Fenerbahçe'deki en büyük değişim, orta sahasının savaşması, pres yapması, çabuk oynayarak topu dikine rakip kale önüne taşıması...
Daha önce yan pas, geri pas yapıyordu. Topu kaybettiği vakit oyundan düşüyordu. Şimdi kazanmak, rakibine oyun kurdurmamak için mücadele ediyor.
Bunun da nedeni, güçlü ve takım olmaktan geçiyor.
Semih, Avrupa Şampiyonası'ndan bu yana en iyi futbolunu oynadı..
Tek başına Bursa defansının balansını da bozdu, moralini de. Fizik olarak o kadar güçlü ki, attığı deparlar, ikili mücadeleler ile hamur gibi yoğurup güçlerini sıfır noktasına düşürdü. Arkasından gelen Lugano, Özer, Santos gibi diri arkadaşlarına öldürücü darbe yolunu açtı..
Bursaspor Sercan için 8 milyon euro bonservis bedeli istiyor.
Dün akşam makine gibi çalışan Semih bana göre 15 milyon euro eder.
Ve Özer.
Denizli maçında sol kanat oyuncusu Sivas'ta ön libero.
Bursa'da sağ kanat.
Yarın öbür gün Alex'e bir şey olsa, koy yerine.
Her yerde mükemmel oynuyor.
Kazım ve Carlos gitti, takım da, Santos da düzeldi.
Brezilya Milli Takımı'ndaki gibi oynamaya başladı.
Attığı gol güzel ama ondan önce dört kişiyi geçerken yaptığı şık hareketler var ki, o her şeyi anlatıyor.
Yerine göre bek, yerine göre hücum oyuncusu. Topu önündeki arkadaşına atıp, kanadı çalıştırıyor. Kendisi de içeri girip akıl almaz hareketler yapıyor.
Görüntü olarak bakıyorsun takım tek forvet.
Hücuma çıktığı vakit beş kişi rakip kale önünde. Alan daraltma da var, sekecek topları da kazanıp kontratağa çıkacak oyuncu da.
Fenerbahçe öyle tempolu, hırslı futbol oynuyor ki, karşısında çelik olsa erir.
Türkiye'nin en iyi top oynayan takımlarından olan Bursa, Fenerbahçe'nin baş döndüren baskılı oyunu karşısında dağıldı.
Oyunun başında Bilica'ya yapılan kolundan tutup çekme, hatta topaç gibi çevirme hareketi vardı. O da bu pozisyon penaltı mı diye çok tartışıldı. Ama Fenerbahçe'nin güzel oyunundan sonra, o pozisyonu kimse konuşmadı.
Neden!
İyi oynayıp, farklı kazandığı için.
Alex bile bu maçta ön plana çıkamadı. Yani, 'Tut Alex'i, kilitle Fener'i' tezi çürüdü.