AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2010-03-10

kategori2

Laik cemaat

Atatürkçülüğün temsilinin el değiştirdiği, temsil kabiliyetinin CHP'den AK Parti'ye geçmeye başladığı tezim çok tepki toplasa da, eteklerdeki taşların dökülmesine olanak tanıyan bir ortam yarattığı için memnunum.
Dün twitter'da, tepkili bir takipçim şöyle yazmış:

'Biat kültürü ile yetişenler Atatürkçü olamaz.'
Şık bir söz. Ama ne kadar doğru? Bu bir soru.
Bir başka soru ise, 'biat kültürü ile yetişenler Atatürkçü olamaz,' söyleminin Atatürkçü düşünceye uygun olup, olmadığı...
Atatürkçülüğü kabaca Türk toplumunun modernleşme projesi olarak okursak; asıl özü ve işlevinin biat kültürü ile yetişenlerin Atatürkçü olmasına imkan sağlaması olduğunu sanırım anlayabiliriz.
Nitekim, düşüncenin kurucuları da, takipçileri de 'biat kültürü'nün içinden çıkmış insanlardı.

Bu işin bir vechesi ise, öteki vechesi Atatürkçü düşüncenin toplumu 'modernleştirme' vaadi.
'Biat kültürü ile yetişenler Atatürkçü olamaz' düşüncesi ise, bu haliyle Atatürkçü düşünceye muhalif, tarih bilincinden kopuk bir anakronik düşünce olarak duruyor...
Peki kimin Atatürkçü olmaya hakkı var o zaman? Hali hazırda Atatürkçü olanların mı? CHP'ye de sirayet eden bu düşünce kökleştiği oranda bu partinin iktidar hayaline sonsuza kadar elveda demesini izleyebiliriz.
Zaten, geçtiğimiz seçim hezimetlerini de aynı düşüncenin çeşitli versiyonlarına hapsolduğu için yaşamadı mı CHP?
Bir kere, AK Parti'yi Milli Görüş içinden ayrılmış bir damar olarak görmekten vazgeçmedi...

Onun, toplumun değişim arzusu uyarınca gelişip açıldığını, merkeze yerleştiğini idrak edemedi...
Sonra, 'biz Milli Görüş gömleğini çıkardık' sözünün aslen laik dindarlara (laik cemaate) yönelik bir söz ve teklif olduğunu anlayamadı. Bu sözün, 'toplumun dindarlık vasatı ile inatlaşan Milli Görüş'ten vazgeçtik, genel dindarlık çizgisine geldik' anlamını taşıdığını kavrayamadı.
Cumhuriyet Mitingleri'nin ne kadar kalabalık olursa olsun, bir 'öteki'yi tarif ettiğini ve o öteki ile mücadeleye girdiğini... O 'öteki'nin ise, aslında 'öteki' değil, 'beriki' olduğunu söylemek için sokaklara dökülmeyip, seçimleri beklediğini de anlayamadı.
22 Temmuz seçimlerinde Onur Öymen'in değerlendirmesini hatırlayın, seçim sonuçları için, 'akıl işi değil' demeye getiriyordu.
Aynı mantık, uzuyor ve bir halka gibi kendi üzerine kapanıyor...
Halkın tercihi, 'akıl işi' değil ve 'biat kültürü ile yetişenler Atatürkçü olamaz.'
Peki kim Atatürkçü olacak o vakit?
Uzaylılar mı gelip CHP'ye oy verecek?
Öyle ya da böyle, Mustafa Kemal Atatürk'ün kadrolarının modernleşme projesini demokratikleştirerek ve o kadroların 'demokrasi hedefi'ni de gerçekleştirerek, AK Parti yaşatıyor.
CHP'nin ise bu 'yaralı bilinç'i onarmadan Atatürkçülük konusunda bir iddia seslendirebilmesi pek mümkün görünmüyor.

Bakın Deniz Baykal ne demişti 1970'lerde:
'... az gelişmiş ülkelerde çok parti sistemine dayanan genel oy daha devrimci bir nitelik taşımaktadır. Bu yolla siyasal hayata katılan geniş halk kitleleri, bir önceki devrenin, feodal ya da bürokratik güçlerinin hakimiyetine dayanan toplumsal dengesini sarsmaktadırlar. (...) yeni şartlar altında ayakta kalmanın yollarını aramaktadırlar. Fakat önemli bir değişme olmuştur. Halk kütlelerinin mukabil ağırlığını dikkate almak zorundadırlar.'
Ya da 1972'de?
'Acaba, devrimci düşüncenin Türkiye varsayımı ile günümüzün Türkiye gerçeği birbirini tutuyor mu? Bürokratik devrimci düşünceye yön veren Türkiye anlayışı, bugünden çok 1930'ların Türkiye gerçeğinden esinlenmiştir.'
İlginçtir ama CHP'nin 'yaralı bilinç'ini onarabilecek açılımlar onun bugünkü liderliğinin müktesebatında var.
Ama psikolojik bir defans pozisyonundan kurtulabilmek, sanırım daha zorlu bir eforu gerektiriyor.
Ben bu yazıyı yazarken bir yandan da, twitter'da konu üzerine kafa yoranlarla konuşuyordum.
Mazhar Alanson, 'laik cemaat' diye yazdı bana...
İki kelime ile çok şey anlatıyordu.
Şimdi, CHP cami cemaatinin laik olduğunu bilmiyor mu, diye sorulabilir.
Biliyor.
Ama, cami cemaatinin ve hatta tarikat ehlinin laik olduğunu sadece bildiği değil, söyleyebildiği zaman onların oyunu alabileceğini göremiyor. Tersinden de olsa, bir zamanın Milli Görüş'ü gibi zaten laik olan halkın kolektif 'din algısı' ile inatlaşıyor...
Bundan vazgeçmediği sürece Atatürkçülüğün temsilinin AK Parti'ye transferini ağır bir depresyon duygusuyla izlemek zorunda.