AKŞAM GAZETESİ | İ.Hüseyin Yıldız | 2010-02-24
Savcıların birbirini tutukladığı, soruşturma dosyalarının apar topar kaçırıldığı, siyaset ve yargının adeta birbirine kılıç çektiği, üst düzey kademelerde görev yapmış komutanların gözaltına alındığı hareketli ve gergin bir dönemden geçiyoruz. Bu kadar çok sıcak gelişmenin yaşandığı bir ortamda yapılacak değerlendirmeler sağlıklı olmayabilir. Fakat şu kadarını söylemeden geçemiyeceğim: Umarım sırf siyasi rant uğruna bir gerilimin ve kaosun içine sürüklenmiyoruzdur. Böylesine bıçak sırtı bir dönemde yine de dikkatinizi asıl yoğunlaşılması gereken konulardan birine çekmek istiyorum: Sağlık.
Malum her şeyin başı sağlık. TÜİK, OECD sınıflandırmalarına uygun bir metotla hesaplanan sağlık harcaması istatistiklerini yayınladı. Bir ülkenin refah devleti olup olmadığının bir ölçüsü de eğitime ve sağlığa harcadığı paradır. Tersten söylersek, bir ülkede sağlık ve eğitim harcamaları için vatandaşın cebinden ne kadar az para çıkıyorsa, orada sosyal devlet var demektir. TÜİK tarafından yayınlanan verilere göre; 1999-2003 arası dönemde cepten yapılan harcamaların toplam sağlık harcamaları içindeki payı düşmüş; 2003-2007 arası dönemde tekrar artmıştır. Diğer bir deyişle Türkiye'de, 2003-2007 arasındaki ekonomik büyümeye rağmen hastaneye giden vatandaş elini daha çok cebine atmak zorunda kalmıştır.
Ülke Sağlık Cepten Devletin
(2007) Harcama Harcama Payı
GSYH
Avusturya 10.1 15.4 76.4
Belçika 10.2 18.3 75.6
Kanada 10.1 14.9 70.0
Çek Cum. 6.8 13.2 85.2
Danimarka 9.8 13.8 83.4
Finlandiya 8.2 18.9 74.6
Fransa 11.0 6.8 79.0
Almanya 10.4 13.1 76.9
Yunanistan 9.6 15.8 70.3
Macaristan 7.4 24.9 70.6
İrlanda 7.6 9.9 80.7
İtalya 8.7 20.2 76.5
Kore 6.3 35.7 54.9
Meksika 5.9 51.1 45.2
Norveç 8.9 15.1 84.1
Polonya 6.4 24.3 70.8
İspanya 8.5 21.1 71.8
Türkiye 6.0 21.8 67.8
Bazı ülkelerin 2007 verilerini aldım ve aşağıdaki oranları gösteren tabloyu oluşturdum. Buna göre, sağlığa yüzde 6 gibi bir payla GSYH'den en az kaynak ayıran ülkelerden biriyiz. Sadece Meksika bizden daha az kaynak ayırıyor ve vatandaşları daha fazla cepten para harcıyor. Tablodaki ülkelerin sağlık harcamalarının gelire oranı ortalama yüzde 8.5, cepten yapılan harcama oranının ortalaması yüzde 19.9, devletin payının ortalaması ise yüzde 72. Bu durum, diğer ülkelere oranla sağlığa daha az kamu kaynağı ayırdığımızı ve vatandaşımızın daha fazla cepten harcama yaptığını gösteriyor.
Tablodaki diğer ayrıntılara gelince: Çek Cumhuriyeti'nde sosyalist dönemden kalma bir özellik midir bilmem ama sosyal refah devletinin en güçlü örneklerinden biri olan Norveç'ten bile daha fazla devlet katkısı görülüyor.
Bir diğer dikkat çeken husus da Güney Kore gibi hızla sanayileşmiş bir ülkede devlet katkısının oldukça düşük olması. Aslında bu özellik Asya Kaplanları olarak tabir edilen diğer ülkelerde de var. Asya Kaplanlarının gelişmesi aslında bir bakıma devletin insanları sosyal güvenceden yoksun bırakarak onları kendi başlarının çaresine bakmaya itmesiyle ilintilidir. Sosyal güvenceden yoksun kalan insanlar daha çok tasarruf etmiş ve böylece yatırımlar için daha çok kaynak bulunmuştur.
Ülkemizde de gidişat bu yöndedir. Darbe, türban, açılım toz bulutu içinde, kamu her geçen gün eğitim ve sağlık gibi temel alanlardan çekilmektedir. İşsiz kalanlara sadece 10 gün ücretsiz sağlık hizmeti vermeye kalkışmak gibi. Sorun şu ki, ülkemizde özel tasarruf oranları çok düşüktür. Üstüne yaygın yoksulluğu da eklerseniz, kamunun sağlıktan çekilmesinin sakıncaları daha da net anlaşılır. Oysa sosyal devlet olmanın yolu eğitim ve sağlık gibi alanlara ciddi kamu kaynağı aktarmaktan geçer. Kömür dağıtarak sosyal devlet olunmuyor maalesef...