ANKARA
Pazar günü kahvaltı ettiÄŸim siyaset bilimci dostum; 'ÅŸu anda Ankara'da iki tane Cumhuriyetçi Güven Partisi var. Biri Deniz Baykal'ın CHP'si, diÄŸeri Hüsamettin Cindoruk'un DP'si,' dedi.
1967 yılında Bülent Ecevit'in 'Ortanın Solu' hareketine ve ona destek olan İsmet İnönü'ye karşı çıkan CHP'lilerin; Turhan FeyzioÄŸlu önderliÄŸinde, içinde CoÅŸkun Kırca'dan Emin Paksüt'e, İhsan GöÄŸüÅŸ'e kadar bir dizi 'devletlu' ile kurduÄŸu partiyi hatırlatıyordu.
CGP, Bülent Ecevit'in 'ortanın solu' anlayışını 'Atatürkçülük'ten uzaklaÅŸmak' olarak yorumluyor; programında liberalizme ve sosyalizme karşı olduÄŸunun altını çiziyordu. O marjinalliÄŸe mahkum olurken, halkın deÄŸerlerini merkeze alan Ecevit çizgisinin iktidar yolculuÄŸu 1990'lı yıllara kadar sürmüÅŸtü.
Bugünkü CHP bu tarihsel tartışmaları tekrar yaşıyor.
Bir yandan dine saygılı bir üslup tutturanlara, emek üzerinden muhalefeti ön plana çıkartanlara 'Atatürkçülük'ten sapıyor' gözüyle bakılıyor; öte yandan halktan oy talep ediliyor.
Ya Kemal KılıçdaroÄŸlu ve baÅŸta Gürsel Tekin olmak üzere arkadaÅŸları, önümüzdeki kongrede baÅŸarılı olacak ya da CHP; CGP'nin kaderine mahkum olup, marjinalleÅŸmeye devam edecek.
İstanbul'da medya, HSYK ve Ergenekon Operasyonu'nu tartışırken; Ankara'nın en önemli 'gizli gündem'i CHP'deki bu tartışma. Üstelik, hemen her cenahta, CHP'nin kendi içinde yapacağı bir reformun, bugünkü siyasi konjonktürde seçim sonuçları üzerinde büyük etkisi olabileceÄŸi söyleniyor.
Acaba, CHP kendi milletvekili olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ı hatırlayabilecek mi, diye soruluyor:
Hani, kitapları muhafazakar Dergah Yayınları tarafından yayınlanan, 'Atatürkçülerin ittiÄŸi ama Türkiye'nin muhafazakarlarının sahip çıktığı ve 'baÅŸka türlü bir modernleÅŸme' için kılavuz aldığı bu önemli entelektüelin çizgisi CHP'de yer bulabilecek mi?
CHP, Bülent Ecevit'in yaptığı gibi dindar kalabalıklarla arasındaki mesafeyi kapatacak; CGP olmaktan kurtulacak bir yol bulabilecek mi?
Tanpınar, YaÅŸadığım Gibi isimli kitabında ÅŸöyle diyordu: 'Hayat ÅŸüphesiz, tüm cemiyetindir. Fakat mesuliyetleri yalnız münevverindir. Yükünü kaderin ve tesadüfün ayırdığı paya göre hep beraber taşırız. Fakat tarih karşısında hesabını münevver verir.'
İşte, CHP'nin merkezinde 'o münevver'in mücadelesi var...
Deniz Baykal da, CHP Genel Merkezi de kararını verecek... Ya CGP gibi bir 'devlet partisi' olup marjinalleşecekler...
Ya da kendi geleneÄŸine açılıp, iktidara ortak olmak konusundaki kararlılıklarını gösterecekler...
Yeniden 'eski' isimler
Tartışmasız, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tek referansı, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'tür... Ama Türk Silahlı Kuvvetleri; Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak gibi deÄŸerli komutanları her fırsatta anmaya özen gösterir.
Ama Cumhuriyet Halk Partisi ısrarla referansını sadece Mustafa Kemal Atatürk'le sınırlı tutmaya çalışıyor. Bir Silahlı Kuvvetler'in tek kurucusunu, tek referans alması normaldir ama, bir siyasi partinin uzun yıllar içindeki macerasına yeni isimler eklemeye gayret etmemesi pek normal görünmüyor.
Üstelik, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan, Hasan Ali Yücel'e entelektüel deÄŸerlere; Bülent Ecevit gibi sembol liderlere sahip olmuÅŸken...
'Atatürk'ten Deniz Baykal'a' bir yapay tarih bilinciyle kestirme yol yazarak, CHP'nin iÅŸin içinden çıkamayacağı artık cam gibi ortada.
CHP'nin 'yaÅŸlılarından' CHP milletvekili Tanpınar'ı okumalarını beklemek, Bülent Ecevit'i hatırlamalarını istemek, çok mu saçma olur, dersiniz?