AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2010-03-11

kategori2

Serdar Denktaş'la bir Kıbrıs akşamı

'Kıbrıs'a keyif yapmaya, Lefkoşa'yı keşfetmeye gidiyoruz' diye yazmıştım salı günü. O yazı üzerine telefonum çaldı. Arayan Serdar Denktaş. 'Hoş geldiniz' dedi. 'Lefkoşa'daymışsınız. İzin verirseniz keşfinizde size yardımcı olayım. Kıbrıs'ın şimdiye kadar görmediğiniz bir yüzünü size göstereyim.'

***
Böyle sürpriz bir teklif geri çevrilir mi hiç? Hemen organize olduk. O güne kadar 'Kıbrıs akşamı' deyince aklımıza önce casinolar geliyor. Sonra sahildeki balıkçılar. Ötesi yok...

***
Denktaş bizi kaldığımız otelden aldı. İlk sözü şöyle: 'Burası Kıbrıs, Türkiye değil. Biz bey, hanım siz, biz sevmeyiz. Lütfen bana Serdar deyin...' Bu sıcak karşılaşmanın üzerine Lefkoşa'nın 'eski şehir' denen, güzel binalı sokalarının arasından geçtik ve  küçük ve gösterişsiz bir lokantanın önünde durduk: Avcılar lokantası.

***
Meğer bir müdavim yeriymiş Avcılar. Lüks namına hiçbir şey yok. Plastik tabaklar, sade masalar... Masaların çoğu dolu. Mekanın sahibi Mustafa Abi koşarak geldi ve birkaç dakika içinde sofrayı minicik tabaklarla donatıverdi: Kıbrıslıların nor dediği lor peyniri, yumurtalı enginar, kurutulmuş et, kuşkonmaz sapı...

***
Yemeğimizi yerken aramıza Rauf da katıldı. Serdar Denktaş'ın oğlu. Onun gelmesiyle ortam hareketlendi. 'Hadi' dediler, 'Bu adada hala görmediğiniz çok şey var.'

Denktaşlar konseri
Avcılar'dan sonra Sıla'ya gittik. Çeşitli odalardan oluşan bir bar. İçeridekilerin çoğu öğrenci. Grup olarak büyükçe bir odaya girdik. Bir süre sonra iki gitar çıktı ortaya. Biri baba Denktaş'a, diğeri oğul. Başladılar müthiş bir konser vermeye. Akdeniz Akşamları'ndan, Kıbrıs  türkülerine.. Rauf'un sesine, babasının gitarına hayran olmamak imkansız...

***
Onları dinlerken hayat ve seçimler üzerine düşündüm... Serdar Denktaş'ın müziğe olan ilgisini onu biraz tanıyanlar bile bilir. Belli ki sanatçı ruhu var. Soyadının sorumluluğu olmasa, çözümsüzlük coğrafyasında doğmasa belki de çok ünlü bir müzisyen olacaktı... Ama o Kıbrıslı. Üstelik soyadı Denktaş. Milletinin sorunlarının yükü var üzerinde...

Eroğlu Hükümeti'nde dış politika koordinatörlüğü
Biz keyif yapmaya gidiyoruz desek de şu sıra Kıbrıs, gazeteciler için keyfin ötesinde bir anlam taşıyor. Ada'nın kuzeyinde 18 Nisan'da seçim var. Ana adaylar CTP'li Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve UBP'li Derviş Eroğlu. Haliyle sohbet tabii ki siyasete geliyor.

***
Denktaş'ın genel başkanlığını yürüttüğü Demokrat Parti seçimler için kilit önemde. Bugün yarın aday çıkarıp çıkarmayacağını açıklayacak. Bu karar seçim için belirleyici olabilir. Zira aday çıkarırsa Eroğlu'nun oylarını böler ve bu, Talat'ın işine yarar.

***
Yemek sırasında sordum: 'Karar verdiniz mi? DP ne yapacak?' Bunun üzerine Denktaş başladı anlatmaya: 'Bunu ilk sana söylüyorum. Aday çıkarmayacağız. Aslında ben çıkaralım istiyordum ama diğer partililer istemiyor. Burası Türkiye gibi, genel başkanlarını isteklerinin şartsız  yerine getirildiği bir coğrafya değil. Partim ne derse o olur. Aday çıkarmayacağız. Ve büyük ihtimalle seçimi Eroğlu alacak.'

***
'Neden? Talat o kadar açılımlar yaptı, Rum kesimi ile görüşmeler sürüyor? Eroğlu ise çözümsüzlükten yana gibi görünüyor' dedim. Şöyle yanıtladı: 'Talat'ın dış politika çizgisi ve son dönemdeki açıklamaları insanları rahatsız ediyor. Bir de aslında Eroğlu çözümsüzlükten yana değil. Müzakereler sürsün istiyor. İki devletten yana. O seçilirse de süreç devam eder. Ama önemli bir farkla...'

***
O farkı şöyle açıklıyor Serdar Denktaş: 'Aslında Eroğlu Kıbrıs meselesinin çok içinde değildir. Detayları bilmez.. Seçilirse işleri başkalarına delege edecektir. O cumhurbaşkanı olursa benim isteğim hükümetin dışında kalıp, dış politika koordinatörlüğünü yürütmek. Yani hükümetin dış politika mimarı olmak.'

Kıbrıs notlarına cumartesi devam....