AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2010-03-09
'Oscar'ı kesin alır' gözüyle bakılan James Cameron başyapıtı Avatar, Oscar'da yaya kaldı ya... Sinema dünyasının büyük sürpriz saydığı ve tartışmaya devam edeceği bu sonuç, beni ziyadesiyle memnun etti. Çünkü Hollywood sineması uzun zamandır kendi formülleri ve klişeleri arasına sıkışmış vaziyette. Her türden, her filmin, her hikayenin, her karakterin nereden başlarsa nereye yürüyeceğini, nerede duracağını ezbere biliyoruz... Öyle ki, yüzlerce milyon dolarlık prodüksiyonları izleyip, 'Amaan Hollywood filmi işte' deyip geçecek kadar! Derinlikli, yeni bir şey söyleyen yapımlar, parmakla gösterilecek kadar az. Uzun süredir uzatmaları oynuyor Hollywood... Epey zaman, seyirciyi özel efekt manyağı ederek oyalamayı bildiler. Fakat artık gidilecek yer kalmadı. Bu bir dönüm noktası bence; Hollywood dünyası çok yakında, Avatar'dan önce ve Avatar'dan sonra diye ikiye ayrılacak (tıpkı daha önce Matrix'te olduğu gibi)...
Bütün sektörlerdeki yaratıcılığı zorlayan ve kısıtlı koşullarla kuşatan kriz karşısında, Hollywood da kendine bir çeki düzen vermek zorunda kalacak. Yenilikçi, keşifçi fakat çok daha küçük bütçeli filmler trendi öne çıkacak diye düşünüyorum... Zaman ne gösterecek bakalım.
FAIRPLAY IT AGAIN, SAM...
Sinema ve futbolu kaynaştırmanın en kestirme yolu, sinema tarihinin (Casablanca, 1948) en ünlü repliklerinden 'Play it again, Sam'i, duruma uyarlamak! Durum ne, zorum ne, hemen anlatayım... Önceki yazıda haber verdiğim gibi, medyadan ve iş dünyasından bir grup kadın, dün (8 Mart Kadınlar Günü) sahaya çıkıp, özel bir gösteri maçı yaptık. Kadın teknik direktörler, kadın hakem ve profesyonel kadın futbolcular... Hemen hepsi üniversiteli, futbol aşığı, havalı, esprili, samimi ve taş gibi hatunlar!
DAR ALANDA KISA PASLAŞMALAR
Bu bir gösteri maçı olduğu için iki takım gayet iç içeydik, soyunma odalarında. Ben Mavi'lerden olduğum halde Kırmızı'ların odasında giyindim, mesela. Hatta rakiplerimden, fondöten ve maskara yardımı almak suretiyle, fairplay ruhunu damarlarımda hissettim. Şortları belden katlayıp kısaltarak, çoraplara ayrı bir hava verip tarz yaratmaya çalışarak, rujları tazeleyip çıktık sahaya...
Isınma hareketleri en kazık bölümdü. Profesyoneller tay gibi zıplar, esner, uçar ve de kaçarken nal toplamamak için, canımı nasıl dişime taktım anlatamam! Sonunda baktım olacak gibi değil düz koşuya bağladım tabii. Maçta pek varlık gösteremesem de devre arasında yaptığım top sektirme şovuyla epey alkış topladım. Gerçek müsabakalarda canavar kesildiğine emin olduğum bütün futbolcu kızlar, bize çok iyi davrandılar ayrıca maçta. Çelme filan takıp istikbalimizi karartmadılar, daha ne olsun!
KADINLAR VE FUTBOL
Maçın esas esprisi, Türkiye Futbol Federasyonu'nun, bayan futboluna dikkat çekmek istemesi... Neden 'kadın' değil de, bayan... Bilmiyorum ama tahmin edeceğiniz gibi, kadın futbol liginin ve takımların, en büyük sıkıntısı sponsor... Girişimcilerin konuya ilgisi arttıkça gelişecek bu oyun. Maksat spor olsun...
Sonuçta; bi futbol madalyam eksikti, o da oldu sevgili okuyucu. Siz sağ, ben selamet!