AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2010-02-15
Hükümet, 2009 yılında, yurtdışında yaşayan Türkler ile ilgili çeşitli devlet kuruluşlarında yapılan çalışmaları tek bir merkeze bağlamak istemişti. Önce yurtdışında yaşayan 5 milyon Türk’ün sorunlarıyla ilgilenecek bir bakanlık kurulması düşünüldü.
Şimdilik, başbakanlık ve ilgili bakanlığa (Faruk Çelik’e bağlı Devlet Bakanlığı) bağlı bir bir ‘Başkanlık’ kurulmasına karar verildi.
Tasarıya göre bu Başkanlık altında beş daire başkanlığı faaliyet gösterecek:
Yurtdışı Vatandaşlar Daire Başkanlığı, Soydaş ve Akraba Topluluklar Daire Başkanlığı, Kurumsal İlişkiler ve İletişim Başkanlığı, Uluslararası Öğrenciler Daire Başkanlığı, Strateji Geliştirme ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı. Ayrıca yerli ve yabancı uzmanların çalışacağı 7 bölge masası daha düşünülüyor.
Azerbaycan çapında bir ülkenin bile Diaspora Bakanlığı bulunduğunu göz önüne alırsak, yurtdışında yaşayan 5 milyon Türkiye Türk’ünün sorunlarının ve taleplerinin anlaşılabilmesi ve karşılanabilmesi yolunda Türkiye’nin merkezi bir organizasyon kurmakta çok geç kaldığını söyleyebiliriz.
Yine de, ileride Bakanlığa dönüşebilecek böyle bir organizasyonun temelinin bugün nihayet atıldığı görülüyor. Dün, yurtdışında yaşayan Türkler konusunda uzman bir eski bürokrata, oluşumun önünde engeller olup olmadığını sordum.
Bana çok ilginç bir cevap verdi:
‘Engeller vardır. Ama engeller öyle tahmin edilen yerlerden gelmez. Engel de demeyelim daha çok sorunlar var. Bu başkanlığı istemeyenler, bakın burası çok ilginç, yurtdışındaki bazı Türk dernek ve oluşumlarının yöneticileri olabilir. Çünkü bazıları temsil yetenekleriyle ekonomik ve siyasal güç üretip, ellerinde tutuyorlar. Bir merkezi planlama ve organizasyon, onların çıkarlarına karşı gelebilir. Tabii bunu hepsi için söylemiyorum. Bazıları için söylüyorum. Ve yanlış anlaşılmasın dinsel topluluklar için söylemiyorum, onların tamamına yakını tasarıyı destekliyor.’
İlginç mi, ilginç...
Hükümete ister muhalif, ister yandaş olsun, önceliği Türkiye olan her dernek, federasyon ve topluluğun bu projeye destek olacağı açık.
Kurulacak Başkanlık kapsamına ‘Akraba ve soydaş topluluklar’ın da eklenmesiyle, Türk Diasporası dünya sahnesinde nüfusu ve potansiyel gücüyle orantılı bir etkinliğe nihayet kavuşabilmeye başlayacak.
Daha önceki kabinede Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da bağlı bulunduğu Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu döneminde çalışmalarına başlanan ‘Yurtdışı Türkler Başkanlığı’ yine aynı Bakanlık bünyesinde Faruk Çelik’in inisiyatifinde gerçekleştirilecek gibi görünüyor.
Ayrıntıları takip edeceğiz, ama her iki bakanı da, biraz erken de olsa, şimdiden kutlamak istiyorum.
Twitter’da kimleri takip ediyorum?
HatIrlar mısınız, birkaç ay önce twitter gazeteciliği yaptığını idda edenler vardı... Ben de bu gazeteciliği takip etmek için twitter’da yerimi aldım...
Ve fakat, ne göreyim: twitter gazeteciliği yapacağını söyleyenler, ancak ‘şu şarkıcıyı burada gördüm, inanabiliyor musunuz, yemek yiyordu’ türünden dedikodu vermekten başka hiçbir ‘başarı’ kaydedememişler!
Twitter’da onları takip edenler, birkaç ay içinde ilgilerini kaybetmiş görünüyor.
Takipçilerinin yorumları şöyle: ‘Yazacak bir şeyleri olsa, köşelerinde yazarlardı zaten...’
Bu arada, ‘twitter’da gazetecilik’ iddiasında bulunanlardan çok daha ilginç bilgiler veren, alıntılar yapan ve hatta, yer yer edebi metinler yazanlara rastladım.
Bunları yazanların kimileri, twitter’da habercilik iddiası sürdürmeyen gazeteciler; kimileri ise bambaşka mesleklerin mensupları...
Ben de normal olarak gazetecileri bırakıp, onları takip etmeye başladım.
Haberx.com sitesinin sahibi Cemil Barlas. @secondvirus nick’ini kullanan Cemil Barlas, twitter’daki sahte kimlikleri deşifre etmekten, kullanıcıların aktif katılabileceği Lost dizisi tadında oyunlar kuruyor.
Eski Başbakanlık Başmüşaviri Ahmet Tezcan; @amedbaba nick’iyle, oldukça derinlikli tasavvufi metinler yazıyor.
MFÖ’nün Mazhar Alanson’u; @mazharalanson12 nick’iyle çok keskin ve tersten çalışabilen zekâsını gösteriyor. (Taklitlerinden sakınınız.)
Biricik Suden, @biriciksuden nick’iyle Sanem Altan (@AltanSan) ile birlikte Cem Yılmaz düzeyinin çok daha fevkinde espriler yapıyor.
Sinema filmi ithalatçısı Metin Anter ise, @metinanter nick’iyle hem eğlenceli hem de derinlikli tartışmalar açıyor.
@yseba nick’ini kullanan, ünlü reklamcı Ayşe Bali. Onun tweet’leri ise, aforizma tadında.
Ömer Lekesiz’in (@omerlekesiz) tweetleri ise belagat şahikası. 140 karaktere bir dünya sığdırılabileceğini gösteriyor.
Onların dışında, tweet’lerinden büyük bir keyif aldığım, @stivmakkuin @murataykul @seza7 @Refik_Referans ve az da yazsalar Vivet Kanetti (@vivetk) ve İbrahim Kiras’ı (@ibrahimkiras) da takip ediyorum.