Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Beni terapiye göndereceklermiş

Hızla tepki veriyor muÅŸum, sabırsız mışım, kolay sinirleniyor muÅŸum. Takıntılıymışım, bazen had safhada depresif oluyor muÅŸum, manik-depresif hallerim nedeniyle sadece kendimi deÄŸil onları  da çoook yoruyor muÅŸum, artık sabırları kalmamış mış, ya kendime çeki düzen verirmiÅŸim ya da sonuçlarına katlanırmışım. Bana yardımcı olacak bir psikiyatrist bulmuÅŸlarmış ona mutlaka gidip yardım almalıymışım...
Thus sprecht Rana... Ben de ona dedim ki yapma yahu sen biliyor musun ben zaten kaç senedir terapiye gitmekteyim. O kadar eskiyim ki bu iÅŸte, neredeyse terapim doÄŸduktan sonra doktor aÄŸlayayım diye kıçıma ÅŸaplak atar atmaz baÅŸladı gibi geliyor bana. Bu kadar uzun süren bir terapi sonucunda geldiÄŸim noktaya bir baksanıza, ÅŸimdi yeni bir terapi macerasının bana bir yararı olabileceÄŸini düÅŸünmeye imkân var mı? Yapılacak en iyi ÅŸey beni olduÄŸum gibi kabul etmektir dedim.
Rana ise beni olduÄŸum gibi kabul etmenin imkânsız olduÄŸunu düÅŸünüyor, beni olduÄŸum gibi kabul etmesini  bu dünyada kimseden talep etmemek gerektiÄŸine de inanıyor.
Tamam herkes mutlu olacaksa gideyim de terapiye ama doktor sadece beni analiz edecek. Peki ama acaba benim yaÅŸadıklarıma, muhatap olduklarıma kimse muhatap oluyor mu acaba?.. Bunları travma olarak anlatsam doktora bu  da bir ÅŸey ifade etmeyebilir. Bunları benim gibi orada bulunup  sıcak sıcağına yaÅŸamazsanız kimse anlamaz çektiklerimi.
ÖrneÄŸin ÅŸu tipik aile gecemizi bir okuyun lütfen:
Okul sonrası üçümüz gece tiyatroya gideceÄŸiz. ‘Vız Vız  Arı Bazi’ gibi  bir oyun da deÄŸil bu, Kenter Tiyatrosu’nda Cimri’yi izleyeceÄŸiz. Alp annesi tarafından üç yıl önce operaya götürüldüÄŸü için ÅŸu sıralar böyle ÅŸeyler yapıp üstelik keyif de alabiliyor. Tiyatroya götürüleceÄŸimi duyunca bir tek ben panikledim. Çünkü ben uzunca bir süredir eÄŸer bir ÅŸey seyretmeye gideceksem o seyrettiÄŸim ÅŸeyde ilk on dakikada muhakkak en azından 10 kiÅŸinin vahÅŸi bir ÅŸekilde ölmesini ya da yine ilk on dakikada dünyanın önemli bir bölümünün ortadan yok olmasını bekliyorum. Bunlar olmadığı takdirde hiçbir ÅŸey seyredemiyorum gördüklerimi de anlayamıyorum, bunu anlattım Rana’ya ve ‘Tiyatro oyununda bunların olacağına garanti veremiyorsan ben gelmeyeyim’ dedim. Saçmalama, alışırsın alışırsın, demekle yetindi.
Okuldan çıkıp karşı tarafa geçmemiz üç-dört saatimizi aldı. Çünkü sevgili karıcığım ve büyük insan Rana bizi tiyatroya götürmek için İstanbul’da iki önemli maç olduÄŸu bir geceyi seçmiÅŸti. Böyle ÅŸeyleri bilerek mi yapıyor bilmiyorum. EÄŸer bilerek yapıyorsa o bir seri katil,  bilmeyerek yapıyorsa da benim üzerimde bir uÄŸursuzluk olmalı... NiÅŸantaşı’na vardığımızda oyunun baÅŸlamasına bir buçuk saat vardı.
Bana göre geç kalmamamız için gidip tiyatronun önünde kapıların açılmasını beklememiz gerekiyordu. Onlar ise bana bir yerde oturup yemek yiyelim orada ‘Alp ödevini de yapar dediler’ duyduÄŸumda bir süre cümleyi anlayamadım bana tamamen yabancı bir lisan gibi geldi bu, sesi duyuyordum ama bir türlü  mana çıkaramıyordum. Galiba önerilen ÅŸeyin çok saçma olması nedeniyle beynim Türkçe kelimeleri anlamayı reddetmeye de baÅŸlamıştı.

