‘Yetenek Sizsiniz’ yarışmasında izlediÄŸiniz dans gruplarının önemli bölümü break dansı yapmayı amaçlıyorlardı. Buna baÄŸlı olarak rapçi grupların da sayısı hayli fazlaydı. Halleri, tavırları, davranışları ve konuÅŸma stilleriyle ağırlıklı olarak varoÅŸlardan geldikleri belli olan bu çocukları izlerken, onların bu tercihleriyle son yıllarda tamamen yanlış biçimde ‘ÅŸiir’ olarak adlandırılan, anlaşılan türe artan ilgi arasında muhakkak bir baÄŸlantı olması gerektiÄŸini düÅŸündüm.
Acıların sıralandığı ve arabesk müzik eÅŸliÄŸinde okunduÄŸu takdirde çok daha güzel algılanan bu popüler ‘ÅŸiir’ ile break dansı arasında kendini ifade etme yöntemleri olarak derin baÄŸlantılar var. Bir defa ikisi de ağırlıklı olarak büyük ÅŸehirlerin varoÅŸ bölgelerinde çok popülerler, ikisi de temelde gerçek bir çalışma gerçek bir sanat gayreti gerektirmiyorlar. İkincisi de gerçek deÄŸiller, yani ÅŸiir olarak adlandırılan ÅŸey aslında ÅŸiir deÄŸil, dans olarak nitelendirilen break dansı da gerçekten dans deÄŸil. Åžiir diye tanımlanan ÅŸeyde de yazar hayatta çektiÄŸi acılarını, üzüntülerini aÄŸdalı cümleler ile alt alta sıraladığında, içine biraz da aÅŸk acısı katabildiÄŸinde kendisini ÅŸiir yazmış gibi zannediyor. Break dansta ise belirli bir metot, koreografi zorunluluÄŸu fazla hissedilmiyor, genç kendi yaÅŸamındaki hayat ritmlerini vücuduna aktarabildiÄŸi ve gerekirse spontane hareketliliÄŸi ile kendini dans yapmış görüyor (kabul etmek gerekir ki bu da tabii bir yetenek gerektiriyor).
BAŞKALDIRININ İFADESİ
Bunlara gerçek deÄŸiller derken bu kendini ifade biçimlerinin özellikle varoÅŸ gençlerince kabul görmelerinin bu ifade biçimlerinin onlara belirgin bir rahatlama ve baÅŸkaldırı duygusu verdiÄŸini elbette reddetmiyorum. Sadece görmemiz gereken break dansının varoÅŸlardaki popülaritesiyle, duygusal isyanları yansıtan ÅŸiir arasında derin baÄŸ olduÄŸunu ve ikisinin de gençliÄŸin gerçek duygusal isyanlarını yansıttığıdır.
Break dansı bize yabancı olmakla birlikte temelde aynı kültür ikliminin ürünüdür. Break dansı yabancı ülkelerin metrolarının sokaklarında ilk göründüÄŸünde bunun performansını yapanlar metroların varoÅŸlarından gelen gençlerdi. Aynı gençlik arasında bizde de tercih edilen rap tarzı da aslında ÅŸiir olmayan ‘ÅŸiirin’ müzik ritmiyle ifadesidir. Bizde ÅŸiir diye anlaşılan ÅŸey rap tarzına çok uygundur çünkü ikisi de duygusal isyanların ürünüdürler.
Ben rapı New York sokaklarında ilk duyduÄŸum zaman çok ÅŸaşırmıştım çünkü Washington Square parkında giriÅŸteki mermer sütunun ayağına yaslanmış olan zenci genç kendi kendisine konuÅŸuyor gibiydi. Biraz daha dikkatli dinleyince onun aslında ÅŸiirsel bir müzik ritmi transında olduÄŸunu fark ettim. Rap iÅŸte o sokaklardan yayıldı.
Bizde genelde acı ve hüzünün dökümünün yapıldığı ÅŸiirin yaygınlaÅŸması, rapın ve break dansının ÅŸehirlerimizin varoÅŸ gençliÄŸi arasında popüler olduÄŸunun artık bariz ÅŸekilde yarışmalarda ortaya çıkması maalesef güzel bir geliÅŸme deÄŸil.
UMUTSUZ GENÇLER
Bu gençler mutlu deÄŸiller, baÅŸedemedikleri sorunları var. Diyebilirsiniz ki bu bütün genç insanların ortak sorunudur bu ama bunların bir farkı daha var, bunların umutları da fazla yok. KoÅŸullarının deÄŸiÅŸebileceÄŸine pek inanmıyor gibiler, hayatlarının alternatifin ne olması gerektiÄŸi konusunda hiçbir fikirleri, beklentileri yok. Bu yüzden break dansları olması gerektiÄŸinden çok daha sert ve hızlı olabiliyor. Çünkü o an isyanın zirve noktası haline gelebiliyor. Rapçi sanatçıların ritmleri dışında dediklerine de iyi kulak kabartın, neye karşı isyan ettiklerini bilmeden, kendilerine geçici bir isyan hedefi koysalar da bunun kendilerine gerçek bir yarar saÄŸlamayacağını bilmenin, her baÅŸarının geçici olacağını hissetmenin getirdiÄŸi derin mutsuzlular var o sözlerde. Popüler olan ‘ÅŸiirlerde de’ ister aÅŸk anlatılsın isterse hayatın diÄŸer zorlukları anlatılıyor olsun hepsinde belirgin biçimde hayatın tüm ağırlığı ile insanların üstüne çöktüÄŸünün ve bütün çıkış yollarını kapadığının çığlığını isteyen duyabilir.
Sonuç itibarıyla, isterlerse dans ederken çok eÄŸleniyor gözüksünler, isterlerse söyledikleri ÅŸarkılara neÅŸe katmaya çalışsınlar, isterlerse de ÅŸiirlerinde hayali mutlulukları anlatsınlar ben bunların hepsinde derin bir keder hissettim.
Diyebilirsiniz ki bu hissin senin kendinden kaynaklanıyor, sen kendi mutsuzluÄŸunu onları yorumlamakta kullanıyorsun. Tamam bu meÅŸru bir kaygı olabilir, bunu kabul ediyorum ama emin olun ki bu böyle deÄŸil aksine ben belki gençleri izlersem daha mutlu olurum diye oturdum televizyonun başına ama yarışların sonunda hüzünle kalktım televizyonun başından. Åžimdiki gençliÄŸin bizim kuÅŸağın gençlerinden daha mutsuz halde olduÄŸunu görmek bende inanılmaz derecede görevini yapamamış olmaktan kaynaklanan yetersizlik duygusu yarattı. Bazı ÅŸeyleri mutlaka eksik ve yanlış yapmakta olduÄŸumuzu düÅŸündüm ve kendimi suçladım. Umarım siyasetçilerimiz de seyretmiÅŸtir ‘Yetenek Sizsiniz’ yarışmasını ve umarım gençlerin hareketlerini ve laflarını gerektiÄŸi gibi yorumlayıp, kendilerine bazı dersler çıkarmışlardır.
GençliÄŸimizin zencileÅŸmesine ve ‘ötekileÅŸmesine’ dur diyebilmenin yollarını muhakkak düÅŸünüp bulmalıyız. Bu yapılabilir. İş zor diye baÅŸtan kesip atmamalıyız.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.