Pardon, cümleyi düzeltiyorum: Avrupa medyasının en merak edilen penisi. Üç buçuk milyon civarında bir satışla Avrupa'nın en çok satan gazetesini yönetince, üstelik bu gazete de uslu, aklı başında olmamak için elinden gelen her ÅŸeyi yapınca tepesindeki Kai Diekmann'ın medya mogullarının hedefi olmasına ÅŸaşıracak bir ÅŸey yok.
Peki neden bu kadar önemli Kai Diekmann'ın penisi? Kıvır kıvır saçlarını düzleÅŸtirmek için yığınla jöle kullanan Diekmann her gün Bild'deki odasının camından devasa penisinin olduÄŸu kendi heykele bakıyor. Bunu bir enstalasyon olarak binasına asan Tageszeitung binasını görüyor ofisi. Ayrıca Diekmann'ın dev penisiyle 'superman' olarak çizilmiÅŸ karikatürleri de var.
Yıllar önce penis büyütme ameliyatı yaptırdığı ancak bu ameliyatın baÅŸarısız geçtiÄŸi bile haber yapılmıştı.
'Nedir bu penisinizin sırrı' diyorum.
'İstanbul'daki partide bir kız yanıma geldi ve 'Herr Diekmann artık yeteri kadar içtiÄŸim için sorabilirim, nedir bu penisinizin sırrı' diye sordu' diye anlatmaya baÅŸlıyor, 'Ona ÅŸöyle dedim: Hayatım, ne duyduysan doÄŸru.'
Diekmann'la penisini konuÅŸmamız buluÅŸmamızın yaklaşık beÅŸ ya da yedinci dakikasında... O kadar hızlı dalıyoruz konuya. Bu Diekmann'ın samimiyetinden ve komplekssizliÄŸinden kaynaklanıyor. Bana kalırsa onu tanımlayacak iki kilit sözcük de bu: Samimi ve komplekssiz... MüthiÅŸ bir özgüveni var, kendisiyle inanılmaz barışık.
ErtuÄŸrul Özkök'le Noel gecesini ailece beraber geçirecek kadar yakın olmalarına ÅŸaÅŸmamalı. Bana kalırsa ikisi gerçek anlamda ruh ikizi... Komplekssizlik ve samimiyet Özkök'te de var zira.
Kai Diekmann'ı ilk kez Hürriyet binasında ErtuÄŸrul Özkök'ün veda partisinde tanıdım. Özkök'e sürpriz yapmak için bir geceliÄŸine İstanbul'a gelmiÅŸti. O günlerde 100 günlük bir blog'u vardı ve her anını tarihe not düÅŸüyordu. Parti de blog'da haber olmuÅŸtu hatta.
O blog ÅŸimdi tarihe karıştı. '100 günlük bir blog olacağını söyledim ve 100 gün yayında kaldı, ÅŸimdi yok oldu' diyor, 'Bazı ÅŸeyleri böyle yapmak gerek. Aniden göstermek ve sonra hiç beklenmedik bir ÅŸekilde yok etmek.'
Blog, Alman basınında çok olumlu tepkiler aldı. Diekmann'ın düÅŸmanları bile hakkında olumlu yazdılar. 'Penis' meselesini kamuoyuna mal eden Tageszeitung onu 'En sevdiÄŸimiz düÅŸman' bile ilan etti.
Alman basınının en nefret edilen, en tartışılan ve kuÅŸkusuz en göz önündeki simasının blog'una kimse kayıtsız kalamazdı. Hatta biri Türk olan asistanlarını masanın üzerine çıkarttığı fotoÄŸraflar Türkiye'de de haber olmuÅŸtu. 100 gün boyunca içine dalıp müthiÅŸ bir medya yolculuÄŸuna çıkabileceÄŸiniz bir adresti kaidiekmann.de. Åžimdi yerinde bir sanat eserine benzer açılış sayfası duruyor o kadar.
