AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2010-02-09

kategori2

Davos’ta laf çok ama çözüm yok

Bu sütunda defalarca söyledim, dünya üretiminin yüzde yirmisini gerçekleştiren  ABD toparlanmadan dünya toparlanmaz, çünkü dünya üretiminin yüzde 28 kadarını üreten “AB 27 ülkeleri” yerlerde sürünüyor!    


Sonunda ABD’nin hızla toparlanma yoluna girdiği fikri, ABD ekonomisi 2009 yılı dördüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 5.7 düzeyinde ve beklentilerin çok üstünde artış gerçekleştirince, genel kabul görmeye başladı.
Vurgulanması gereken birkaç önemli şey var. Birincisi, AB’de Federal Hükümet yok, birleşmiş, ama tek tek işleyen hükümetler var. Üstelik de uzlaşma ve Yunanistan, İrlanda, Portekiz, İspanya ve Litvanya, Estonya, Letonya gibi ülkeler yardım alabildi. Avrupa’nın tek yardımı, IMF’ye  biraz fon aktarıp oradan sınırlı yardım verilmesini sağlamak oldu.
Diğer taraftan da ABD krizi çıkardı ve günahları çok ama, kendi içlerinde uzalaşma kültürü bol kepçe. Sonunda gidecek olan Bush ile henüz seçilmemiş Obama ve partileri el ele verdiler ve gidişatı değiştirecek dev para ve maliye politikalarını devreye soktular.
Halbuki Sarkozy ve Merkel gibi popülaritesi bitmek üzere olan ve yaratıcı ve inandırıcı olamayan AB liderleri ise Avrupa’nın teklemesine yol açtılar.  
Avrupa’da yapılan bu yılki Davos toplantıları da son derece sönük geçti. Orada görüşmelerde çok konuşulan tek önemli şey, Davos’a gelmeyen Obama’nın, ABD’de yaptığı konuşmalarla gündeme oturttuğu “bankacılık sistemi reformu” konusu idi. Obama Davos’a gelmedi ama bankacılık reformu Davos’a geldi.
Sonunda Deutsche Bank’ın başındaki Josef Ackermann Financial Times’a verdiği beyanatta,  “iflas edemeyecek kadar büyük banka” sorunu denen (too big to fail) sorunu aşabilmek için öneriler getirdi. ABD’de Obama, “Bankalı holdinglerin ve büyük bankaların”  toplam sistem içindeki büyüklüğü ve faaliyet alanlarını sınırlamıştı.
Ackermann, Obama’dan esinlenerek bir adım daha attı ve adını “resolution and rescue fund” koyduğu ve başı belaya giren “batamayacak kadar büyük bankaların” kurtarılması için bir sigorta sistemi kurulmasını ve bu sigortayı  bankaların yapacakları ve “sigorta primi” diye düşünülebilecek ödemelerden kapitalize etmeyi, böylece vatandaşın vergi paraları ile banka kurtarılmasının önüne geçilmesini teklif etti.
Barclays’in Başkanı Bob Diamond da bu global vergi ile kurulacak sigorta yaklaşımını destekleyen bir açıklama yaptı. Ona göre bütün G-20 ülkeleri büyük banka batmalarının vergi ödeyen vatandaşlara yük olmasının önünü kesecek bu sigorta kurumu fikrine destek vermeli idi. Halbuki Obama ilk başta, banka kurtarma olayları ile ilişkili olarak, banka bilanço ve faaliyet alanları konulu sınırlamalar getirdiğinde ve bankalardan vergi alınmasını teklif ettiğinde Barclays karşı çıkmıştı.
Böylece ilk defa dünyanın büyük bankalarından yöneticiler banka iflasına karşı sigorta fikrine katılmış oluyorlar.
Tabii bu fikir biraz ilerletilirse batma durumuna gelecek ülkelerin de vergi ödeyen suçsuz diğer ülke vatandaşlarının sırtına yükselmesi riskine karşı da bir sigorta sistemi düşünülebilir.
Çünkü örneğin Yunanistan’ın batma durumuna gelmesinin AB vatandaşlarının yardımları ile kurtarılması talebi de büyük bir bankanın kamu harcamaları ile kurtarılması fikrine yakın bir durum.
Yunanistan’ın bir türlü ikna edici bir bütçe ve borç düşürme planını dünyaya kamuoyunu inandıracak edecek şekilde oluşturamaması, hem Yunanistan dışındaki ülkelerin vatandaşların fatura oluyor hem de aslında Yunanistan gibi sorunlu, ama iyi bir bütçe açığı ve borç azaltma operasyonu planı yapmış olan İspanya’yı da, onlara borç verme niyetinde olanları ürküterek kötü etkiliyordu.
Tabii ki Yunanistan kendisi ciddi şekilde büyüme ve istihdam kaybı yaşayacak, ama yarattığı risk başka ülkeler için sorun yarattığı gibi, örneğin ortak Euro sistemini de tehlikeye atıyor.
ABD, Obama’nın girişimi ile bankacılık konusundaki önlemleri güçlü şekilde gündeme getirdi, ama henüz AB ortak bir girişim sergilemiyor. Bir tek İngiltere Merkez Bankası Başkanı M.King Obama’nın bankacılık düzenlemelerindeki yaklaşım tekliflerini desteklemişti.   
“Davos kuşları” felaket haberciliğinde iyi ama, çözüm üretmekte kısır!