Amerika, 'ÅŸiÅŸman kedilerine' perhiz kararı aldı. ABD bankaları, toplam mevduatın yüzde 10'undan fazlasını taşıyamayacak. Ama olan, henüz büyümeye çalışan bizim 'kedilere' olacak.
Devlet Bakanı Ali Babacan'ın basın toplantısı, Türk bankacılık sisteminde planlanan köklü deÄŸiÅŸimin habercisiydi. ABD'nin getirdiÄŸi yeni kuralı hatırlatan Babacan, 'Türkiye için de benzer ÅŸeyler düÅŸünülebilir. İlgili kurumlarla istiÅŸarelere baÅŸladık' dedi.
İyi de Türk bankacılık sisteminde 'ÅŸiÅŸman kedi' yok ki.
Obama'nın enfes teÅŸbihiyle 'ÅŸiÅŸman kediler'; toksik kağıtları elinde patlayıp tüm dünya finansal sistemine hasar veren, bir kuzudan on post çıkarma demek olan kağıtları, bilanço ve ülke dışı tuttukları için denetlenmeyen, verdikleri büyük tahribata raÄŸmen, CEO'larına hala milyon dolarlık jestiyon yazılabilen dev finans kuruluÅŸları yani.
(O dev finans kuruluÅŸları ki, vaktiyle birkaçı bize 'Sizin için doÄŸrusu budur' raporları yazmıştı.)
Obama yönetiminin üstünde aylardır çalıştığı önlemlerin ilki, çıka çıka 'En fazla yüzde 10 mevduat toplayabilirsin' oldu. Oysa bütün dünyayı sarsan o büyük sistem kırılmasının sebebi, mevdudatı fazla toplamak deÄŸildi. On yıl önceki Enron skandalının dersiyle sıkılaÅŸan denetimden kaçmak için; bir birim mevduatı, postmodern sihirbazlıkla, on ayrı finansal enstrümana dönüÅŸtürüp vergi cennetleri üzerinde satmaktı.
Türk bankacılık sisteminin böyle bir sorunu olmadığı gibi, tam aksine bankalar, küresel kriz koÅŸullarında art arda kar açıklıyor.
Ama Babacan'ın sözleri Amerika kriterine uyan; yani mevduatı, toplam mevduatın yüzde 10'unu geçen dört Türk bankasının, küçüleceÄŸi anlamına geliyor. Bir bankacının tabiriyle 'motor freni' yapılacağı...
Belki hemen deÄŸil... Bir-iki yıl içinde.
Ama ÅŸu soru sorulmalı: Neden Türk bankaları, sebebi de ortağı da olmadıkları bir sorunun çözümü adına küçülsün?
GörüÅŸtüÄŸümüz bankacı ve ekonomi yönetimi aktörleri, yanıtta birleÅŸiyor: Çünkü uluslararası camianın parçasıyız. Finansal İstikrar Kurulu'nun yaklaşımları Türkiye için de baÄŸlayıcı. Kaldı ki, Bankacılık Kanunu'nun 88. maddesi de 'uluslararası düzenlemelere uyum' diyor.
Fakat bu gerçek, Türkiye için de düÅŸünülen olası tedbirin, doÄŸru olduÄŸu anlamına gelmiyor.
Türkiye'de ÅŸiÅŸman kedi yok! ÅžiÅŸman kedi bir yana, tüm bankacılık sistemini toplasanız Bnp Paribas'ın üçte birini zor geçiyor...
İşadamı 'açılım'a inanmıyor
Babacan'ın açıkladığı, yeni yatırımlar için alınan teÅŸvik toplamında DoÄŸu-GüneydoÄŸu Anadolu bölgelerinin payını gördünüz mü? 22.5 milyar liradan 2.2 milyar lira...
BaÅŸbakan Yardımcısı bunu 'Güvenlik sebebiyle' diye açıklıyor; 'iki bölgedeki gerçek potansiyel, demokratik açılımın tamamlanmasını müteakip ortaya çıkacak' diyor.
Bu cümle, sadece konuÅŸmak ile yapabilmek arasındaki o büyük farkı belgelemiyor.
İş dünyasının demokratik açılıma nasıl baktığını, inandırıcılığı, terörün, yatırım kararında nasıl hala, bir numaralı belirleyici olduÄŸunu kanıtlıyor.
Türk yatırımcısı, 'bölge' için ne zaman yüz güldürücü teÅŸvik belgeleri alacakmış?
Daha ilk adımında tıkanan demokratik açılım tamamlanacak, terör örgütü silahı bırakacak, daÄŸda kimse kalmayacak, artık tek ÅŸehit haberi gelmeyecek.
Sonra yatırımcı iÅŸ makinelerini alacak, 'tıkır tıkır' çalışan fabrikalar kuracak üretim yapacak, bölge kalkınacak. Nasrettin Hoca'nın çalılara takılan pamuk parçalarını biriktirip satarak borç ödeme hikayesini ne kadar da hatırlatıyor.
Tek farkla; komik değil; umut kırıcı...