AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2010-03-11

kategori2

Oscar'lı ve Nobel'li savaş övgüsü

Bol botokslu yüzü ve marka tasarım kıyafetlere dolanmış  iri gövdesiyle Amerikan film endüstrisinin Oscar ödül töreninden çıka çıka 'savaş' övgüsü çıktı.
Digital teknolojinin yardımıyla 'anti emperyalizmi' sanal Pandora ülkesinde temalaştıran Amerikan sinemasının zihin ve hayal dünyasının 'ideolojik' sınırlarına vardık.
Pentagon merkezli yaratıcılık, epeydir dünyadaki 'şer' ve adaletsizliği  fantastik tasarımlı 'orta dünyalar' üzerinden bilgisayar üretimi insanımsı yaratıklarla anlatıyor.
Teknoloji ve görsel efekt mucizesi hikayelerle 'gerçeklikten' ve 'insanlığın acılarından' etik olarak arındırılıyorsunuz.   
Oscar töreniyle 'küresel vicdani katarsisi' Avatar'la savuşturan 'beyaz adam ve kadının' kamuflajı düşüp üniforması göründü.    
En iyi yönetmen ödülünü alan Kathryn Bigelow ödül konuşmasında 'Askerlerimiz bizim için varlar, bizim için Afganistan ve Irak'talar ve  dilerim sağ salim dönerler' diyerek ödülünü, Irak ve Afganistan'da hayatını riske atan kadın ve erkek askerlere adadığını söyledi.
Böylelikle Ürdün'de filmin çekimlerini yapan Bigelow embeeded (iliştirilmiş) yönetmen unvanını da kapmış oldu.
Oscar'ı ilk defa kazanan kadın yönetmen Bigelow, 'Hurt Locker' filminde Irak'ta görev yapan bomba imha ekibinde görevli Amerikan askerlerini anlatıyordu.
ABD'nin Afganistan ve Irak'taki 250 bin askerine adanan 'Oscar'la' ABD'nin hegemonik işgalciliği de  sektörce canı yürekten onanıyordu.
İşgal ettikleri ülkelerin halklarının trajedilerine sırtını dönmüş bu 'ahlaki' sakatlık dünya kamuoyuna kırmızı halıdan geçerek iletildi.
Aynı anda ellerini ve gözlerini kaybetmiş küçük Afganlılar ve Iraklılar, bir Amerikan masalına kabulü olası değildi.
Irak'taki işkence merkezlerinde görevli kadın askerlerin patolojik psikolojileri de klişe gerilim ve korku anlatısı için fazla sertti.
Küresel kapitalizmin kriziyle boğuşan huzursuz dünyaya 'değişimin mesiyanik simgesi' diye servis edilen Obama, Afganistan'a asker gönderme kararından birkaç hafta sonra Nobel ödülünü aldı.
Ve Obama iki savaş arasındaki bir ulusun başkomutanı idrakiyle 'ödülü' aldığını belirtmişti. 
Şimdi de Obama'nın Nobel ödül konuşmasındaki  Amerika'nın 'haklı savaş konseptine' omuz veren 'militarist zihniyet' Oscar'la pekiştirildi.
Ülkelerinden binlerce km uzakta başka halkların topraklarını işgal edip, kıyıma uğratan militarist sömürgeciliğe yapılan övgüyle ABD patentli kültür endüstrilerindeki kirlilik kabartıldı.
ABD'nin politikalarının, küresel  propagandasını  üstlenen medya, sinema ve eğlence endüstrileri cehennemi coğrafyaların vicdani yükünü 'cennet imgesini' üç boyutlu tavaf ettiğiniz büyük gişeli filmlerle ödünlüyor.
İnsanlığın içindeki son birkaç kırıntı da hareketlenip uçuşunca, herkes biraz daha insan olduğuna kani evine dönüyor.
İşgalcilerin istilası, zihinlerde ve düşlerde sürmeye devam ediyor.