Bana Frankfuter Allgemeine Zeitung'da blog'la ilgili çıkan koca bir haberi gösteriyor: 'Tamamı olumlu, çok güzel bir yazı.' Habere eÅŸlik eden fotoÄŸrafta Kai Diekmann 'Baba' filmindeki Marlon Brando makyajı ve kostümüyle poz vermiÅŸ. Blog'da emeÄŸi geçen diÄŸer çalışanlar da 'Baba'nın ekibi olarak masada toplanmışlar.
Bu haberle beraber Hürriyet'in 2010 yılbaşı özel ekini gösteriyor: 'ErtuÄŸrul (Özkök) harika bir fikir üretmiÅŸ yine... MeÅŸhur filmleri gazete çalışanlarına uyarlamışlar... Harika bir fikir, bayıldım. Gerçi ErtuÄŸrul'u tanımakta epey zorlandım.'
Özkök bu ekte 'Hokkabaz' filminin afiÅŸinde yer almıştı. 'Hokkabaz'ın anlamını biliyor musunuz?' diyorum, bilmiyormuÅŸ, anlatıyorum, gülüyor.
'Baba' fotoğraflarına istinaden ise 'Demek ki siz de sit-com gazeteciliğine inanıyorsunuz' yorumunu yapıyorum.
Bana baÅŸka örnekler gösteriyor... Aralarında neredeyse kanlı bir düÅŸmanlık olan die Tageszeitung'un bir sayısına konuk editör olmuÅŸ. Sürekli aleyhinde yayın yapan gazeteden intikamını o gün almış: Tamamı Tageszeitung formatında ama içeriÄŸini tamamen Diekmann ve ekibinin yaptığı sayı gazetenin tarihinde en çok satan sayı olmuÅŸ.
Tageszeitung'un yayın hayatı boyunca hiç yer vermediÄŸi Helmut Kohl'e özel bir söyleÅŸi, birinci sayfa manÅŸeti, Modern Talking'den Dieter Bohlen'in bir makalesi ve liberal bir çeviriyle 'haftanın hıyarı' diye tanımlayacağım köÅŸesinde Diekmann'ın dava açtığı penis ameliyatı haberinde aleyhte karar veren hakimi koymuÅŸ...
'İşte budur sit-com gazeteciliÄŸi' diyor, 'MüthiÅŸ bir sayı yaptık, çok gurur duyuyorum. Bild'in kendisi çok konuÅŸulan bir gazete. Başındaki adam da bundan farksız olabilir mi? Her gün ilgi çekecek bir ÅŸey yapmak zorundayız. Bizim satışımızın yüzde 99'u bayiden. İnsanlara her gün evinden çıkıp, hava nasıl olursa olsun bayiye yürüyecek ve gazeteyi aldıracak bir sebep vermemiz gerek. Üç buçuk milyon kiÅŸi bizi okuyor, üstelik son iki yılda çok büyük zamlar da yaptık, tiraj biraz düÅŸtü ama karlılığımız çok arttı. Bu arada hala kağıttan para kazandığımızı, yaptığımız onca yatırıma ve milyonlarca tıklanmaya raÄŸmen internet'in hala gazeteyi geçemediÄŸini söylemem gerek. Bana kalırsa Bild daha çok uzun yıllar yok olmayacak, ama internet hakim olursa da pazarın lideri olmak için her türlü hazırlığı yaptık.'
Diekmann ÅŸimdi Almanya'nın belki de Avrupa'nın en güçlü gazetecisi; kendi sit-com'uyla, rakipleriyle, Alman medyasıyla eÄŸleniyor.
Ama tabii her ÅŸey hep böyle toz pembe ve eÄŸlenceli deÄŸilmiÅŸ...
Onlar da yarına.
