AKŞAM GAZETESİ | Bahri Havadır | 2010-03-09
Söylesem tesiri yok, sussam gönlüm razı değil. Maçın adamı Koray 2 kez topu elle aldı. İki de gol attı. Dos Santos kendini bir kuğu gibi ceza sahasında yere bıraktı. Hakem penaltıyı verdi. Hepsinde hakem Bülen Yıldırım seyirciydi.
Yani anlayacağınız kovboy filmlerinin senaryolarıyla doluydu dün akşamki maç. Tom Miks var ya! O Tom Miks Koray'dı bence. Ulu Manitu, Arda'ydı. Ama sıfır çekti. Yalnız Dolaşan Kurt Keita, ateş suyu içen hiç kimse yoktu. Yahşi Batı'da bir yığın figüran vardı. Bunların arasında Rintintin'i, Avarel'i de oynayanlar vardı!
Önden bakıldığında Galatasaray'ın forveti yetersizdi. Arkadan bakıldığında Lucas Neill ve Servet gibi iki usta, dandik 2 kalastan farksızdı. Koray'ın attığı ikinci golde bu kanıtlandı. Orta alan ittirsen yıkılacak gibiydi. Mehmet Topal etkisiz, Ayhan olabildiğince hırçındı. Bir yığın laubalilik, Galatasaray'da üst düzeydeydi.
Bir hafta önce şiir gibi futbol oynayan Galatasaray, dün oyunun hiçbir alanında yoktu. Bunun nedenlerini, sebeplerini uzun uzun tartışmanın bence hiçbir anlamı yok. Hakem Bülent Yıldırım'ın çok kritik pozisyonlarda yaptığı hataların, maçın skorunda elbette etkisi var.
Ama bu kötü senaryo içerisinde, baş roldeki isim tartışmasız Rijkaard. 'Gezen tilki, yatan aslandan karlıdır' mantığıyla hareket etmeye çalışan Hollandalı, bu kez tutturamadı. Masal gibi oynayan takım, bir hafta içerisinde kaybolup, nasıl gider! Birlikte üzülen, sevinen, gülüp ağlayan bir takım kurmanın peşinde olan Rijkaard, şimdi oturup her şeyi çok iyi hesaplamalı.
Yahşi Batı'da senaryoyu kim yazdı? Bu rolleri kim verdi? Bilmiyorum ama gong çaldı, film bitti, Eskişehir'de de bir hüzün kaldı. Ellerinde patlamış mısırla İstanbul'a dönmenin hayalini kuran Galatasaraylı'lar kalelerinde iki gol ve yıkılan umutlarıyla evlerinin yolunu tuttu.