Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

'Çapkınlık yapmıyorum çünkü iktidarsızım'

Arkadaşlarım bana akşamları neden dışarıya çıkmadığımı, neden çapkınlık  yapmadığımı sorup duruyorlar. Üstümdeki bu mahalle baskısı bazen bunaltıcı bir düzeye gelebiliyor. Bu baskıdan  kurtulmak için bazen  arkadaşlarıma kestirme yoldan iktidarsız olduğumu söylüyorum.
Yine beni rahat bırakmıyorlar bu sefer de kendi aralarında benim iktidarsızlığımı konuşuyorlar.
Bugün okurlarıma gerçeği açıklamaya karar verdim. Akşamları arkadaşlarım gibi neden dışarıya çıkmıyorum, neden karımı aldatmıyorum; bunun temelindeki gerçeği açıklayacağım. Arkadaşlarımı üzeceğimi ve onların akşam içkilerinin en favori konusunu ellerinden almama yol açacağını bildiğim halde, henüz maalesef tam iktidarsız olmadığımı açıklamak zorundayım. Maalesef diyorum çünkü harem ağaları gibi bu işi kafamdan mecburen tamamen çıkarmamın bana hayatta çok yarayacağını düşünüyorum. Ancak anladığım  kadarıyla o günün gelmesi için biraz daha zamana ihtiyaç var. O gün geldiğinde en azından akşam neden çıkmadığım, neden çapkınlık yapmadığım gibi saçma soruları duymaktan kurtulacağımı umuyorum. Belki o gün geldiğinde bir tişört alırım ve üstüne 'EVET BEN İKTİDARSIZIM VE MUTLUYUM' diye de yazdırırım ve öyle dolaşmaya başlarım ortalıkta.
Eee, iktidarsız da değilsem neden arkadaşlarla akşam takılmıyorum ve çapkınlıklar yapmıyorum biliyor musunuz?

ORTALAMA BİR ÇAPKINLIK GECESİ
Ben hayatımda heyecana ve sürp-rizlere alışmışım, bunlar olmadığında yaşayamam bu hayatı ben. Şimdi diyelim ki çapkınlık yapmaya karar verdim, size yemin ediyorum ki o gece neler olacağını adım adım biliyorum. Hiç bir heyecan ve sürp-riz olmayacağına eminim.

O gece aynen şu şekilde geçecektir:
1-
Rana'ya kapsamlı ve bir o kadar da anlamsız olan bir yalan söylenecek. Rana konuşacağımı söylediğim kişi hakkında detaylı ve sürpriz sorular soracak. Sorular nedeniyle yalanımın boyutları muazzam büyüyecek. Aynı soruları akşam dönünce tekrar soracak nasıl olsa.

2- Yabancı bir kadınla birlikte olacağım  heyecanı yüzünden yolda içimi gaz kaplayacak.

3- Barın iskemlesine oturduğum an gazın verdiği rahatsızlık had safhaya ulaşacak. Ben daha o anda keşke evimde odamda yalnız ve pencereler açık bir şekilde oturuyor olsaydım diye düşüneceğim.

4- Viskinin içimdeki gazı dağıtacağını düşünerek, kendi cenazemde bile mutlu olmamı sağlayacak düzeyde viskiyi kısa sürede içeceğim.

5- Arkadaşlarla gelen kadın beni alıcı gözle bir süre izleyecek ve ortada alınacak bir şey olmadığına karar verdiğini gösteren bir yüz ifadesi takınacak.

6- Ben tam o esnada yabancı ve o geceden başka hiçbir zaman görmek niyetim olmayacak bir kadınla konuşmaya çalışmanın ne kadar da anlamsız ve imkansız olduğunu düşünmeye başlayacağım. Hele o kadının entelektüel düzeyi oturmakta olduğum bar iskemlesininki kadarsa bu konuşma girişimi daha da zorlaşacak...

7- Arkadaşlarımın yönlendirmesiyle, ayrıca büyük ihtimale onlardan büyük miktarda para mükafatı sözü de almış  olduğundan, kadın benim gizli bir dahi olduğuma ikna olacak ve sonunda bir dahiye hayırseverlik olması için benimle yatmak arzusunu belli edecek.

8- Bu belli olur olmaz ben de hemen yabancı bir kadının önünde soyunmak ve soyunduktan sonra üstüne üstlük gaz basmış olan göbeğimin nasıl gözükeceği konularında panik atağı başlayacak. Keşke kadına kitabımı imzalayıp versem de arkadaşlarımdan bir tanesini kadınla benim yerime yatmaya ikna etsem nasıl olur ki diye düşünmeye gerçekten başlayacağım.

9- O kadar fazla içkiyle alınan hapın denildiği gibi erkeği öldürmediği ve sakat da bırakmadığı sadece sevişmeye çalışırken arada bir bayılmasına neden olduğu ortaya çıkacak. Ancak kadının yatağı tahmin ettiğim gibi soğuk olacağından gazım artık ağrı da vermeye başlayacak..

