AKŞAM GAZETESİ | Dr. Murat Kınıkoğlu | 2010-02-15
Geçen gün metroya binerken medeniyetten nasibini almamış biri önce ayağıma bastı, sonra sırada bekleyen diğer vatandaşları omuzlayarak vagona girdi. Damarlarımdaki kanın beynime fırladığını hissettim.
Sizin de başınıza gelmiştir, çok küçük, başka zaman olsa aldırmayacağınız önemsiz bir konu asabınızı bozar, tüm gününüzü zehir eder. Aynı benim gibi içinizde bir şeyin koptuğunu hissedersiniz. Öfke düğmesinin çevrilme hızı, kana salınan adrenalin ve kortisol gibi öfke hormonlarının miktarı ve kandan temizlenme süresi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bazı insanlar saman alevi gibi parlayıp sönerken bazıları olayı yaşamaya devam eder, bir türlü zihinlerinden atamazlar. Herhangi bir nedenle öfkelenmeniz halinde sonraki saatlerde çok dikkatli olmamız gerekir. Kanımızdaki adrenalin seviyesi zaten yüksek olduğu için karşımıza çıkacak en küçük terslik birincisinden daha şiddetli bir öfke nöbetine, kontrolsüz bir reaksiyona neden olur. Evdeki, işyerindeki büyük kavgalarınızı hatırlayın, çoğunun öncesinde küçük-önemsiz bir sinirlenme vardır. Öfkelenme sırasında salınan adrenalin ve kortizol adını verdiğimiz hormonlar kalbi hızlandırır, tansiyonu yükseltir ve kalp damarlarını daraltarak kalp krizine neden olur. Araştırmalar öfkeli insanların kalp krizi geçirme risklerinin sakin olanlara kıyasla %19 daha yüksek olduğunu gösteriyor. Keşke bir alet olsa da kolumuza takıp, tansiyon veye kan şekerini ölçer gibi öfke seviyemizi ölçebilsek. Maalesef yok, nasıl ki şeker ve kolesterolümüzle mücadele ediyorsak, diyet yapıyorsak aynı şekilde öfkemizi de kontrol altına almaya çalışmamız gerekiyor.
Öfke kontrolü
1-Ben öfkeyi en üst basamakta patlamaya hazır bir dinamitin sizi beklediği bir merdivene tırmanmaya benzetirim. Yukarı çıktıkça manzaranın güzelleştiğine sakın aldanmayın (öfke baldan tatlıdır). Son basamakta patlamayla karşılaşmanız kaçınılmazdır. Bu yüzden öfke merdiveninde iki üç basamak yukarı çıktığınızı fark ettiğinizde hemen geri inmeye (kendinizi rahatlatmaya) çalışın.
2-Stresli bir iş gününden sonra eve dönerken kendinizi çok öfkeli hissediyorsanız hırsınızı eşinizden ve çocuklarınızdan çıkarmak yerine hemen eşofmanlarınızı giyip yürüyüşe çıkın. Koşmak ve terlemek öfkeyi alır, bir sinir ilacı gibi yatıştırıcı etki yapar.
3-Beynimizin olumsuz bir olaya takıldığını hissettiğimiz anda bilinçli olarak mücadele etmeli, başka şeyler düşünmeli, beynimizi esir alan kötü düşünce sarmalından çıkmak için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Bazı insanlar bu fasit dairenin içinde kalmayı tercih ederler, hatta bir şekilde bundan zevk alırlar. İçlerindeki öfke, dağdan aşağı yuvarlanan kartopu misali kendisini besleyerek gittikçe büyüyerek daha büyük patlamalara neden olur.
Bir haksızlığa uğradığınızda:
1. Anında cevap vermek yerine beklemeyi/olayı soğutmayı tercih edin. Artık ona kadar mı sayarsınız yoksa yüz milyona kadar mı orası size kalmış.
2. Size haksızlık yapan kişiden bir süreliğine uzaklaşmak da iyi sonuç verir. Odadan dışarı çıkıp derin bir nefes almak, eşinizle oturma odasında kavga ettiyseniz salona geçip biraz televizyona bakmak sakinleşmenizi sağlayabilir.
3. Konuşmak yerine yazarak cevap vermek iyi bir çözümdür. Yıllar önce çalıştığım klinikte bu alışkanlığı edinmiş bir arkadaşım vardı. Eline kalem kâğıt alıp bir köşeye oturunca “gene birisi bizimkini kızdırmış” diye düşünürdük. Metroda benim başıma gelenler arkadaşımın başına gelseydi biri İETT’ye diğeri gazetenin okur köşesine olmak üzere iki mektup yazar öfkeden kurtulurdu.