AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2010-02-10

kategori2

Kahrolsun emperyalizm

Yıllardır Marksizm üzerine okuduğum ve hatta Marksist iktisat doktoram bulunmasına rağmen hala daha kapitalizmin ve onun en yüksek aşaması olan emperyalizmin temel işleyiş mekanizmalarını kavrayamamış olmam hayret vericidir. Marks'ın KAPİTAL'ini defalarca okudum, Lenin'in toplu eserlerini baştan sona tek satır bile atlamadan okumuş dünyadaki ender (toplu eserlerini baştan sona Lenin'in bile okuduğuna şüphem var) insanlardan bir tanesiyim. Troçkistlerin ve dördüncü enternasyonelcilerin (Ah ahhhh güzel eski günler ahhhh!) 'Geç Kapitalizm' (Late Capitalism) adını verdikleri üretim biçimi üzerine yazılmış kitap ve makalelerin çoğunluğunu okudum ama buna rağmen hala daha akıllanmadım, bütün bunlara rağmen bilinçsiz eblehler gibi bakıyorum dünyanın işleyişine...
Bütün bu acı gerçek, geçenlerde evde köpek dışkısı toplarken aklıma geldi. Biraz okuduklarımı sindirebilmiş olsaydım, kapitalizmin gerçek işleyiş mekanizmalarını kavramış olsaydım evin her bir tarafında köpek dışkıları olmazdı, en azından bunların hepsi bir yerde toplanırdı.
Rana en son fantezisi olarak eve ağırlığı bulunmayan ve boyu da büyümeyen bir adet köpek aldı. Evde olağanüstü yaramaz olan bu şey evin dışına çıkar çıkmaz kucakta tamamen sakin duruyor. Öyle ki kucağınıza alıp kimse onun farkına varmadan dünya turuna çıkmanız mümkün. İtiraf etmek istemesem de son derece şirin olan bu köpeği alır almaz Rana, oğlan ile birlikte İstanbul dışına çıktı. Hatırlıyorum da kangallar geldiğinde de gitmişlerdi. Buradaki amaç sorumluluğu tamamen bana yükleyip beni test etmek, 'acaba bakmayı başarabilecek mi, bakalım ne tür hatalar yapacak?' diye araştırıyorlar.
Kangalları bıraktıkları gün hafiften ürkmüştüm çünkü onlarla ilgili yapılabilecek bir hata yanlışlıkla ölüme yol açabilirdi. O gün Yaman bir ara dışarıya kaçmıştı, o gün tesadüfen kimse ölmedi ama vatandaşlardan birkaçı onu gördükleri an olağanüstü korkudan anında dindar olmaya karar  verdiler. Bunu daha sonra anlattılar bana.
Şimdi ise yeni köpekle ilgili tek korkum üstüne kazayla basıp veya kazayla üstüne oturup onu öldürmekten ibaretti.
Ama sonradan tecrübeyle anladım ki bundan daha başka korkularımın olması da gerekiyormuş.
Bu kapitalizm ve emperyalizm gerçekten nefretlik bir şey. Bunu bilin. Bir defa insanlara durup dururken evlerine mikro boylu bir köpek almalarının gerekli olduğunu empoze edebiliyor, hatta bunun aslında bir ihtiyaç olduğu gibi absürd bir argümanı da geliştirebiliyor.
Tabii sistem sadece abuk bir köpeği size satmakla yetinmiyor, onunla birlikte kıyafetler mamalar ve eğitim setleri de satıyor. Bu anlattıklarım en basit anlatımıyla emperyalizmin global düzeydeki işleyişinin mikro düzeydeki açıklamasıdır. Kapitalizm insanın ihtiyacı bulunmayan malları onlara satma sisteminin adı.
Neyse bizimkiler köpekle birikte beni bırakıp gittiler ve köpek bütün evi yıldırım hızıyla dolaşmaya başladı. Hızını sadece arada bir kaka ve çiş yapmak için durduğunda kesiyordu. Gözümün önünde evimiz resmen bir kamuya açık tuvalete dönüşmek üzereydi. Köpek her tuvalete çıktığında ondan para kesseydim şimdi zengin olmuştum.
Hemen harekete geçmem gerektiğine karar verdim. Daha sonra Rana'nın bana dediği gibi benim asıl hatam harekete geçmeye karar vermemmiş. Ona göre hiçbir şey yapmadan dursaymışım sorun daha az zararla çözülebilirmiş.
Ama ben karımın gözüne gireceğim ya, imkansızı başarıp köpeği de eğiteceğim ya, hemen emperyalizmin bize sattığı köpek eğitim seti torbasını karıştırdım ve tuvalet terbiyesi ile ilgili bir sprey buldum (böyle bir şeyi de sadece kapitalizm üretebilir) ve sonra bunu emperyalizm gelişmekte olan ülkelerdeki bilinçsiz insanlara satabilir. Stalin döneminde bir yoldaş böyle bir şey üretilmesini teklif etseydi Stalin onu liğme liğme parçalara böldürür ve her bir parçayı Sovyetler Birliği'nin ücra köşelerinde sokak köpeklerine mama yapardı.
Evet, sonuna bulduğum spreyi köpeğin kakasını ve çişini yaptığı her yeri temizledikten sonra oraya sıkmaya başladım. Bu kadar küçük boyuttaki bir köpeğin bu kadar muazzam boyutta dışarıya çıkabilmesi de ayrıca şaşırtıcı bir olaydı ve tamamen ayrı bir yazı konusu olabilecek kadar tuhaf bir fenomendi.
Şimdi hazır olun. Eğer yazıyı ayakta filan okuyorsanız lütfen bir yerlere oturun çünkü başıma gelenlere dayanamayıp içinizin bir tuhaf olması ve şak diye bayılmanız  büyük bir ihtimal.
Benim köpeğin bir daha aynı yere tuvaletini yapmasını engellesin diye sıktığım sprey meğerse köpeği tuvaletini daima oraya yapmaya alıştıran bir kokunun spreyimiş (kapitalizmden ve emperyalizmden nefret etmek için bir başka neden de bu). Köpeklerin tuvalet terbiyesi gibi fantastik bir amaç uğruna iki ayrı spey üretiyorlar ve bir tanesi onu tuvaletini yapmaya teşvik ediyor, diğeri ise tuvaletini oraya yapmamayı öğretiyor ve üstelik iki spreyin üstünde de büyük harflerle KÖPEKLERE TUVALET TERBİYESİ SETİ yazıyor. Gayet tabii ki daha başka küçük harflerle yazan birçok şey de var spreyin üstünde. Benim o yazılanları okuyabilmem için gözlük yetmiyor artık, benim öyle şeyleri okuyabilmem için artık bir Hubble teleskobu gerekiyor.
Sonuç itibarıyla evin her bir tarafına köpeğe oralara tuvaletini yapabilirsin sinyalini veren spreyden sıktım.
Ve sonra Rana seyahatten geldi. Olanları öğrenince benimle alay etti. Olan biteni oğlan okulda arkadaşlarına anlatıyor, annesi ise  bütün velilere neler olduğunu anlattı. İkisinin imkanları olsa televizyonda dokümanter yayınlatıp anlatacaklar millete yaptıklarımı. Sanki Rana ve Alp hayatlarında hiç hata yapmıyor da, sanki kusursuz onlar da bir yanlışımı bulunca üstüne atlayıp alay ediyorlar. Şimdi ben de onların hata yapmalarını bekliyorum.