Geçtiğimiz hafta bir iş seyahati çerçevesinde Güney Asya bölgesine seyahat ettiğim için, bir süre yazılarıma ara vermek durumunda kaldım. Yanlış anlamayın, oralarda teknolojik imkanların azlığı internet bağlantısının bulunmaması gibi durumlardan değil, benim için tamamen yoğunluk ve vakitsizlikten kaynaklanan mecburi bir mola oldu. Gördüklerimi, öğrendiklerimi tek tek anlatmaya kalksam epeyce bir süre aynı konuyu yazmam gerekir eminim, ama ben kısa ve basit bir değerlendirme ile durumu aktarmak istiyorum.
1- Işık doğudan yükselir sözü doğru ama sonrasında batıya doğru hareket edip orada sonlanır tezi doğru değil. Cümlenin devamı, 'aynı yönde hareketini sürdürüp doğuya, yani kaynağına geri döner'' biçiminde olmalı. Zira gerçekten de uygarlığın merkezinin Atlantik'ten Pasifik'e doğru kaydığını anlayabilmek için yalnızca Asya topraklarına bir adım atmak yeterli. İnanılmaz büyüklükte şehirler kurulmuş, olağanüstü yatırımlarla ve teknoloji desteğiyle sanki uzay üsleri benzeri bir yapılaşma sağlanmış ve büyük ama eğitimli bir nüfus muhteşem bir disiplin ve üretkenlik içerisinde o merkezlere sahip çıkmış durumda. Bölgeler arası nüfus hareketleri ve ana merkezlere doğru göç ise Güney Asya'nın karakteristik özelliği.
2- Her yerde Çin etkisi hissediliyor. Dünyanın en büyük diasporası olan Çinliler artık Batı'ya doğru yönelmeyi bırakmış, kendi ülkelerinin kaynaklarıyla, kendi topraklarında yatırım yoluna girmişler. Hong Kong ve Macau ise Çin'in parlayan yıldızları. Macau bir kumar ve turizm merkezi olarak eşi benzeri olmayan bir süratle gelişirken, Macaulular daha şimdiden Las Vegas'tan daha büyük bir gelir yarattıkları ile övünüyorlar. Çinliler kumara çok meraklı ve kumarda kaybetmeyi bir onur savaşı olarak görüyorlar. Kaybeden mutlaka geri dönüp savaşa bıraktığı yerden devam etmek istiyor. Macaulular Batılıların kumarı eğlence için oynadığını, o yüzden iyi müşteri sayılamayacaklarını düşünüyorlar. Çinliler ise en büyük paraların sahibi olarak, en büyük kaybedenler listesini süslüyorlar. Araplarsa göründüğü kadarıyla henüz bu bölgeyi tam anlamıyla keşfedememişler. Aksi halde böyle bir lüks ve ihtişamı kaçırmaları mümkün değil.
3- Dubai, Katar gibi yerlerde de benzer bir gelişme var, lakin şok daha suni ve kapasitesi dar. Buralarda kentler uzay üssüne benzese de doğal ve bolca yeşillik içerisine yerleşmiş. Bölgenin doğal yapısını Karadeniz bölgemize benzetenler de oldu. Yeşil yüksek tepelerden, sert bir biçimde denize inen coğrafyada düzlük alan çok az. Bu bakımdan insanların yaşadıkları evler küçücük ve normal bir ev bile 50-60 katlı. Evlerde mekan darlığı yüzünden insanlar sokaklara taşıyor ve restoranlar, alışveriş merkezleri dolu. Evler ise yalnızca uyumak için kullanılıyor.
4- Bölgedeki insan kalitesi ve eğitim düzeyi çok yüksek. Ancak inanılmaz bir rekabet ve çok sert bir sınav-eleme sistemi var. Orada bulunduğumuz sürede herkesin konuştuğu gündem, anasınıfında okuyan ve ilkokul birinci sınıfta ailesinin istediği okula kabul edilmediği için annesi tarafından alışveriş merkezinin en üst katından aşağıya fırlatılan 5 yaşındaki kız çocuğunun dramıydı. Allah'tan çocuk aşağıda kurulu ağlara takılmış ancak kızının arkasından kendisini de aşağıya atan anne kurtulamamıştı. İnsan nüfusu arttıkça ve rekabet şiddetlendikçe bu tür acı olaylar galiba dünyanın her yerinde kaçınılmaz hale geliyor.
5- Hong Kong'da 9 tane üniversite var ve hepsi dünya sıralaması için yarışıyorlar. Yayın konusu neredeyse hepsinde bir takıntı haline gelmiş ve tüm okullar kaçıncı sırada olduğu ile tanıyorlar. Bahçeşehir Üniversitesi olarak Liang Üniversitesi ile daha önce yapmış olduğumuz ve karşılıklı öğrenci alıp gönderdiğimiz anlaşmaya, bu gidişimizde Hong Kong Politeknik Üniversitesi'ni de ekledik. Ayrıca halen Politeknik Üniversitesi'nin 7 yıllık rektör yardımcısı olan ve daha önce de aynı üniversitenin mühendislik fakültesi dekanlığı görevini 7 yıl boyunca sürdüren Prof. Süleyman Demokan'ı da okulumuza transfer ettik. Ülkemizin yetiştirdiği ve yurtdışında bu denli başarıya ulaşmış olan böylesi akademik değerlerin varlığı hepimizi gururlandırıyor. Prof. Demokan bu seneden itibaren Bahçeşehir Üniversitesi'nin Mühendislik Fakültesi dekanı olarak görev yapacak.
6- Güney Asya'da bulunduğum sürede Türkiye'de neler olduğunu çok merak etmedim. Gündemimiz çok hızlı değişiyor doğru ama aynı konular arasından da bir türlü çıkmıyor. Biz türban, cumhurbaşkanlığının görev süresi, YÖK, anayasa, darbe, Ergenekon tartışaduralım, eller uzaya gitmek yerine uzayı dünyaya taşımışlar, biz ancak seyrine bakalım. Aferin bize!