AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2010-03-10

kategori2

125 Bin yeni köşe yazarı

Başbakan'ın medya kuruluşlarını dükkana benzetmesi, pek çok şeyi çağrıştırdı. Herhalde, bunların büyük bölümü züccaciye satmakta. Bilmeyenler için yazalım; cam ve kristal ürünü bulunan yerler. İşte bu noktada Penguen gibi mizah dergilerinin 'Kızdıran Kapakları'nı hatırlıyoruz. Tabii bir de fıkrayı. Hani filin girdiği züccaciyeciyi. Mal sahibi içeride olmadığı için canını kurtarır. Başbakan'ın 'İyi seçin' dediği personel, o kadar şanslı değildir.
...
Bir de 'Tarih turu' atmak istiyoruz. İsmet Paşa'nın tek motosikletle tebliğ ettiği 'Kapandınız' evrakı. Demokrasi mücahidi gibi iktidara gelen Menderes'in benzer uygulamaları. Kim ne derse desin Süleyman Demirel, böylesi kronolojide 'Çölde vaha' görevi yaptı. '12 Mart' ve özellikle '12 Eylül' dönemleri tam faciaydı. Kendi adımıza 'Çetin Paşa görüşecek' diye çağrıldığımız Selimiye'de sandalye tepesinde sabahladığımız geceleri unutmadık. Baştan aşağı ilan dolu Tercüman'ın bayram öncesi yayınının durdurulmasını yaşayanlardanız. Ankaragücü'nün 'Türkiye Kupası'nı kazandığı' gerekçesiyle -Yönetmeliğe aykırıydı- Birinci Lig'e taşınması ayrı alemdi. Nazlı Ilıcak'ın 'Evrenspor' yazısını inatla koydurması, Ilıcak İmparatorluğu'nun sonunu başlattı. Hanımefendi de cezaevine girdi. Semra-Turgut Özal İkilisi'ne Mesut Yılmaz takviyesi Kemal Bey'in -Patron değil, babaydı- beyin kanamasına ve ölümüne sebep oldu. Özal'ın '2.5 Gazete kalır'ı böylece gerçekleşti.
...
Çizgisi kırılmayan kalem sahiplerini hala izliyoruz. Ancak 'Her devrin adamı' dediklerimiz yine başköşelerde. Şimdi sıkı kürtçü olan Hasan Cemal'in, başbakanlığı döneminde 'Tansu Çiller'in fularları' ile dolaştığını bilmeyenler Milliyet arşivine girebilir. Mehmet Barlas Büyüğümüz şimdilerde 'Demokrasi dersleri' vermekte. Çankaya'daki yemekte, tanıtım kartlarımızı Kenan Evren'e imzalatma fikrine hala şaşarız. Darbeci cumhurbaşkanımız 'Bunları ne yapacaksınız' diye sorunca, cevap verememişti. Biz imdada yetişip 'Alkol muayenesi yapan trafik polisine göstereceğiz' deyip, vaziyeti -Kahkahalarla- kurtarmıştık. Başbakan Özal'ın, Altemur Ağabeyi -Kılıç- Tercüman'a Genel Yayın Müdürü atadığını herkes bilmekte. AKŞAM'ın milyonun üstünde sattığı -TV Kampanyası- dönemde, başımıza getirilen ismin arkasında başbakan eşi Özer Çiller olduğunu da hatırlatalım. Daha neler, neler.
...
Gelelim günümüze ve Erdoğan'a. Yalanı olmayan biri. Karşılıklı ve yazlık turnuvalarda aynı takımda epey top oynadık. Hava hakimiyeti iyiydi. Hepsi o kadar. Ne zaman ki iktidarın başı oldu, etrafında 'Yağcı Ordusu' oluştu. İşi o kadar ileri götürdüler ki 'Fenerbahçe istemiş de, o gitmemiş'. El insaf diyoruz. Dinyakos'un kalfası 'Turan'dan aldığı kramponlarını babasından nasıl sakladığı dönemi biliriz. Cam ürünleri, Paşabahçe'nin Çeşmi Bülbülleri'ni, kristalleri parçalayacak hale getirenlerin hiç mi suçu yok? En tehlikeli viraja, yani 'Sevgi Erozyonu'na, pohpohlayıcılarının dolduruşuyla uğradı. Altı yanlış akıl hocasının yüzünden 'Açılım' dedi, 'Boğulmak üzere'.
...
Muhalif köşe yazılarına hiç kızmasın. Çadırları söken Tekel işçilerinden birinin şu sözlerine iyi kulak versin:
'Evim kira. Çocuklarım okuyor. Aldığım 1350 lira bir anda 600'e düşürüldü. Bu durumda ben ne yapabilirim?' Bu arkadaşımızdan özür dileyerek bir özlü sözü tekrarlayalım; 'Aç fare duvarı yıkar'.
Erdoğan'ın yeni servet beyanındaki müthiş artışı, birlikte öğrendiğimiz günlerde, 4-C mağdurlarına ne öneriliyor? Kaldı ki, sırada 4-C adayı 125 bin kişi daha mevcut. Buna Karayolları'nın özelleştirilmesiyle başlanacak. 'Hepsinin köşe yazarına dönüştüğü günü' düşünmek istemiyoruz. Hiçbirinin Yunanistan'daki 500 tirajlı gazetenin yazarına benzeyeceğini sanmıyoruz. Tarzları aynı olacak, 'Ömür boyu, askerde kendisini döven çavuşu kalaylar gibi' kalem oynatacakları kesin. Ankara'da eylem başlarken 'Bunun sonu eski Roma'daki 'Spartacus İsyanı' olur' demiştik. Hatırladınız mı?