10- Gece boyu süren bütün zahmete rağmen  beş altı dakika sonra tekrar giyinmek zorunda kalacağım ve gecenin asıl en zor dakikaları gelecek. Yatmadan önce bile neler konuşabileceğimi bilemediğim kadınla bir de şimdi yattıktan sonra neler konuşabileceğimizi katiyen  bilemeyeceğim.

11- Arkadaşları görmemek  için bu kadına da yalan söyleyerek evime gideceğim.

12- Vicdan azabı  başlayacak. Karımı ve oğlumu her gördüğümde keşke o kadınla yatmasaydım diye düşüneceğim. Kadının adını da sormayı unuttuğum aklıma gelecek. Geceyi maalesef kafamdan  çıkaramayacağım, çünkü gaz ağrım sabaha kadar sürecek. Rana bana iş yemeği nasıldı diye sormak yerine 'bari kadın güzel miydi?' diye açıkça  soracak ve bu da beni şaşırtacak ve panikletecek..

13- Odamda daha fazla viski içeceğim  ve Xanax'a rağmen uyuyamayacağım. Uyuyamadığımı gören Rana 'yoksa şimdi de kadına aşık mı oldun, vah beceriksiz zavallıcık'  diyerek benimle dalgasını geçecek.

14- Sabah muazzam bir baş ağrısı ve vicdan azabı ile kalkacağım ve ayrıca cinsellikle bulaşabilecek hastalıklardan acaba hangisinin bana bulaştığı sorusuna cevap arayacağım. Listeden kendime uygun hastalıklar  seçeceğim. Öğle saatlerine doğru eğer AIDS olduysam ne kadar ömrüm kaldığı yolunda olağanüstü bir panik atağı daha yaşayacağım...
Gördüğünüz gibi akşam çıktığım takdirde neler olcağını detaylı biliyorum benim için hiçbir sürpriz ve heyecan yok.

Bu yüzden çıkmak istemiyorum dışarıya. Oysa  evde benim hayatım heyecan ve sürprizlerle dolu. Hiç canım sıkılmıyor evdeyken. 

Rutin bir günde şunlar olabiliyor örneğin;
- Sabah kalkıp itinayla tıraş oluyorum ve çok sevdiğim yeşil kazağımı giyip kahvaltı için mutfağa geçiyorum. Oğlanın önünde havuç suyu ve portakal suyu karışımı meyve suyu var. O kamışıyla meyve suyundan biraz çekiyor kamışına. Sonra bana dönüp fışkırtıveriyor suyu, benim kazağımın üstüne. Bir anda empresyonist rsimlere dönüşüveriyorum. Şekilsiz olduğumdan bir Picasso resmine dönüştüğüm de söylenebilir. Rana bana ne olmuş ki oğlan üstüne biraz meyve suyu sıçrattı diye soruyor. 'Sıçratmak mı, biraz mı dedin' diye haykırmak arzumu bastırıyorum.

- Spor salonunda Alp'i izlerken arkadaşı benim yanıma eğilerek gözüme bakıyor. 'Serdar amca sen nereye bakıyorsun bir türlü anlamıyorum' diye konuşuyor, 'Baktığın yere bakıyorum orada sadece ayna var, Alp ise salonun öteki  ucunda hareket yapıyor. Amca sen nereye bakıyorsun ki?' diye soruveriyor. Ona gerçeği anlatıyorum ve ben bir noktaya baktığım sanıldığında aslında oraya değil de o noktanın 180 derece yanına bakabildiğimi anlatıyorum. Bu durum çok güzel bir oyuna vesile oluyor ve birlikte çok eğleniyoruz, çok gülüyoruz.

- Odamda kitap okuyorum. Pema Chödrön'un 'Her Şey Darmadağın Olduğunda' adlı kitabı hayatta her şey darmadağın olduğunda insanın bununla Budist yöntemlerle mücadele etmesinin yollarını öğretiyor. Birden kapı açılıyor ve oğlum bana arkadaşlarıyla birlikte hazırladıkları mektubu bırakıyor. Bu bir davet mektubu. Çocuklar beni misafir odasında hazırladıkları yeni müzenin açılışına bekliyorlar. Bu benim hayatımda her şeyin birden darmadağın olması anlamına geliyor. Ama okuduğum kitabın bana bu travma ile mücadele yolunu gösterebilmesi de  imkansız. Sakin durabilmem için yüksek düzeyde uyuşturucu almam lazım. Müzeyi gezdikten sonra çocukların açılışı kutlamak için bir gösteri de düzenlediklerini duyunca sinir sistemim birden  tamamen çöküyor. Ve kendimi büyük sürprizlerle dolu bir akşama hazırlıyorum.
Ben böyle bir hayata alışmışken akşamları dışarıya çıkmak neden isteyeyim ki?

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3