MHP Lideri Devlet Bahçeli dün Meclis'teki grup toplantısında partisinin tavrını ortaya koydu: 'Gül'ün görev süresi beş yıldır'.
Aynı dakikalarda Bülent Arınç da görüşlerini açıkladı.
İlgili hemen herkesin yaklaşımı belli.
Bu durumda en önemli soru işareti olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kararı kalıyor.
Tartışmayı güncelleyen, Gül'ün Hindistan seyahatindeki açıklamaları oldu. Cumhurbaşkanı, 'Anayasa değişikliğinde fırsat kaçtı' sözlerine gelen eleştirilerden rahatsızlık duydu, 'düzeltme' yoluna gitti.
İki gündür iktidar partisinin, özellikle Başbakan Erdoğan'ın ve ana muhalefetin Cumhurbaşkanlığı seçimi, Gül'ün görev süresi ile ilgili görüşlerini aktarmaya çalıştık. Şimdi Çankaya Köşkü'ne bakalım.
Abdullah Gül, zorlu bir dönemin ve tarihe geçecek iç-dış mücadelenin ardından Cumhurbaşkanı seçildi. Yolundan döndürmeye çalışanlara direndi, kararlılık sergiledi ve Çankaya Köşkü'ne çıktı.
Yapılan Meclis seçiminde, 'bir defaya mahsus olmak üzere yedi yıllığına' Cumhurbaşkanı oldu.
Sonradan referandum yapıldı, cumhurbaşkanlarının 'beş + beş iki dönem' görev yapabilmesine olanak tanıyan düzenleme hayata geçirildi.
Gül, bu değişiklikten önce seçilmişti, 'özel durumunu' açıklığa kavuşturacak teknik ifadelere, referandumda veya Meclis'te yer verilmedi.
GÜL 7 YIL KALMAK İSTER
Cumhurbaşkanı Gül, görev süresiyle ilgili tartışmalara girmek istemez. Bunu hem erken hem de yersiz bulur. Kişisel tahminim, onun gönlünden geçen, 'yedi yıl' görev yapmaktır. Ama bunu da kamuoyuna açıklamayı uygun görmez. Çankaya'da 2014'e kadar kalmayı tercih eder.
Buna rağmen Meclis'te bir düzenleme yapılır ve 'mevcut cumhurbaşkanı 5 yıllığına seçilmiştir' hükmü konulursa itiraz etmez. Üzülür, yanlış bulur ama sesini çıkarmaz. Böyle bir ihtimal olursa 2012'de gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmayı hem kendisine hak görür hem de bunu zorunluluk olarak değerlendirir.
YENİ CUMHURBAŞKANINI BEKLEYEN ZORLU GÖREV
Arkadaşımız Çiğdem Toker bugün yazdı, Baykal gibi AKP'li Dengir Fırat da kamu hukukunda kazanılmış hak olmayacağını söylemiş. Kamuoyu tartışıyor, farklı görüşler var. Hukukçular da uzlaşamıyorlar. Konu ya Meclis'te düzenlenecek -ki onun Anayasa Mahkemesi'ne taşınıp iptal edilme olasılığı bulunuyor- ya Yüksek Seçim Kurulu'na götürülecek - buna da CHP'liler 'imkansız' gözüyle bakıyor ve karşı çıkıyorlar- veya belirsizlik sürecek, iş sürüncemeye bırakılacak.
Bu durumda en az iki yıl tartışıp duracağız. Tehlikeli...
Gerginlik özellikle Köşk hesapları üzerinden yapılıyor. Ağırlıklı olarak rektör tercihlerine damgasını vuran Cumhurbaşkanı, henüz yüksek yargıda aynı belirleyiciliğe sahip olmadı. 2012-2017 veya 2014-2019 döneminde Köşk'te görev yapacak kişi, Anayasa Mahkemesi'nin üye yapısını tamamen değiştirecek atamalarla yüz yüze kalacak. Diğer yargı kurumları da aynı durumda...
CUMHURBAŞKANININ PERFORMANSI
Halk seçeceğine göre Köşk için adaylığını koyacakların geniş bir toplumsal kesimden oy almaları gerekecek. Her halükarda halk oylamasında yüzde 50'nin üzerine çıkacak bir kişi Cumhurbaşkanı olacak. O halde Gül'ün Köşk günlüğü ve performansı belirleyici parametrelerden birisi. Kendi tabanına sempatik geldiği ve biraz daha geniş muhafazakar kesimden (MHP tabanının bir bölümü) destek bulduğu açık. Doğu-Güneydoğu'da şansı yüksek. CHP tabanı ise çok tepkili.
Toplumun çeşitli katmanlarıyla, aydın kesimle iyi ilişki kurduğuna şüphe yok. Köşk'ün kapısını 'ambargolulara' açtı. Ilımlı kişilik sergiliyor.
Öte yandan, rektör atamalarında en çok oyu alan adayları seçmedi. Yanlış yaptı.
Yurtdışı seyahatlerine ağırlık veriyor, dış politikaya yön veriyor, işadamlarına yardımcı oluyor, bunlar bir önceki döneme göre artıları.
İçinden çıkıp geldiği partisiyle arasına mesafe koyamadığı görüşü hakim. Zaman zaman soyunduğu hakemlik rolünü işte bu nedenle başarıya ulaştıramıyor. Muhalefet, 'kategorik olarak' bu rolünü reddediyor.
İKİ KRİTİK GEREKÇELİ KARAR
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığını konuşurken mutlaka not düşülmesi gereken kimi uygulamaları var.
Çok önemli iki konuda 'gerekçeli onay' vermişti. Keşke hükümet onları değerlendirmeye alsaydı. Birisi, AKP ve MHP oylarıyla yapılan türban düzenlemesinde, diğeri askere sivil yargı yolunu açan yasal değişiklikte Gül, 'onaylıyorum ama' diyerek gerekçeli kararlar yazmıştı.
Gül, toplumun geniş kesimlerinin veya diğer kurumların bu değişikliklerle ilgili endişelerinin giderilmesini istemiş ve ek düzenleme talep etmişti. İyi bir, ara formüldü, hükümet değerlendirmeye almadı. Sonuçta hem kapatma davası geldi, hem düzenlemeler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Sorunlar çözümsüz kaldı.
Üç gündür yazıyoruz. Köşk seçiminde manzara ana hatlarıyla böyle. Bu tartışmalar kolay bitmez. Genel seçim kampanyası ağırlıklı olarak bu minvalde gerçekleşir. Kimin kazanacağı bilinmez, rahmetli Özal'ın dediği gibi 'Reis-i Cumhurluk çok kişinin gönlünden geçer ama Çankaya'ya çıkmak takdir-i ilahidir'.