BILD'DE ÜÇ SAAT
DOKUZ yıldır Almanya'nın en çok satan gazetesi Bild'i yöneten Kai Diekmann'la Berlin'deki Axel Springer genel merkezinde üç saat geçirdik. Diekmann ÅŸubat ayında kendisine detox uyguladığından içki içmiyor. Ama konuklarına viskiden ÅŸampanyaya geniÅŸ bir seçenek sunuyor. Diekmann'la odasındaki sohbetin ardından spor servisinden intenet bölümüne, yazıiÅŸlerinden özel yemek salonuna kadar Bild'i gezip gazetecilerle konuÅŸma fırsatı buldum.
Bild'in formülü
- KISA VE ÖZ: Günde sadece 14 sayfa basabiliyorlar; dünyanın hiçbir baskı makinesi 24 saat içinde üç buçuk milyon satan bir gazeteyi daha fazla basamıyor. İkinci sayfadaki kısa baÅŸ yazı dışında köÅŸe yazısı yok. Her ÅŸey ama her ÅŸey yorumla veriliyor.
- BOL RESİM: Bild, Almanca 'resim' anlamına geliyor. Dolayısıyla resmin Bild'de yeri önemli. Ama sadece resim dolu bir gazete de deÄŸil Bild. Sıkışmış, kendine özgü mizanpajının içinde yer yer nispeten uzun haberler de yer alıyor.
- HER HABER Ä°Ç Ä°ÇE: Okurun her türlü ezberiyle oynamak, statik hiçbir ÅŸeye yer vermemek. Bild yazıiÅŸleri deÄŸiÅŸik servislere ayrılmış deÄŸil. Ekonomi servisi, spor servisi kendi iÅŸlerini yapıp çekilmiyor. Herkes her sayfaya haber yapabiliyor. Sadece Kai Diekmann ve iki yardımcısı gazete üzerinde söz sahibi ve haber yerleÅŸtirmesini onlar yapıyor.
- MELODİ BESTELEMEK: Kai Diekmann 'Her gün bir melodi besteliyoruz' diyor, 'Her gün masanın başına oturup elimizdeki malzemeyi kendi kendimize bir araya getirip, iniÅŸ-çıkışlarıyla kendi kendimize beslediÄŸimiz bir melodi.'
- BİRİNCİ SAYFA GÜZELİ: Birinci sayfada kadın çok önemli. Ama bu ezberi de bozuyorlar. Åžimdilerde erkek koymaya da baÅŸlamışlar. Talep gay okurdan deÄŸil, kadınlardan geliyor.
- UCUZ FİYAT: Bild 60 cent'lik fiyatıyla Almanya'nın en ucuz gazetesi. Bayiden satıldığı için fiyatı böyle ucuz. Almanya'nın ikinci gazetesi Frankfurter Allgemeine Zeitung ve satışı 500 bin civarında. Bild tam yedi katı fazla satıyor.
- 800 ÇALIÅžAN: Axel Springer'in Berlin'deki merkezinde 150 kiÅŸi Bild için çalışıyor. Dışarıdaki insanlarla beraber toplam 800 kiÅŸi hizmet ediyor Bild'e.
- MERKEZ BERLİN: İki sene önce Axel Springer merkezi Hamburg'dan Berlin'e taşımaya karar vermiÅŸ. Çünkü Berlin artık Almanya'nın merkezi. Her ÅŸey bu ÅŸehirde oluyor, ülkenin nabzı burada atıyor. 700-800 kiÅŸilik Axel Springer ailesinin her türlü taşınma masrafları karşılanmış, ÅŸirket çalışanları bir aile gibi olduklarından taşınmakta tereddüt etmemiÅŸ, zorlanmamış, Hamburg'a trenle bir buçuk saatlik mesafedeki Berlin'de yeni bir hayata baÅŸlamış.
YARINA
- Kohl yüzünden nasıl iÅŸinden atıldı?
- BaÅŸbakan görevden alınmasını isteyince ne yaptı?
- Almanya'yı neden terk etmek zorunda kaldı?
- En beÄŸendiÄŸi gazete hangisi?
- Arabasını kimler ateşe verdi?