AKŞAM GAZETESİ | Avni Başoğlu | 2010-02-15
Maç kağıdı önümüze geldiğinde, Rakoçeviç’in ismini Efes kadrosunda görünce, Efes’in İsrail dönüşü “F.Bahçe maçını düşünerek, bir yanıltma taktiği yaptığı” gibi bir düşünce beynimizden geçti. Sonra, tanıdığım en hırslı koçlardan olan Ergin’in bençte, daha maç başlamadan oturduğu anlar ve maç dakikalarında da, bençten az kalkması, yüzünden üzüntü fışkıran ifadeler, düşüncelerimizde ikileme yol açtı. “Yoksa Rako olayında Ergin’in - Ben Rakoçeviç’i bu takımda bir daha oynatmam - kararını, acaba Efes yönetimi mi engellemişti? F.Bahçe gibi en zor rakibe karşı Rako gibi bir yıldızı oynatmamanın riskini göze alamayıp, Efes kurmayları acaba, koça baskı yaparak, kararını geri mi aldırmıştı?”
Maç boyu “Ergin Ataman’ın yüz ifadeleri” 2. şıkkın, sanki daha ağır bastığı izlenimini verdi. Öyle, ya da böyle! Sanki, İsrail’de Ergin Ataman’ın üzerine yürüyen Rako’nun yarattığı huzursuzluk, dün Efes’i kötü etkiledi ve adeta bitirdi! Bu bir gözlemdi. Belki de yanılıyoruz amma “Görünen köy de kılavuz istemiyor!” Neysseee! Gelelim maça; Efes’in eski maçlarda olduğu gibi, 4 kısa ile üstünlük sağlama taktiği, Ukiç’in transferi, Ömer Onan ve Greer’in sakatlıktan, formda dönüşleriyle verimli olamadı. Efes’te, Kasun’un çember altında Fenerbahçe uzunlarını karşılamadaki caydırıcılığı olmasa, fark daha da açılabilirdi. Fenerbahçe’yi Ömer Onan ve Emir Preldziç’in ihtişamı adeta uçurdu. Hızlı hücumlarda, bu ikili çok iyi anlaşarak, Efes savunmasını dağıtıp, gedikler yaratarak, sonuca gitti. Bir de Rasim maçın gidişatını değiştiren adamdı. Efes’in farka gitmeye başladığı anlarda, biri üçlükten, kaydettiği 5 sayı ile Fenerbahçe’nin talihini değiştirdi.