AKŞAM GAZETESİ | PAZAR | 28 ŞUBAT 2010, PAZAR

Bir kez aldatıldınız diye ilişkinizi bitirmeyin

Psikoterapist Çağatay Öztürk, yeni kitabı 'Kod Adı Aşk ve Aldatmak'ı yayınladı. Kitabını aşkta aldatılmaktan korkan, aşkı dünyanın ekseni gören insanların okuması gerektiğini söylüyor.

Aşk, yüzyıllardır insanların ortak mutluluğu ve aynı zamanda sorunu. Her insan farklı ve elbette aşktan anladıkları da farklılık gösterebiliyor. Aşka dair tek bir tarif yapılamayacağı gibi sorulara da tek bir cevap vermek olanaksız. Ancak pek çok kişinin dertlerinin çıkış noktası olan ve sorun haline gelebilen temel kavramlar var. Çağatay Öztürk, yeni kitabı 'Kod Adı Aşk ve Aldatmak'ta bunlardan söz ediyor ve aşkı hayatın merkezi yapmamayı öneriyor. Ayrıca aldatılma ile ilgili çok çarpıcı bir açıklamayı da ihmal etmiyor: 'Böyle bir durumda insanların kendilerine 'değerli bir mücevherim çamura düştüğünde ne yaparım?' sorusunu sormalarını öneriyorum. Mücevherinizi hemen çöpe mi atarsınız yoksa yıkayıp onarmayı mı seçersiniz?'

- İnsanlar aşkla ilgili ne gibi sorunlar yaşıyor?
Genelde kendileri olamama ve karşı tarafı kaybetme korkusu yaşıyorlar. İlişkilerde reddedilme korkusu ile kendimiz olamıyoruz. Bir süre sonra o ilişki ya bitiyor ya da aldatılma ile sonuçlanıyor.

ALDATMAK EMNİYET SİBOBUDUR
- Aldatma-aldatılma son dönemin kronik sorunu; başına böyle bir olay gelenlere ne tavsiye edersiniz?
Toplumumuzda kadının aldatılması çok konuşulmuyor. Ben, aldatmayı değerli bir mücevherin çamura düşmesine benzetiyorum. Kadın-erkek böyle bir durumla karşılaştıklarında kendilerine şu soruyu yöneltmelerini istiyorum. 'Değerli bir mücevherim çamura düştüğünde ben ne yaparım?' Hemen çöpe mi atarsınız, yoksa yıkayıp onarmayı mı seçersiniz? Bu şekilde ilişkilerini çözüme ulaştırabilirler. Freud diyor ki; 'ilişkilerde aldatmak bazen bir emniyet sibobudur'. Kişi aldattığında, hayatındaki kişinin eksiklerine yoğunlaşmak yerine o dönem eksikliğini hissettiği şeyi bir başkasında tatmin eder. Eve geldiğinde o kişiye fazla yüklenmez ama iç dünyasında suçluluk bilinçaltı oluşur. Karşısındakini mutsuz etmek yerine mutlu etmeye uğraşır. Çünkü dışarıda bir şeyler yapmıştır ve evdekinin bundan haberi yoktur. İlişkiyi daha korumaya çalışır. Hatta bizde gelenekselleşmiş bir bakış açısı vardır: 'Kocan istediğin her şeyi yapıyorsa sakın seni aldatıyor olmasın?' Taraflardan biri ilişkisinde aldatıldığını biliyor ve ilişkiye devam etme kararı alıyorsa, o olayın ilişkisine nasıl bir fayda sağladığına bakması lazım. Eğer bu olayı ısıtıp temcit pilavı gibi birbirlerinin önüne sunacaklarsa o ilişkiyi sürdürmenin anlamı kalmıyor. İlişkide bir defa aldatma oldu diye ilişkinin bitirilmesine katılmıyorum. Çünkü aldatılınca bir ilişkiyi bitirmenin bize öğretildiğini düşünüyorum. Her ilişkinin ayrı bir dinamiği var. Aldatılmanın da ötesinde bir ilişkide emek çok önemli. Emeği çabuk harcamamak gerekiyor. 

