AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2010-02-09

kategori2

Mizan defterini açmanın zamanı geldi

2006 yılından itibaren sırasıyla Habertürk internet sitesinde, Skytürk ekranlarında ve AKŞAM gazetesinde ordu-siyaset ilişkileri üzerine bir dizi ANALİZ kaleme aldım. Bu analizler, yayınlandıkları tarihlerde şaşkınlıkla karşılansa da, içerdikleri tezlerin bugün tartışma antolojimizin merkezine yerleştiğini gözlüyorum. Öyleyse bir muhasebe yapmanın zamanı gelmiş olmalı. 2006'dan beri yazdığım analizlerin başlıklarını, son yılların tartışma gündemine retrospektif bir bakış da oluşturacak şekilde sıraladım. Medyanın savrulduğu, körleştiği ve hızla kutuplaştığı bu son dönemde umarım iyi bir sınav verebilmiş; okura gerçekliğe en yakın perspektifi sunabilmişimdir.
Eylül 2006 Asker demokratik tepki gösterirse kim paralize olur?
'İlginç olacaktır; TSK'ya yönelik hareket ve eleştirilere girişenler, bu kez TSK'nın görünürlük kazanan demokratik pozisyonuna 'bir biçimde' karşı çıkarken, maskeleri düşecek, kimlikleri deşifre olacaktır.'
Kasım 2006 Askeri siyasete çekmeye çalışan bir irade var.
Haziran 2006 Asker darbeye direniyor.

'Peki ben, TSK'nın darbe arzulamadığına nasıl emindim?.. Açıkçası bu tezim hiçbir duyum ve istihbari bilgiye dayanmıyordu. Ama aşağıda özetleyeceğim basit tarihsel analizden kaynaklanıyordu:

1. Türk Silahlı Kuvvetleri tarihi boyunca diğer ülkelerin Silahlı Kuvvetler geleneklerinin aksine sisteme karşı hiçbir girişimde bulunmamıştır.

2. Parlamenter sistem tıkandığında, hareket sisteme karşı değil, tıkanıklığa ve tıkanıklığı aşamayan hükümete karşı yapılmıştır. Tıkanıklık söz konusu değildir.(...)

