AKŞAM GAZETESİ | Çiğdem Toker | 2010-02-17

kategori2

Görev süresi tartışmasında Ankara Hukuk ekolü

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Cumhurbaşkanı'nın görev süresine dair görüşü; bu görüşünü ifade ederken kullandığı cümle, AKP'nin önemli bir ismi olan Dengir Fırat'ınkiyle bire bir örtüştü.  
Siyaseten yan yana gelemeyecek iki ismi, kritik bir konuda, aynı kavşakta buluşturan  cümlenin tarihleri arasında birbuçuk yıl olması ise konunun önemini azaltmıyor; arttırıyor.
Tarih 23 Eylül 2008.  Fırat, şirketi Menas'la ilgili usulsüzlük iddiaları için basının karşısında...
Soru: 'Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin Anayasa değişikliği yapıldı. Şimdi buna ilişkin bir de yasal düzenleme yapılacağı, o düzenlemede Cumhurbaşkanı Gül'ün görev süresinin, 7 yıl olacağı ifade ediliyor. Böyle mi olacak? Ayrıca 7 yıl sonra Sayın Gül tekrar, halkın seçmesi için aday olabilir mi?'
Fırat: 'Bu bir hukuki tefsir olur. Ama bana yine hukuk fakültesinde basit bir şey öğretmişlerdi, 'Kamu hukukunda müktesep hak olmaz''
Baykal'ın önceki akşam Star TV'de Uğur Dündar'a verdiği yanıt ise şu: 'Bir hukuk fakültesi mezunu olarak söyleyebilirim ki, kamu hukukunda kazanılmış hak olmaz.'
Siyasi çizgi bakımından iki ayrı uçta duran iki ismi aynı kavşakta buluşturan ortak payda, tesadüfi değil: Baykal da Fırat da Ankara Hukuk Fakültesi mezunu...
Şimdi de AKP'nin Anayasa değişikliği çalışmasının mimarı, mezuniyeti de Anayasa Hukuku kariyeri de Ankara Hukuk menşeli olan Anayasa Hukuku Profesörü Ergun Özbudun'a gelelim.
Tarih 13 Eylül 2007. Özbudun CNN Türk ekranında...
Soru: 'Referandum yapıldı ve Anayasa değişikliği yürürlüğe girdi. Bugünkü cumhurbaşkanının durumu ne olur?'
Özbudun: '7 yıllık görev süresi 5 yıla inecektir. Hakim olan hukuki görüşe göre görev süresi beş yıla düşecektir. Çünkü devam eden hukuki statülerde müktesep hak olmayacağı genel olarak hukuk literatüründe kabul görmüştür.'
AKP içinde, Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin 2012'de bitmesi gerektiği tezini savunan isimler Dengir Fırat ile sınırlı değil. Yine Ankara Hukuk mezunu olan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 1 Ekim 2009 tarihinde aynı yöndeki soruya şu yanıtı veriyor:
'Kendi aramızdaki kanaatte de ben biraz azınlıkta kalıyorum, daha çok 5 ve 4 yıl (milletvekili) olması şeklinde.'
Sonuç olarak.... Bambaşka yerlerde 'duran'  isimlerden derlediğimiz görüşler yelpazesi,  kuvvetli bir Ankara Hukuk ekolünün varlığına işaret ediyor.
Bu okumalar aynı zamanda, gerçekte bir özel hukuk kavramı olan 'müktesep hakkın', siyasi pragmatizm ile nasıl muğlaklaştığı hakkında da fikir veriyor.
Ancak özel bir tartışma alanı olan 'müktesep hak' konusunun, soruna dair gösterdiği diğer boyut da önemli:  'İçeride' türbülans yaratan siyasi tartışmaların fitili, hep yurtdışı gezilerde ateşleniyor. Bunun sağlamasını yapmak için Özal'lı yıllara kadar uzanmak bile şart değil...
'Velev ki' ile tırmanan türban, 'Güzel şeyler olacak'la hararetlenen Kürt sorunu, 'one minute'la patlayan İsrail krizi, son üç yılda akla gelen üç örnek.
Ve o bize has tuhaf gelenek yine işledi; Cumhurbaşkanı'nın görev süresini tartışmamız için uçağın Hindistan semalarına girmesi gerekti.