörü Alarko'nun (Carrier ile henüz ortak değildi) % 30 üstü ile pazar lideri, bunlardan hiçbirini pazarlamayan Teba'nın (o zamanlar sağdı henüz),
% 20 civarıyla piyasa ikincisi oldukları tescillendi. Geriye kalan onlarca firmanın ise kalan % 45 civarını paylaştığı ortaya çıktı. Bizim HSK'nın pazar payı ise % 2.4'tü bu tabloda.
Aynı araştırma, sektörün en büyük alıcısının % 40 gibi bir oranla devlet olduğunu da, o anlı şanlı lüks projelerin bizim pazarda sadece % 12'lik bir yer tuttuğunu da ortaya çıkarttı. Oysa HSK, kurulduğu günden beri devlete bir çöp bile satmış değildi mesela. Tam derya içre olup da, deryayı bilmeme, daha da kötüsü deryayı içinde yaşadığın 'resiften ibaret' sanma durumu. Ne diyeyim, Allah size kolaylık versin.'
İkinci aktaracağım okur mektubu ise Almanya'dan yazan bir başka okurdan ve  aşağıdakileri vurgulamış (tabii gene isim vermiyoruz) .
'Bugün köşenizde yayınladığınız mektubu okuyunca çok da şaşırmadım açıkçası, mektup tam bir 'kara mizah' örneği gibi düşünülebilir. Mektubu yazan kişi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalışıp, bilgi eksiğinin farkında olmadan kendini herhangi bir profesyonel ekonomistten çok daha akıllı, zeki ve bilgili zanneden gruptan.
Yılların bana öğrettiği şudur ki, bir insan ne kadar çok bilgiye ulaşırsa, ne kadar çok okuyup, araştırıp, gerçeği bütün yönleriyle ortaya koymaya çalışırsa, işte o oranda ne kadar cahil olduğunun farkına varıp, daha çok mütevazı oluyor.
Mektubu yazan arkadaşın bir cümledeki tezi de çok ilginç: 'Amerika giyim sanayiinde hemen hemen hiç yok, hiçbir şey imal etmiyor. Cam sanayiinde, ayakkabı sanayiinde, elektronikte, gıdada, küçük elektrikli ev araç - gereçlerinde, mobilya-inşaat imalatında vs'. Burada özellikle elektronik, gıda gibi sektörlerin adlarını  görünce, zaten görüşlerinin  ne kadar geçersiz olduğu anlaşılıyor.'
Tekrar söylüyorum, uzmana ve sayılara inanmamak çok yaygın bir sorunumuz, zaten öyle olmasa idi, ilk  okur mektubunu sütuna taşımazdım!
Tabii işin bir parçası da ABD'ye karşı ideolojik reaksiyon. Bu da ülkemizde oldukça yaygın bir davranış, hatırlanırsa elinde 40 milyar dolarla gelen Kemal Derviş'e 'CIA ajanı' diyenler de vardı bu ülkede. Benzer tutum IMF'e karşı da var!

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3