AKŞAM GAZETESİ | İ.Hüseyin Yıldız | 2010-03-10
2010 bütçesinde GSYH'da yüzde 3,5 büyüme hedeflenirken, nasıl oluyor da vergi gelirlerinde yüzde 18 artış bekleniyor? Bu soruya kafa yorarken şu sunuca vardım: Hükümet, bütçeye gelir bulmak için her olanağı maksimum kullanma yoluna gidecek ve 2010'da vergiler gelire bağlı olarak artmayacak. Daha açık ifade edersem, dolaylı vergilerde artışa gidilecek ya da her seferinde bir defaya mahsus denilen vergi affı uygulamalarına devam edilecek. Peki, bu bütçe hesabı tutar mı? Biraz zor görünüyor. Bu nedenle, Hükümet IMF'den gelecek kaynağa muhtaç değiliz dese de durum pek öyle gözükmüyor.
Yeni yılda dolaylı vergi artışları önce yasa gereği otomatik olarak artan vergilerle başladı. Bunlara örnek olarak yüzde 2,2 yeniden değerleme oranında artan Motorlu Taşıtlar Vergisi'ni, Damga Vergisi'ni, noter, yargı, diploma ve ruhsat harçlarını sayabilirim. Dolaylı vergi artışlarında ilk sürpriz, akaryakıt, içki ve sigara üzerinden alınan ÖTV ve KDV (Akaryakıtta yüzde 12, içki ve sigarada yüzde 30'lara varan oranlarda) artışlarında oldu. KDV artışı da nereden çıktı demeyin. Çünkü ÖTV üzerinden ayrıca KDV de alındığı için, bu ürünler üzerinden alınan KDV de artmış oldu. Sonuçta bu ürünleri satanlar da artan dolaylı vergileri satış fiyatlarına yansıttılar ve zamlar peş peşe geldi.
Dahası dolaylı vergilerde artışın devam edeceğini düşünüyorum. Sırada beyaz eşya, otomobil gibi kayıt altındaki sektörler var. Ancak vergi gelirlerini artıracağım diye çıkılan bu yolun ucu pek aydınlık gözükmüyor. En basitinden son sigara zammında yaşananlara bakalım. Yapılan zam bu önceden duyurulduğu için Tekel büfelerinde sigara bulunamaz oldu ne hikmetse. Bu tür zamların veya vergi artırımlarının önceden duyurulmasının böyle bir haksız kazanç kapısı oluşturacağı bilinmektedir. Yine de yapıldı, n'apalım bol kazançlar diyelim stokçulara.
Sigara ve alkol fiyatlarının artırılması sağlık gerekçesiyle fazla da eleştirilmez. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Ve yine dünyanın her yerinde hükümetler bu ürünleri önemli bir vergi kaynağı olarak görür. Fakat bu tür ürünlerin fiyatlarının aşırı derecede yüksek olması kaçakçılığa da neden olmaktadır. Almanya'da yaşayan gurbetçilerimiz Ukrayna, Rusya gibi ülkelerden çeşitli yollarla sokulan sigaraların el altından satıldığından bahsederler hep. Türkiye'ye de çeşitli ülkelerden kaçak tütün ve akaryakıt ürünlerinin girdiği bilinmektedir. Kaçak yollarla ülkeye giren bu tür ürünlerin yaratacağı kayıtdışılık ve vergi kaybı; Dimyat'a pirince giderken, bizi evdeki bulgurdan edeceğe benziyor. Euromonitor International 2006 verilerine göre; sigara piyasasında kaçak ürünlerin payı İngiltere'de % 36.6, Yunanistan'da yüzde 37, Norveç'te % 20.4, Avusturya'da % 19.9, Finlandiya'da % 17.6 ve Türkiye'de %14.1 dir. Bu ülkelerde sigara fiyatlarını sıraladığımızda İngiltere'nin 1. olması şaşırtıcı olmasa gerek.
Geliri kaynaktan vergilendirmek yerine tüketim üzerinden dolaylı olarak bütçeyi finanse etmek gelişmiş ülkelerde uygulanan bir politika değildir. Zira bu tür vergilendirme hem gelir dağılımı adaletsizliğini körüklemekte hem de vergide adalet ilkesiyle çelişmektedir. Ayrıca daha birkaç ay önce dolaylı vergilerde indirime giderek bazı sektörleri canlandırmaya çalışıyorduk, ne değişti de bugün dolaylı vergileri arttırıyoruz? Yapılan zamların, bu ürünlerin tüketimini düşüreceği gibi kayıtdışılığı da artıracağı ortadadır.
Sonuç olarak azalan tüketim ve yüzde 50'lere varan kayıtdışılık, vergi gelirlerini aşağı çekmekte, dolayısıyla bütçe açığını ve kamu borçlanmasını da tetiklemektedir. Bu bir kısır döngüdür. Ülkemiz neredeyse son 30 yılını bu kısır döngü içinde debelenerek geçirmiştir.