Euroleague'de kolay takım olmadığının delili 'Partizan' takımıydı. Maçın favorisi Efes iken, sanki maçı Partizan kazanacak görüntüleri, maç boyu sürdü. Partizan, 2.29'luk devi Slavko Vranes ile bizim uzunlara üstünlük saÄŸlarken, Santiago'nun oyunda olduÄŸu anlarda, bu oyuncuyu biraz savunabildik.
İlk iki periyotta her iki takım da kötü basketbol ortaya koydu. Kaçırılan ÅŸutlar, istatistikte sırıtıyordu. Tabii, doÄŸal olarak yüzde 50'nin altında kaldılar. Efes ikiliklerde 9/19 ile 47, üçlüklerde de 3/11 ile 27'lik performansıyla, skorda geri kaldı. Sanki Partizan ondan çok iyi idi. İkilikler 8/19 ile 42, üçlükler 4/9 ile 44'lük yüzdeyi sergiledi. Kötülerin iyisi idi.
İlk iki periyot, son iki periyotun da aynasıydı. Efes bir türlü kaçıp, kurtulamadı. Partizan'a hakimiyet kuramadı. Yine de, Smith ve Shumpert'ı hücumda daha iyi kullandığı 3.periyotu 4 sayı da olsa, önde bitirdi. Son periyotun ilk dakikalarında, dış ÅŸut tehlikesine karşı, hareketli savunmayı, geniÅŸ alana yayarak mücadele eden Efes, bu 4 sayılık farkı korudu. Sonra, fark 7'lere kadar bir çıkıp, bir indi. DoÄŸrusu 'Bu maçı kaybetme korkusunu' bir türlü üzerimizden atamadık.