AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2010-02-23
ANKARA
Pazar günü kahvaltı ettiğim siyaset bilimci dostum; 'şu anda Ankara'da iki tane Cumhuriyetçi Güven Partisi var. Biri Deniz Baykal'ın CHP'si, diğeri Hüsamettin Cindoruk'un DP'si,' dedi.
1967 yılında Bülent Ecevit'in 'Ortanın Solu' hareketine ve ona destek olan İsmet İnönü'ye karşı çıkan CHP'lilerin; Turhan Feyzioğlu önderliğinde, içinde Coşkun Kırca'dan Emin Paksüt'e, İhsan Göğüş'e kadar bir dizi 'devletlu' ile kurduğu partiyi hatırlatıyordu.
CGP, Bülent Ecevit'in 'ortanın solu' anlayışını 'Atatürkçülük'ten uzaklaşmak' olarak yorumluyor; programında liberalizme ve sosyalizme karşı olduğunun altını çiziyordu. O marjinalliğe mahkum olurken, halkın değerlerini merkeze alan Ecevit çizgisinin iktidar yolculuğu 1990'lı yıllara kadar sürmüştü.
Bugünkü CHP bu tarihsel tartışmaları tekrar yaşıyor.
Bir yandan dine saygılı bir üslup tutturanlara, emek üzerinden muhalefeti ön plana çıkartanlara 'Atatürkçülük'ten sapıyor' gözüyle bakılıyor; öte yandan halktan oy talep ediliyor.
Ya Kemal Kılıçdaroğlu ve başta Gürsel Tekin olmak üzere arkadaşları, önümüzdeki kongrede başarılı olacak ya da CHP; CGP'nin kaderine mahkum olup, marjinalleşmeye devam edecek.
İstanbul'da medya, HSYK ve Ergenekon Operasyonu'nu tartışırken; Ankara'nın en önemli 'gizli gündem'i CHP'deki bu tartışma. Üstelik, hemen her cenahta, CHP'nin kendi içinde yapacağı bir reformun, bugünkü siyasi konjonktürde seçim sonuçları üzerinde büyük etkisi olabileceği söyleniyor.
Acaba, CHP kendi milletvekili olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ı hatırlayabilecek mi, diye soruluyor:
Hani, kitapları muhafazakar Dergah Yayınları tarafından yayınlanan, 'Atatürkçülerin ittiği ama Türkiye'nin muhafazakarlarının sahip çıktığı ve 'başka türlü bir modernleşme' için kılavuz aldığı bu önemli entelektüelin çizgisi CHP'de yer bulabilecek mi?
CHP, Bülent Ecevit'in yaptığı gibi dindar kalabalıklarla arasındaki mesafeyi kapatacak; CGP olmaktan kurtulacak bir yol bulabilecek mi?
Tanpınar, Yaşadığım Gibi isimli kitabında şöyle diyordu: 'Hayat şüphesiz, tüm cemiyetindir. Fakat mesuliyetleri yalnız münevverindir. Yükünü kaderin ve tesadüfün ayırdığı paya göre hep beraber taşırız. Fakat tarih karşısında hesabını münevver verir.'
İşte, CHP'nin merkezinde 'o münevver'in mücadelesi var...
Deniz Baykal da, CHP Genel Merkezi de kararını verecek... Ya CGP gibi bir 'devlet partisi' olup marjinalleşecekler...
Ya da kendi geleneğine açılıp, iktidara ortak olmak konusundaki kararlılıklarını gösterecekler...
Yeniden 'eski' isimler
Tartışmasız, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tek referansı, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'tür... Ama Türk Silahlı Kuvvetleri; Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak gibi değerli komutanları her fırsatta anmaya özen gösterir.
Ama Cumhuriyet Halk Partisi ısrarla referansını sadece Mustafa Kemal Atatürk'le sınırlı tutmaya çalışıyor. Bir Silahlı Kuvvetler'in tek kurucusunu, tek referans alması normaldir ama, bir siyasi partinin uzun yıllar içindeki macerasına yeni isimler eklemeye gayret etmemesi pek normal görünmüyor.
Üstelik, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan, Hasan Ali Yücel'e entelektüel değerlere; Bülent Ecevit gibi sembol liderlere sahip olmuşken...
'Atatürk'ten Deniz Baykal'a' bir yapay tarih bilinciyle kestirme yol yazarak, CHP'nin işin içinden çıkamayacağı artık cam gibi ortada.
CHP'nin 'yaşlılarından' CHP milletvekili Tanpınar'ı okumalarını beklemek, Bülent Ecevit'i hatırlamalarını istemek, çok mu saçma olur, dersiniz?