5. Müdahale fikrinin bu şartlar altında, TSK'nın kurumsal inisiyatifinden gelmesi mümkün değildir.'
Ekim 2007 Türk basınının zeka sorunu var. Genelkurmay Başkanı'nın demokrasiyi savunduğunu idrak edemedi.
Ekim 2008 Genelkurmay Başkanı'nı düşürmek istiyorlar.
'Türk Silahlı Kuvvetleri İlker Başbuğ'un kurmay başkanlığı ile yeni bir döneme girdi. Kurmay Başkanı'nın Diyarbakır'da Kürt vatandaşlarımızla kucaklaşması sembolik bir gösterge idi. PKK'ya son darbeyi indirecek bütünlüklü harekatın teorik altyapısı kuruluyor. İşte bu yüzden hedefte İlker Başbuğ var (...) Bugün bazı gazetelerin sözümona milliyetçi kalemlerinden okuduğunuz eleştiriler kötü niyetli değildir. Ama o eleştirilere sebep olan 'news management' kötü niyetlidir.'
Mart 2009 Türk Silahlı Kuvvetleri'ne haksızlık yapmayalım.
'Bunları hatırlarken bir vakittir medyada, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sızmaya çalışan suç temizlenirken, sanki Silahlı Kuvvetler ile ilgili tek konu buymuş gibi bir yanılgıya düştüğümüzü fark ediyorum.
Bir vakittir, Silahlı Kuvvetlerimizi sadece içine sızmaya çalışan suç ve onun temizliği süreciyle anıyoruz.
Büyük bir haksızlık yapıyoruz.'
Mart  2009 Kuruluş Felsefesi'ni onarmak kimin görevi?
'Acaba şimdi de Cumhuriyet'in 'Kurucu İlkeleri'ni, müktesebatını ihmal edecek miyiz?
Kim ne derse desin, Türkiye Cumhuriyeti'nin önünde açılan hacet kapıları ve karşı karşıya kaldığı yeni 'meydan okuma'lar, devletimizin uzun bir müddettir geliştirilmemiş teorik müktesebatını zorluyor.
Cumhuriyet'i kurumsallaştırırken düştüğümüz hataları, bu sefer tersinden yaşamamak için, bu teorik zeminin yeniden ve geliştirilerek üretilmesi öncelikli bir vazife olarak önümüzde duruyor.'
Nisan 2009 Siyasi iktidar ve Genelkurmay mutabık. Peki şimdi ne olacak?
'Aksine, belki de, iki gündür sütunlarımızı ayırdığımız Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un 'ulus-devlet' vurguları bu gelişmenin de paralelinde tekrar okunmalı...
Dünkü analizimizde, Genelkurmay Başkanı'nın da, Başbakan'ın da 'ulus-devlet' vurgularının ve 'Kuruluş Felsefesi'ni tahkim etme çalışmalarının bir dizi yeni girişime sağlam bir zemin hazırladığını ifade etmeye çalışmıştık.'
Mayıs 2009 Genelkurmay Başkanı sivil paşaları emekli etti.
'Bu yüzden, üzerine bu kadar çok spekülasyon yapılan bir kurumun başkanının, her kesimden gazeteci aracılığıyla, toplumun tümüne, 'TSK'da demokratik rejime farklı bakan kimseyi barındırmayız,' demesi çok önemlidir.
Türk Silahlı Kuvvetleri içerik düzeyinde 'demokrasiye bağlılığını' vurguluyor.
Ama seçilen iletişim biçimi de en az içerik kadar önemli.
Bu iletişim biçimi ile, Genelkurmay Başkanı'nın Silahlı Kuvvetler adına konuşuyor görülen 'sivil paşalar'ı, 'durumdan kendi kendine vazife çıkartan sahte TSK sözcülerini' emekli ettiğini söyleyebiliriz.'
Eylül 2009 Zayıf ordu; zayıf Türkiye '(...) Sonra, 'hepten orduyu kapatalım da siyasete müdahale endişesinden kurtulalım' diyenler çıkabilir...
'Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye' sözünde rahatsız olunacak bir şey yok.
Ordumuz güçlü olmazsa, ana haber bültenlerinde o şanlı ordunun geçit töreni yerine, zil takıp oynayan başka askerleri izlemek zorunda kalabiliriz.
Evet, güçlü ordusu olan bir ülkede demokrasi olması garanti değildir. Demokrasi başka mekanizmalara da bağlıdır ama...
Zayıf ordusu olan bir ülkede, millet iradesinin esamesi okunamaz.'
Kasım 2009 Dindarlar Atatürkçü olamaz mı?
Kasım 2009 Devlet muhalefetlerden ibarettir.
'Türk Devlet Aklı, Kuruluş Felsefesi'ne döndü ve farklılıkların birbirlerini teminatlandırdıkları bir mekanizmanın 'ulus-devlet'inin  özü olduğunu gördü.
Dünyada totaliter 'ulus-devletler' çözülürken, Türkiye Cumhuriyeti Ulus-Devleti'nin güçlenmeye başlamasının sebebi budur.
Elbette, bu başarının kaynağı, Türk 'ulus-devlet'ini totaliter bir zihniyetle dizayn etmeyen 'Kurucu İrade'den neş'et ediyor.
Biz Cumhuriyet'imizi 30'lu yılların sonunda Avrupa'daki totaliter 'ulus-devlet' modellerinden kopyalamadık.'
Ocak 2010 Türkiye'nin en laikçi kurumu Silahlı Kuvvetleri midir?
'Medya ve 'aydın'ların büyük bir kısmının ise hem cuntalar ile mücadele edecek hem de darbe provalarına, provokasyonlarına direnmiş Silahlı Kuvvetler'in saygınlığını koruyabilecek, hakkını teslim edecek bir dil inşa edememiş olmasını şaşkınlıkla karşılıyorum.'