- Ama elbette ister istemez kişi ya yeniden beni aldatırsa duygusunu taşımaz mı?
Evinizde bir bardağı kırdıysanız tekrar kırar mısınız yoksa daha dikkatli mi davranırsınız? Bu ona benziyor. Bazı ilişkilerde aldatılma olayından sonra ilişkilerinin daha iyi hale geldiğini görebiliyoruz. Bazen kadınlar sevgilisinin ya da kocasının kendisini aldattığı kişiyi merak ediyor. Bu dönemde kendisini karşıdaki kişiyle kıyaslamaya başlıyor. Saçını değiştiriyor, estetikler oluyor. Oysaki aldatılma bazen sizin eksikliğinizden kaynaklanmıyor. Sevgilinize ya da eşinize fazla geliyor da olabilirsiniz. Dünyanın önemli kadınları da aldatıldı. Hatta bu, 'dünyada aldatılmayan kadın yoktur' bakış açısına neden oldu. Oysa aldatılmayan kadın da var, hiç aldatmayan erkek de... Aldatılmanın sebebi sizin eksikliğinizden mi, yoksa karşınızdaki insanın size karşı kendisini eksik hissetmesinden mi kaynaklanıyor buna bakmak lazım. Defne Samyeli'nin aldatılması bana sorulduğunda şunu söylemiştim. Hepimizin zengin ve ucuz taraflarımız var. Karşınızda Defne Samyeli gibi eğitimi, fiziği, kariyeri ile dört dörtlük bir kadın olabilir ama o eşine kendisini eksik hissettiriyor olabilir. O zaman erkek onun tam tersi, günübirlik ilişkiler yaşayabiliyor. Bu da bir ihtiyaç. Hep sağlıklı ve organik yiyecekler yemek istemiyoruz, bazen de fast food yemek isteyebiliyoruz. İşte o bazenler ilişkinin antioksidanı olarak da düşünülebilir.
EŞ SEÇMEK AMACA UYGUN  ARAÇ SEÇMEK GİBİDİR
- İyi bir ilişki için önerileriniz neler?
Eş seçmek amacına uygun araç seçmeye benzer. Fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak sizi en iyi anlayacak kişiyi seçmeniz önemlidir. Ayrıca asla ilişkinizi başkalarınınkiyle mukayese etmek gibi bir hata yapmayın. 

- Artık insanlarda 'Yeni bir ilişkiye başlamaya halim yok' lafını çok duyuyoruz. İnternette sosyalleşirken özel hayatımızda   sosyalleşmeyi mi unuttuk yoksa dönemin   yeni ilişki anlayışı bu mu?
Bu, kişinin geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarıyla ilgili. Bir de yakın çevreden yargılanma korkusu var. Pek çok kişi sosyal paylaşım sitelerinde kendilerini başkalarının istediği gibi değil, kendi istedikleri gibi yansıtıyor. Sosyal paylaşım sitelerinin tutmasının nedeni bu. İnsanların kendileri olmak istemesi...

Aşk hayatın odak noktası olmamalı
- Neden aşkla ilgili bir kitap yazdınız?
Danışanlarımın bana daha çok aşk sorunuyla geldiğini fark ettim. Ayrıca herkes aşkı hayatının odak noktası yapıyor. Çocukluktan itibaren kendini rahat ifade edemeyen insanlar aşkı odak noktası haline getirerek kendilerini tamamlamaya çalışıyor. Bu kitaptakiler bir alarm olsun istedim. Aşk dünyanın ekseni değil. Aşk olmadan da siz dünyanın ekseni olabilirsiniz. Aşkın güçlü ve güçsüz yanını göstermeye çalıştım. Kitabı aldatılmaktan korkan, aşkı dünyanın ekseni gören insanlar okumalı.
EKİN TÜRKANTOS
ekin.turkantos@aksam.com.tr