AKŞAM GAZETESİ | Nihat Sırdar | 2010-03-01

kategori2

Kendin çal, kendin oyna...

Milletvekillerinin maaşlarını belirleyen kim?        Milletvekilleri...            Diyelim ki bir milletvekili işlediği bir suçtan dolayı silah alamıyor.
Bu milletvekilinin silah alabilmesi için gerekli yasa değişikliğini yapan kim?
Milletvekilleri...
Ki bu daha yeni oldu.
Milletvekillerinin ve hatta eski milletvekillerinin, onların yakınlarının, çocuklarının sağlık harcamalarını, kira yardımlarını, yapacakları harcamaların limitlerini belirleyen kim?
Milletvekilleri...
Suç işleyen ve yargılanması gerekirken dokunulmaz olduğu için yargılanamayan milletvekilinin, dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmayacağına kararı kim veriyor?
Milletvekilleri...
Yüzde 42 oy aldığı halde, bakanları ve milletvekilleri ile ilgili tüm gensoruları reddeden ve bunu seçim sisteminin dandikliği sonucu elde ettiği Meclis çoğunluğu ile yapan kim?
Yine aynı milletvekilleri...
Hani Başbakan     “Yalama oldu bu gensoru işi” diyor ya...
Kim acaba yalama yapan gensoruyu diye düşünüyor insan bu durumda.
Şimdi bütün bu manzara ortadayken, milletvekillerinin kendilerine verilen tüm yasama yetkilerini kendi çıkarlarına kullandıkları gün gibi ortadayken, Başbakan’ın isteğini     hatırlayalım;
“Siyasi partilerin kapatılmasına Meclis karar versin” diyor Başbakan...
Bırakın parti kapatmayı, basit bir gensoruyu bile reddetmeyi alışkanlık haline getirmiş bir Meclis’in, böyle bir oylamayı nasıl yapacağını düşünün.
Hatta düşünmekle kalmayın, Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında işadamlarının muhalefet milletvekillerine Abdullah Gül’e oy versin diye açtığı telefonları hatırlayın.
Bu Meclis karar verecekmiş partilerin kapatılmasına.
Bu arada...
Tüm bu yazı içinde adı bile geçmeyen kurum hangisi?
Yargı...
Zaten şu anda en büyük alerjiyi yaratan ve tam olarak ele geçirilemeyen bir tek orası kaldı...
Onu da devre dışı bıraktık mı tamamdır.
Hem yargı neymiş canım...