AKŞAM GAZETESİ | Doğan Sarıbeyoğlu | 2010-03-12
Y erli teknik direktörlerimizin futbol bilgilerine söyleyecek sözüm yok. Ama Ulusal Futbol takımında başarılı olabilmeleri için bir takım faktörlerin de var olduğunu gözardı edemeyiz. Spor basınımız yabancılara tanıdığı hoşgörü ve krediyi yerli hocalardan esirgiyorlar. Terim'in, Denizli'nin, Güneş'in ve Yanal'ın görevlerini yaparlarken basınla olan sürtüşmelerini unutmuş değiliz. Basının yaptığı tenkitler hocaların karizmasını bozduğu için futbolcular üzerindeki otoritelerinde de bozulmalar oluyordu. Bir başka faktör de; futbolcuların artık çok para kazanıyor olmaları. Belirli bir yaşam düzeyinin üzerinde hayatlarını sürdürüyor olmaları, yerli hocalarımızın ise birkaçının dışındakilerde böyle bir yaşam imkanları, ekonomik nedenlerden mümkün olmuyor. TFF'deki görevlilerin ve statta ki taraftarların kredi ve hoşgörüleri, teknik direktör yabancıysa fazlasıyla var. Ama yerliler için aynısını söyleyemem.
Federasyonumuz, Trapattoni ile anlaşırsa başarılı bir iş yapmış olacaklar.
Sercan, G.Saray'da yapamaz.
Genç ve süratli bir santrfor, çalımla adam eksiltmesi harika, golü koklaması ve pozisyon alışı da çok iyi. İyi olmayan yanları ise gol vuruşlarındaki zafiyeti. Kafa hakimiyetinin yokluğu, bedensel mücadelede güçsüzlüğü, top saklamakta ve ver-kaçlarda gereği kadar iyi olmaması... Galatasaray'ın transfer edeceği forvetin, rakip stoperleri fiziğinin gücüyle havada ve yerdeki mücadelelerde mağlup etmesi gerekiyor. Sercan da böyle bir özellik yok. Bursa, toplu defans, toplu hücum oynuyor, Sercan, atak başlarken süratli koşarak avantaj sağlayabiliyor, Galatasaray da ise devamlı hücum yapan bir takımın içinde olacak. İstediği boş alanı bulması çok zor. Bir de Galatasaray yönetimi önce hızlı depar yapabilen bir stoperle anlaşması gerekmez mi? Kulübede oturacağı kesin olan Sercan'a onca parayı neden verecekler? Galatasaray'ın gol atmada bir sıkıntısı yok ki! Tek sıkıntısı stoperlerin ağır olmalarından kaynaklanan defans hataları sonucunda çok sayıda gol yemeleri...
Tehlikeli cümleler
Futbol kamuoyunda en tehlikeli cümle yöneticinin bir futbolcusuna 'sen bizim evladımızsın' demesidir. Vah o futbolcunun haline... Transferlerde boş mukaveleye imza attırırlar. Eş değerlerinden daha az para verirler, ödemelerde listenin en sonuna konulurlar ve 'sen bizim evladımızsın' idare et derler. Haberleri bile olmadan opsiyonu kendi çıkarları doğrultusunda kullanırlar. Bu evlat nasıl bir evlatsa hem iteklenir, hem pataklanır...
Teknik direktörler içinde tehlikeli olan, yöneticinin 'arkandayız korkma' demesidir. Bu onun bir süre sonra gönderileceğinin sanki bir şifresidir. Bir iki ay sonra da görevine son verilir. Tanrı futbolcuları evlat olmaktan, hocaları da arkalarında duran yöneticilerden korusun...