Türkiye'deki en büyük ideolojik yalanlardan bir tanesi ekonomide planlamanın otoriter bir sisteme geçiÅŸi getireceÄŸi yalanıdır. Bir dönemde sosyalist blok ülkelerinin kapitalizme karşı planlı ekonomiyi koymaları Türkiye'deki ideolojik yanılgıyı da güçlendirmiÅŸ ve Türk ekonomisinin düzgün büyüyebilmesi ve geliÅŸebilmesi için planlama yapılması gerektiÄŸini bilen insanlar ideolojik yenilgi yüzünden artık doÄŸruları söylememeye baÅŸlamışlardır.
Bugün ideolojik korkulardan çıkmanın zamanıdır, çünkü Türkiye'nin bugün her zamankinden çok daha fazla planlamaya ihtiyacı var.
Dün belirttiÄŸim gibi 2009 ekonomi krizi dünyada yarım kalmıştır ve krize tekrar girileceÄŸi yolunda iÅŸaretler vardır. İkinci Wall Street filmiyle hayatımıza tekrar girmeye hazırlanan Gordon Gekko'ya benzeyen karakterler, saldırgan açgözlülüklerini tatmin edebilecek sistemi hala daha bulabilmektedirler. 2009 krizi bir davranış bozukluÄŸu kriziydi. Bu davranış bozuklukları hala daha sürebildiÄŸine göre sistem kendi iç yanlışlarını çözebilecek mekanizmaları oluÅŸturmadığından bence krizin yeniden patlaması ve 2009 yılında yarım kalan temizliÄŸin sürmesi kaçınılmazdır. Sistemin kaçınılmazlarını bir tek en iyi kapitalist üretim biçimini Karl Marx'ın çözümleme yöntemini anlamış olanlar görebilir.
Piyasaların kendilerine göre kuralları vardır. Dünya sistemine piyasaları ile baÄŸlanmış olan hiçbir ülkenin nerede baÅŸlarsa baÅŸlasın orada baÅŸlayıp yayılacak krizin dışında kalması mümkün deÄŸildir.
Kapitalist üretim biçimi ve piyasaları kendi baÅŸlarına bırakıldığında sürekli olarak kriz yaÅŸarlar. Krizler piyasaların ve ekonomik sistemin kendi kendisini düzenleme mekanizmalarıdır. Kapitalizm açısından periyodik krizler normal hayat tarzıdır.
Sistemin merkezi dışında kalan çevre ülkelerin kendilerini piyasaların iç dinamiÄŸine karşı koruyacak mekanizmalar geliÅŸtirmeleri gerekmektedir.
Planlama modeli var
Türkiye'deki ideolojik tavrın söylediÄŸinin aksine her merkezi planlama illa da otoriter bir sistem yani daha açıkçası sosyalizm anlamına gelmez. Piyasaların daha düzgün ve daha eÅŸitlikçi çalışmasını saÄŸlayacak planlama modelleri de vardır.
Türkiye gibi ülkeler bir yandan kendisi açısından önemi bulunan sektörleri koruyup büyütmelerine imkan verirken, ayrıca hemen dengesizliklere ve krize düÅŸmeden çalışacak piyasaları kurmalarına imkan verecek planlama modelleri ile çalışmalıdırlar. Piyasadaki oyunculara doÄŸru sinyalleri verip dinamizmi salarken, gelir dağılımı bozukluklarını ve eÅŸitsizlikleri giderecek ve ülke açısından hassas sektörlerin büyümesini saÄŸlayacak bütün bu amaçlara aynı anda hizmet edecek planlama modelleri vardır.
Bunları kurmak sanıldığı kadar zor deÄŸildir ve Türkiye'de bunları hiç zorlanmadan yapacak insanlar vardır.
Önemli olan siyasi kararı vermek ve ekonominin önceliklerini tespit etmektir. Bunlar yapıldıktan sonra bu kararlara uygun planlama modelini geliÅŸtirmek teknik bir iÅŸtir, adeta çocuk oyuncağıdır bu iÅŸ. Piyasalara hiç müdahale etmeden 'Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler' demeyi sürdürmekte kararlı olanlar, ideolojik saldırılarını sürdüreceklerdir ve piyasaları daha iyi çalıştıracak bir planlama modelinin bile komünizm olacağını söyleyeceklerdir. O insanlar piyasaların insafına bırakılmış olan bir Türkiye'nin sistemin merkezinden çıkıp dünyaya yayılacak her krizin Türkiye'yi daima sarsacağını ve zor duruma düÅŸüreceÄŸini, kendi ekonomisine planı ve programıyla yön vermeyecek Türkiye'nin yönünü hiçbir zaman bulamayacağını, aksine yönünü kaybedeceÄŸini artık görmeliler.
