AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2010-02-09
Geçtiğimiz hafta açıklanan Oscar adayları arasında En İyi Kadın Oyuncu adaylarından biri, Julie & Julia filmindeki Julia Child rolüyle Merly Streep, biliyorsunuz. Kurtuluşu yemek pişirmekte bulan iki ayrı kadının hikayesini paralel biçimde anlatan filmin senaryo yazarı ve yönetmeni hem de yapımcısı ise; benim sevgili, hayali arkadaşım Nora Ephron. Hadi ondan söz edelim bugün...
Modern romantik komedinin taçsız kraliçesi olan bu kadın, son yirmi yıldır aşka - ilişkilere bakışımızı etkiledi. Ve hislerimize tercüman oldu. Her hikayesinde, her karakterinde kendimizden bir şey bulduk. Güldük, ağladık, hayallere kapıldık. Müthiş bir gözlemci (sadece başkalarının değil kendi kendinin de gözlemcisi) ve çok matrak bir yorumcu... Yukarıdaki filme ilham veren de kendi hayatından başka bir şey değil. Şunu bir dinleyin:
'Ben New York'a taşınmadan hemen önce, iki tarihi olay yaşanmıştı. Birincisi, doğum kontrol hapı icat olmuştu, ikincisi, Julia Child'ın yemek kitabı basılmıştı (60'lı yılların Amerikan kadın dünyasını, Nora Ephron'dan başka kimse böyle özetleyemez!). Sonuç olarak, herkes cinsel ilişkiye girmeye başlamıştı, cinsel ilişki sona erince de yemek pişirmeye.
(...) Ben o sırada New York Post'ta gazeteci olarak çalışıyor ve köyde yaşıyordum. Eğer bütün gece evde yalnızsam, bu kitaptan kendime mükellef bir ziyafet hazırlıyor, sonra da televizyonun karşısına geçip yiyordum. Mükemmel akşam yemeğimi yerken kendimi çok cesur ve yürekli hissediyordum. Pekala, bir randevum yoktu ama evde o gülünç yoğurt kasesiyle televizyonun başına geçen kadınlardan da değildim (hangi tarafta olmak isteyeceğimizi nasıl da biliyor!) .
(...) Julia'nın ilk kitabının yarısını pişirmiş ve pişirirken de onunla hayali sohbetler etmiştim. Ve Julia o sıralar televizyona çıkmaya başlamış, malzemeleri yere düşürüp, sonra yerden alarak doğru tencerenin içine atmakla meşhur olmuştu.'
Bu satırlar, Nora Ephron'un son kitabından (Yaşlanıyor muyum ne? - Mikado Yayınları). Mizahi anlatım ve öne çıkardığı konular, tam da bildiğimiz, alıştığımız romantik komedi üslubuyla bire bir aynı. Çünkü Nora Epron bunu hep yapıyor. Oscar'lı When Harry Met Sally ve Silkwood filmlerinin senaryo yazarı, Sleeples in Seattle ve You've Got Mail filmlerinin ise hem yönetmeni hem senaryo yazarı o... Son filmiyle de Merly Streep'i bir kez daha Oscar adaylığına taşıdı işte.
İYİ Kİ VARSIN, NORA
60. doğum gününü kutlamaya hazırlanan bu şahane kadın, gönlünü önce gazeteciliğe, sonra yemek pişirmeye, ardından kocalarına ve çocuklarına kaptırmış. Sinema dünyasına girene kadar gazete ve dergilerde yazan ve ironik üslubuyla hayranlık yaratan Nora'ya ilk romanını yazdıran ise, başına gelen, sıradan bir romantik felaket... Bakın nasıl anlatıyor:
'İkinci çocuğuma yedi aylık hamileyim ve ikinci kocamın bir başka kadına aşık olduğunu daha yeni ortaya çıkarıyorum. Kadın da evli. Kocası beni arıyor (...) Çin lokantasının önünde buluşuyoruz ve ağlayarak birbirimizin kollarına atılıyoruz. 'Oh, Peter' diyorum, 'Ne kadar da kötü değil mi?'... Histerik bir şekilde ağlıyorum, ama bir taraftan da günün birinde bunun fevkalade komik bir hikaye olacağını düşünüyorum.'
NORA'DAN SEVGİLERLE
Bunun gibi, hem kadın olmak, hem de 'Nora olmak' üzerine birçok detay var kitapta. 'Keşke bilseydim' başlıklı bölüm ise, 'çerçeveleyip as beni' diye bağırıyor! Buyurun:
Gece saat 11'den sonra arayan hiç kimseyle arkadaş olamazsın.
Chat'teki herkesi bloke et.
Otuz beş yaşındayken vücudunda çirkin bulduğun şeyler için, kırk beş yaşında nostalji yapacaksın.
Ayakkabı ayağına ayakkabıcıda uymazsa, hiçbir zaman uymayacaktır.
Giysilerinin sadece üçte birini almakla hata ettiğini düşünüyorsan, çok başarılısın.
İşte benim sevgili Nora'mı az çok siz de tanıyorsunuz artık. İzninizle, mükellef bir yemek için harika balıklar almaya gidiyorum şimdi. Gülünç bir yoğurt kasesiyle televizyon başına geçen kadınlardan olmayı kim ister ki!?