AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2010-03-08

kategori2

Yatay düşünceler

Kadınlar Günü, hiç de giyinik faaliyetleri çağrıştırmıyor bana. Bir meydanda toplanıp - valiliğin izni ölçüsünde - slogan atıp dağılmaktan kullanışlı bir fayda çıkacağına da inanmıyorum. Eğitim, kariyer ve ekonomik açılardan hangi profilde ve yaşta olursa olsun, kadının temel mutluluğu elbiselerinin altında gizli - tıpkı erkeğin olduğu gibi...
Erkek cinselliği genellikle kişilikten (hatta sevgiden) uzak olduğu için, farklar listesinde kırılma noktası sayılacak, kadına has bir fenomenden, ‘orgazm taklidi’nden söz edelim... 1989 yapımı When Harry Met Sally’de, Sally (Meg Ryan), restoranda yemek yiyip sohbet ettiği yol arkadaşı Harry’ye (Billy Crystal), bütün kadınların zaman zaman orgazm taklidine başvurduklarından söz eder. Derhal karşı çıkan adam, hiç başına gelmediğinde ısrar eder (ironik olan, çoğu erkeğin - tüm zamanlarda - aynı yanılgıya sahip olması). Genç kadın bunun üzerine, “Aradaki farkı bilmediğin ve asla bilemeyeceğin için böyle konuşuyorsun” der ve isterse, hemen oracıkta onu ikna edebileceğini iddia eder. Meg Ryan’ı Meg Ryan yapan o meşhur fake orgazm performansı başlar böylece... Sahnenin sonunda, büyümüş gözlerle olayı izleyen yaşlı hanım, panikle garsonu çağırıp Megy’i işaret eder, “O ne yiyorsa aynısından istiyorum!”...
Mesele şu ki; cinsel devrim, pek bir şeyi değiştiremedi ‘orgazm taklidi’ açısından. Kadın cinselliği konusundaki en kapsamlı araştırmalardan biri olan ve yayınlandığı günden beri önemini koruyan 1976 tarihli Hite Raporu, bunun ispatı niteliğinde. Araştırmanın bir aşamasında Amerikalı (evli-bekâr) kadınlara; cinsel birleşme sırasında neden orgazm olamadıkları soruluyor. Cevaplar çok açık, çarpıcı ve de güncel ne yazık ki:
“Karşılıklı güven, inanç ve sevgiyle, kendimi kontrol altında tutmaktan vazgeçebileceğimi sanıyorum.”
“Çok yaklaşıyorum ama son anda paniğe kapılıp, duygularımı örtbas ediyorum. Bir erkeğin beni tümüyle denetimi altına almasından korkuyorum.”
“Kendimi tamamen bırakabilmem için ondan tam anlamıyla emin olmalıyım.”
“Sonunda mastürbasyonu keşfettim, bu yolla orgazm oluyorum. Ama hâlâ kendimi tümüyle bir erkeğe veremiyorum.”
“Duştan fışkıran suyu kullanmak daha pratik, su insana hükmetmeye çalışmaz, hakaret etmez ve kullanmaz.”
1970’lerde kaydedilen bu görüşlerin ve kaygıların bugüne tıpa tıp uygun durması şaşırtıcı ama... Eksiklikleri örtbas etmeye ve sorunlardan söz edildiğinde uykuya dalmaya öyle yatkın ki erkekler hâlâ... Bu işten tümüyle vazgeçmeyişimize şaşmak gerek asıl! Emekçi Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun.