Ben de çok sıkılıyorum. Sıkılmayı bırakın, ciddi bir kavrama zorluğu çekiyorum. Ergenekon ile ilgili haberleri takip etmek öyle ruh daraltıcı bir iş ki lisede nefret ettiğim fizik dersine çalışır gibi üfleye püfleye oturuyorum başına. Çoğu zaman konsantrasyon eksikliğinden aynı cümleyi birkaç kez okuyorum. Ama bu 'can sıkıntısı'nı kanıt göstererek 'ben bu işten vazgeçiyorum arkadaş!' diyebilir miyim?
***
Cumartesi günkü yazısına göre Ertuğrul Özkök diyor. 'Ergenekon'u karartalım, hayatı aydınlatalım' diye sesleniyor Özkök yazısında. Ergenekon ile ilgili kısırdöngü haberleri bir kenara bırakalım, hayatın güzelliklerini yeniden keşfedelim, çağrısı yapıyor. Benim de gönlümden geçen, ruhumu hafifletecek bir teklif bu. Ama bunu, bırakın beni, Özkök gibi siyasi olarak çok önemli bir kalemin söyleme lüksü var mı? Üstelik daha birkaç hafta önce Ayşe Arman'a Tempo için verdiği röportajda 'Ne karartması, tam aksine aydınlatılmasını istiyorum Ergenekon davasının' demişken... Herhalde öyle bunalmış ki ruhu tutarlılık bile aramadan bu işten sıyrılıp çıkmak istiyor.
***
Özkök'ün 'Ergenekon'u karartıp, hayatı aydınlatalım' fikrinin mucidi Hürriyet trend ve eğlence yazarı Onur Baştürk. Ama Baştürk ve Özkök bir mi? Baştürk Ergenekon üzerine düşünse kendi için düşünecek, onu yok saysa bu yine yalnızca kendisini ilgilendirecek.
***
O nedenle ben Ertuğrul Özkök'e şöyle diyorum: Son günlerdeki havanın yarattığı 'kaçıp gitme isteğine' kapılma şansınız yok. Olmamalı. Bu illa siyasetin içinde boğulmak demek değil. Siyaset ve hayatın diğer alanlarını daha önce nasıl birbirine karıştırmayı başardıysanız şimdi de öyle yapın. Ergenekon davasında cazip unsurlar yakalayın. Gerekirse oradaki karakterlerden de bir sitcom yaratın. İlginç bir şeyler bulmaya çalışın. Ama onu karartmaya çalışmayın! Çünkü bu davayı karartmak gündüzleri perdeleri çekip uyumaya benzer.
Cemil İpekçi-Aliye Kavaf
Haydİ şimdi Cemil İpekçi gitsin ve 'Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk olduğuna inanıyorum. Tedavi edilmesi gereken bir şey... Türkiye'de de eşcinsel vakalar var' diyen Kadın ve Aileden sorumlu bakanımıza derdini anlatsın. Hatta bence bir televizyon programında karşı karşıya gelsinler ve biz de bu konuşmadan faydalanalım.
***
Bir süre önce ne demişti İpekçi? 'Türkiye'de eşcinsellere yapılan bir ayrımcılık yok. Tam aksine. Eşcinseller burada Avrupa'dan daha özgür... İstanbul'da 60-70 tane gay bar var. Tıklım tıklım.'
***
Demek ki Sayın Bakan'ın 'vakalar'ı bu barlarda. Hem de hasta oldukları halde eğlenebiliyorlar. Ne mutlu bizim gibi herkesi bağrına basan memlekete! Ne mutlu bunu gururla anlatan İpekçi'ye!
4 kadın
Bu 8 Mart'ta birbirinden ilginç teklifler aldım. Ne yalan söyleyeyim, aralarında seçim yapmakta zorlandım. Rengarenk bir grupla futbol maçı mı dersiniz, otelde kadın kadına vur patlasın çal oynasın gece mi, yok biraz ciddiyet diyorsanız, o zaman başarılı siyasetçi ve işkadınlarıyla yemek... Ama hayır! Düşündüm, taşındım ve uzaklara gitmeye karar verdim.
***
8 Mart'ta 4 kadın yola çıkıyoruz. Farklı gazetelerde yazan 4 kadın. Aslında 8'dik, fire verdik. Soğuğu, karmaşayı, ciddiyeti geride bırakıyoruz. Kıbrıs'a gidiyoruz. 25 derecede keyif yapmaya. Tembellikten sıkılıp dedikodulara dalmaya. Lefkoşa'nın meyhanelerinin tadına bir kez daha varmaya...
Düzeltme: Dalgınlık deyin, telaş körlüğü deyin... Cumartesi günkü yazımda koskoca Chatham House'u Londra'dan Washington'a taşımışım. Düzeltiyor ve özür diliyorum.