‘BE KADIN’ DİYE BAÄžIRMAYA CÜRET ETTİ
Beynimin içinde sürekli olarak bir ses ‘İstanbul’da iki maç olduÄŸu ve oÄŸlanın ödevinin evde bulunduÄŸu bir gecede tiyatroya gitmesek olmaz mıydı be kadın’ diye haykırıp duruyordu. O haykıran kimdi bilmiyorum ama bir an önce sussa çok  iyi olacaktı. Çünkü Rana bunu duyduÄŸu takdirde hesabını da haksız yere benden sorabilirdi.
Ödev yapılmaya baÅŸlandı. Alp bildiÄŸi cevapları mahsustan vermeme havasındaydı. Rana bu yüzden biraz daha delirmek üzereydi. Yemeklerimiz gelmeseydi o lokantanın yerle bir olması kesindi. İkisi gayet yavaÅŸ sakin bir ÅŸekilde yemeklerini yediler.

ZAMANI HIZLANDIRMAYA UÄžRAÅžTIM
Rana kendisine bir ÅŸarap ısmarladı, ben ÅŸarabı hızlı içemem diyerek ona durumumuz hakkında bir tüyo vermeye çalıştım ama yine saçmalıyorsun diye bir ÅŸeyler duydum. Çıkıp gitmemizi hızlandırır diye umarak ben yemeÄŸimi olaÄŸanüstü hızla yedim bitirdiÄŸimde aÄŸzımın içinin tümü birinci dereceden yanmıştı. Oyunun baÅŸlamasına 20 dakika vardı. Ve ben NiÅŸantaşı’ndan askeri müzenin karşısına nasıl gideceÄŸimizin telaşına çoktan düÅŸmüÅŸtüm. Bana göre trafik ters olduÄŸundan oraya o an gitmeye kalkışmak yerine eve gitmeye baÅŸlamak çok daha mantıklıydı. Çünkü o an eve doÄŸru yola çıksak maç trafiÄŸi nedeniyle eve varışımız sabah saatlerini bulacaktı. Yapılacak en iyi ÅŸey yolda uÄŸrayıp Alp’i okuluna bırakmak ve bizim de eve gidip uyumamızdı.
Evet kabul ediyorum ben hasta olabilirim gerçekten de çünkü içim içimi yiyor böyle durumlarda. Ne yapayım bende sat 20.00’de baÅŸlayacak bir oyuna sat 19.45 civarında gitmek gibi tuhaf bir adet var.

GALİBA GERÇEKTEN HASTAYIM BEN
Bu hastalıksa evet hastayım ben, yemeÄŸimi yedim hesabı ödedim, aÄŸzımın yanığının verdiÄŸi acıyı azaltmak için aÄŸzımda buz tutmaya baÅŸladım. Tam o anda ödevinin yarısına gelmiÅŸ bulunan Alp milli eÄŸitim sistemimizdeki ödev uygulamasının saçmalığı ve sistemdeki çarpıklıklar üzerine yüksek sesle konuÅŸmaya baÅŸladı. Bu gibi durumlarda ben sadece dinler gibi yaparım Rana ise gerçekten dinler ve üstelik konuyu daha da açacak sorular da sorar. Alp’in nutku saat 19.50 de bitti.

