AKŞAM GAZETESİ | Çiğdem Toker | 2010-02-23

kategori2

'Velev ki', 'Balyoz' ve Madrid

Artık Türk siyasetinin, kritik kavşaklarda uğradığı bir şehirden söz edebiliriz. Rastlantı elbet. Ancak gazetecilik açısından not düşülesi önemde bir durumla karşı karşıyayız. Muhtemeldir ki, yakın gelecekte siyaset tarihi yazanların da atıfta bulunacağı bu rastlantının kısa adı, Madrid.
Madrid, iki yıl arayla ikinci kez Türkiye'nin, siyaseten eşik döndüğü zamanların ara durağı oldu.   
Başbakan Tayyip Erdoğan, 'velev ki' diye başlayan o tarihi cevabını, 14 Ocak 2008'de Madrid'de yöneltilen bir soruya karşılık vermişti. O cümleyle zembereğinden boşalan tartışmanın sonuçları ise malum. Anayasa Mahkemesi kararıyla türbana üniversite kapısı kapatılırken, türban AKP hakkındaki kapatma davasının da nedenlerinden biri oldu. Son bir yıldır, kim bilir kaçıncı pazartesiye, yeni bir gözaltı dalgasıyla uyandığımız dün sabah, Başbakan Erdoğan yine Madrid'deydi.
Ve Başbakan iki yıl sonra aynı kentte, bir kez daha Türkiye'nin sıcak gündemine dair soruları yanıtlamak durumunda kaldı. 

'BALYOZ DARBE PLANI'NIN İSPANYOLCASI?
Konu bu sefer Balyoz'du. Türkiye'de gözaltına alınan kişi sayısındaki en güvenilir bilgileri,  Türk gazetecilerle, İspanya Başbakanı Jose Manuel Zapatero da eş anlı olarak öğrendi.
Erdoğan sükunetli bir ifadeyle, Ankara’dan ulaşan son bilgileri aktarırken, Zapatero, kulaklığına gelen '40'ı aşkın gözaltı söz konusu' tercümesinden dolayı biraz şaşırmış görünüyordu. (Simultane çevirmenlerin işi hakikaten meşakkatli. Balyoz Darbe Planı'nın İspanyolcası?) 
Euro krizinden derin etkilenmesi nedeniyle sıkıntılı bir dönemden geçen ve İspanyol basınına göre ülkesindeki popülaritesi hızla düşen Zapatero, yatırım konularının ağırlıkta olduğu bir görüşmenin ardından gelen böylesi bir soru karşısında herhalde bizim için 'Ne kadar dinamik bir ülke' diye düşünmüştür.
Zapatero şaşırmıştı; evet. Ancak aynı hayret dolu nazarlar, geçtiğimiz perşembe Tanzanya Cumhurbaşkanı
Jakaya Mrisho Kikwete'nin gözlerinde de izleniyordu.
Zapatero Balyoz'u, Kikwete ise Ankara'ya gelirken ajandasında yer alma ihtimali bulunmayan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun kararını öğrenmek durumunda kaldı. Tanzanya Cumhurbaşkanı'nın deneyimleri, Çankaya Köşkü'ndeki kabulün ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Erzincan-Erzurum hattındaki 'deprem'e dair soruya verdiği 'Olup bitenler üzüntü verici. Bu yeni bir kutuplaşma, mücadele alanı olmamalı. Çok süratli yargı reformu yapılmalı' yanıtıyla zenginleşti.
Tekrarlamak gerekiyor. 'Türban'da Madrid' ile 'Balyoz'da Madrid' ilginç de olsa, sonuçta bir rastlantı.
Buradan hareketle, her aklıselim de  bu rastlantının, iki yıl önceyi hatırlatan  bir sonuçla tekrarlanmamasını diliyor olsa gerek.