Artık zamanımız kalmadı, bunu herkes görmeli
YILLAR içinde beni okuyanlar bilecektir ben kariyerimin bazı aÅŸamalarında bu tür plan program çaÄŸrılarını yaparım. Bu çaÄŸrılarımın çoÄŸu da ekonomik kriz dönemlerine denk düÅŸer. 'TELEVOLECİ EKONOMİSTLER' kavramımla ölümsüzleÅŸtirilmiÅŸ olan bir önceki tartışmalarımda da planlamanın ve bir programa sahip olmanın önemini vurgulamıştım.
Bugün yine aynı fikri atıyorum ortaya. Çünkü ben borsaların gündelik performansına bakarak fikir oluÅŸturmuyorum çok daha yapısal düzene ait fikirler peÅŸindeyim.
Çünkü yıllar içinde yapılan bütün hatalara ve piyasaların kendi baÅŸlarına bırakıldıklarında sebep oldukları net biçimde görülmesine raÄŸmen ideolojik tavırlar yine de sürdürülüyor, piyasalar yine fetiÅŸleÅŸtiriliyor, planlama kavramı tartışılmıyor bile.
Bugün durum çok daha acil. Türkiye'de bazı sınıflarda ciddi bir yoksullaÅŸma yaÅŸanıyor, gelir dağılımı eÅŸitsizlikler büyük, iÅŸsizlik toplumu içten içe kemiriyor, iÅŸadamı yatırımlar yapmaktan korkuyor, tarım gibi tekstil gibi bazı sektörler ise yok olmak üzere.
Dünyanın en büyük kapitalist merkez ülkeleri bile piyasalara bir müdahalenin, bir yön çizmenin gerektiÄŸini anlamışlarken bir çevre ülkesi olarak Türkiye'de bile hiçbir ÅŸey yapmadan sadece piyasaları seyretmeyi sürdürürsek, bazı sektörlerin ve insanımızın yok olmasına yol açacağız.
Alternatif ise çok zor deÄŸil. Sadece cesur siyasi kararlılık gerekiyor bunun gerisi gerçekten çok kolay, ekonomiye arzu ettiÄŸimiz hedefleri getirecek bir makro planın ortaya çıkılması teknik iÅŸi çok kısa sürecektir.
Planlamanın ve programlı ekonominin siyasi tartışmalarına bir an önce baÅŸlanılmalıdır.
Güçsüzden yana planlama program kendi burjuvazisini de daha iyi koruyacaktır. Bu bir diyalektik meselesidir.
Bu sürece girildiÄŸi takdirde bu Türkiye'de AVRUPA SOSYALİZMİ kavramının da tartışılması için elveriÅŸli ortamı getirecektir.
Çin örneÄŸi
PlanlamanIn vereceÄŸi gücü anlatmak için önümüzde bir Çin örneÄŸi de var.
Çin, planlayarak programlayarak kendisine özgü kapitalist piyasa mekanizmalarını oluÅŸturmuÅŸtur. Çin'in siyasi demagojilerini bir kenara bırakabilirsek onun ekonomi modelinden öÄŸreneceÄŸimiz çok ÅŸey vardır.
Ben kısa süre önce Çin'in güç hakimiyeti altındaki bölgedeyken bölgedeki tüm ülkelerin televizyon kanallarında en çok konuÅŸulan konu Çin'in artık bölgenin süper ekonomik gücü olarak Japonya'nın önüne geçtiÄŸiydi. Çin bu baÅŸarıyı planlı programlı büyüyerek ve piyasalarını kendi amaçlarına uygun oluÅŸturup geliÅŸtirerek saÄŸladı ve yine aynı nedenle tüm dünya ekonomik krizdeyken bile Çin kendi piyasalarını dünya sisteminden oldukça koruyabildiÄŸi için krizi döneminde bile büyüyebildi.
Türkiye'nin planlı programlı ekonomik sistemi oluÅŸturacak potansiyeli var. Bilgi birikimimiz var bu konuda. Üstelik tarihimizden kaynaklanan deneyimimiz de bulunuyor.
Siyasi tavır otaya konulduÄŸunda planlı ve programlı bir sisteme geçilmesi çok kısa süre alır.
Plan ve program ile oluÅŸturulup denetlenecek piyasalar oyunculara çok daha saÄŸlam ve doÄŸru sinyaller vereceÄŸinden ve geleceÄŸe yönelik belirsizlikleri de azaltacağından çok daha saÄŸlıklı bir yatırım ortamı yaratılıp yaÅŸatılacaktır o sistemde.