ONLARA BİR BAKTIM SONRA DA DAYANAMADIM
Gülmeye çalışarak geç kalıyoruz dedim. Aman canım neden geç kalalım ki diye bir cevap geldi. Gülemedim de çünkü aÄŸzım buzun soÄŸukluÄŸu ve aşırı stres yüzünden felç olmuÅŸtu.
OturduÄŸum yerden onlara baktım oÄŸlum arada bir sistemden ÅŸikâyet ederek sakin bir ÅŸekilde ve her zaman çözdüÄŸü problemleri annesini sinirlendirmek için mahsustan yanlış çöze çöze ödevini yapmaktaydı. Rana eline bir sudoku kitabı almış bir yandan ÅŸarabını yudumlarken olaÄŸanüstü sakin bir halde sudoku çözüyordu. Öylesine sakinlerdi ki ben normal olsaydım oracıkta uzanıp uyumam iÅŸten bile deÄŸildi. Onlar ve ben ayrı bir gezegende gibiydik.
  Birden içimde kabaran duygulara artık tahammül edemedim, ayaÄŸa fırladım. Lokantadan çıkıp içeri tekrar girdim. Bunu üt üste tekrarlamaya baÅŸladım. Dışarıdan görünüÅŸüm anlamsız ve komik olabilirdi ama beni rahatlatıyordu. Çünkü o durumda artık hareket etmeden durabilmem mümkün deÄŸildi. Hareketsiz duracağıma intiharı bile tercih edebilecek haldeydim. Sonunda Rana gece ilk kez saatine baktı ve ‘Aaaa geç kalmışız haydi oÄŸlum kalk gidiyoruz’ dedi. (Daha önce buna benzer durumlarda beni oracıkta unutup gittikleri de olmuÅŸtur) bir an onu öldürsem acaba  akıl hastalığı gerekçesiyle yırtar mıyım diye ciddi biçimde düÅŸündüm .

HAYAT BOYU AKP SEÇMENİ OLDUM
Arabaya bindik ve harekete geçmek bende bir rehavet yaratmıştı ama gideceÄŸimiz yöne nasıl gidebileceÄŸimizi ise katiyen bilmiyordum. Allah’tan o yöne doÄŸru bir alt geçit inÅŸa etmiÅŸler.  SokaÄŸa çıkmaya çıkmaya böyle detayları atlayabiliyorum ben, korkarım ki böyle evde kapalı kalmayı sürdürürsem bir gün çıkacağım ve hangi ÅŸehirde bulunduÄŸumu bile anlayamayacağım.
O altgeçit o anda orada olduÄŸundan hayatım boyunca her yerel seçimde AKP’ye oy vermeye karar verdim. Oyunun baÅŸlamasına 45 saniye kalmışken girdik salona. Seyretmeye seyretmeye tiyatroyu da unutmuÅŸum, örneÄŸin sahnede bir oyuncu sigara içtiÄŸinde bu görüntünün üstünde neden bir sansür iÅŸareti olmadığını anlamadım. Bunu Rana’ya da sordum. Ben televizyondan o görüntünün gizlenmesine alışmıştım da, o bu sorum üzerine beni terapi yerine direkt olarak akıl hastanesine göndermeye karar vermiÅŸ olmalı. Çünkü o ÅŸekilde acıyarak baktı yüzüme.
Sonra oyun bitti ve biz olaÄŸanüstü bir zekâ göstergesi olması gereken bir karar vererek Fenerbahçe’nin maçının baÅŸlamasına daha 45 dakika varken Birinci Köprü’den eve gitmeye çalıştık.
Neyse ki Alp’in okul baÅŸlama zili çalmadan evimize saÄŸ salim vardık.
Bu yaşadıklarım normalse tamam ben de terapiye gitmeyi kabul ediyorum.
Sadece anlatacaklarımdan psikiyatrist delirirse diye korkuyorum. Bu da onun sorunu olur değil mi?



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Alevi açılımına zemin hazırlamak için roman yazdım
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3