Deniz Ülke Arıboğan deniz.ulke@aksam.com.tr

kategori2

Zor dönemlerin psikolojisi

Geçtiğimiz hafta içerisinde Lord Alderdice ile Vamık Volkan'ın liderliğinde sürdürdüğümüz politik psikoloji grubumuzun son toplantısını gerçekleştirdik. Toplantı süresince yalnızca Türkiye'de değil, tüm dünyadaki dönemsel krizlerin psikolojik boyutları üzerinde tartıştık. Birkaç senedir sürdüğümüz bu toplantıların bana en önemli katkısı, daha önce hiç bilmediğim ve ilgilenmediğim bir alanla kendi akademik alanım arasında bir yakınlık geliştirmem oldu. Nitekim toplantılarda kendimi sürekli 'haddini bil, dünyaca önemli bu psikiyatrların arasında psikoloji konuşma diye dürtsem de' kendimi sık sık psikolojik açıklamalar yapmaya çalışırken buldum. Onlar da tıpkı küçük bir çocuğa bisiklet sürmeyi öğreten veli yaklaşımıyla ve büyük bir sabırla bana yardımcı olmaya çalıştılar.
Toplantılar da ben de az biraz işe yarıyorum tabii. Özellikle krizlerin uluslararası boyutları ve zeitgeist'in tarihsel dönüşümü konusunda her toplantıda başka bir içerik üreterek epeyce itibar kazandığımı söyleyebilirim. Bu şekilde çok da iyi bilmediğim bir alanda birkaç senedir acemice yol almaya çalışırken, bir yandan da grubumuza, onların çok fazla bilmediği bir alanda yol açmaya çalıştım. (Katılımcılar o kadar nazik insanlar ki, ne söylesem beni desteklemek için bir fırsat yaratmak adına ellerinden geleni yapıyorlar.) Her neyse...
Tüm tartışmaların eninde sonunda gelip psikolojik tabana oturduğunu kabul etmek de benim erdemim. Uluslararası ilişkiler alanı ne kadar suni ve ideolojik olarak geliştirilmiş bir alan ise, psikoloji de o kadar gerçek ve doğal bir alan. Kısaca bilmek, öğrenmek lazım. Bende son yıllarda ortaya çıkan bu hevesle oluşan bu bileşim, kendi adıma işe yarar sonuçlar da vermeye başladı. Artık bazı şeyleri ummadığım netlikte görebiliyorum. Nitekim toplantılarda da ifade ettiğim bazı fikirlerimi özetle şöyle paylaşabilirim.

1- Uluslararası alanda büyük bir değişim dönemindeyiz doğrudur ama bu sadece yeni güçlerin ve aktörlerin dünya sahnesine girmesi anlamını taşımıyor. Örneğin Çin'in yükselişi birçokları tarafından yalnızca büyük bir ekonomik ve siyasi gücün ortaya çıkışı anlamına geliyor ama bu aynı zamanda yeni bir zihinsel kodun dünya pazarına sunulması anlamına da geliyor. Uzakdoğuluların insana dair, devlete dair, yaşama ve ölüme dair, barışa, savaşa, teslimiyete ve özgürlüğe dair tanımlamaları bizimkinden farklı. Kısaca Batı'nın inşa ettiği entelektüel paradigma büyük bir tehdit altında. Kutsallar değişirken insanların duygu, düşünce ve psikolojilerinin de farklı etkiler altına girmesi kaçınılmaz. Kanımca çok da geç olmayan bir yakında ölümün anlamı ya da yan etkileri konusundaki Çinli psikologların kitaplarını okumaya başlayacak, demokrasi, özgürlük ve devlet kavramlarının zihin dünyamızdaki karşılıklarını yeniden bulmaya çalışacağız. Bu konu önemli, zira insanların olaylara ilişkin yaklaşımları, doğru ve yanlışı hangi zihinsel evren içerisinde tanımladıkları ile ilgili bir durum. Örneğin birisi için demokrasiye yönelik bir 'darbe teşebbüsü' olarak görünen şey, bir başka zihinsel tasarımda, demokrasinin sürdürülebilmesi adına, kötülere karşı girişilmiş 'haklı mücadele' olarak değerlendirilebiliyor. Her iki taraf da kendi adına iyi ve doğru olanı yapıyor ama sadece güçlü olanlar karşı tarafı yargılama hakkına sahip olabiliyor. Gücü kaybeden sanık sandalyesine oturma riskini hep cebinde taşıyor.

2- İyi durumları da kötü durumları da yönetebilmenin yolu insan psikolojisini tanımaktan geçiyor. Atılan en doğru adım bile olsa, yanlış kavramlarla, figürlerle, yöntemlerle yürüyüşe devam edildiğinde yol uzadıkça uzuyor. Bkz. 'açılım tartışmaları'. Mutlaka çözülmesi gereken bir sorunla karşı karşıyayız ama ilk düğmeyi yanlış iliklemiş olmanın verdiği zorluklarla baş etmekte zorlanıyoruz. Ancak bu da bir yönetim süreci. Başlangıcın olduğu gibi, bu noktanın da psikolojik olarak yönetilmesi gerek.
3- En ağır hasarlar psikolojik savaş ortamlarında veriliyor; en ağır travmalar bu ortamdan kaynaklanıyor; en güçlü saldırganlıklar böyle atmosferlerde alevleniyor. Bu bakımdan, tüm taraflar açısından zor dönemlerden geçildiği doğru olsa bile, daha zor dönemlerin kapıda olma olasılığına karşı hazırlıklı olmalıyız.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3