AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2010-03-12
Ülkemizde bazı merciler, hem ekonomide canlanma olsun hem de cari açık ve dış ticaret açığı büyümesin istiyorlar. Bu tabii ki mümkün değil. Bugünün kriz sonrası ortamında, ciddi boyutta tasarruf açığı olan ülkemizde, dış finansman sorunları da olacağı gibi, ticaret açığı ve cari açık da ekonomi toparlandıkça büyür. Ama henüz eskisi gibi yüksek boyutlarda sorunumuz yok!
Dış ticaret açığında ve cari açıkta yeniden artış trendinin başladığına ilişkin izlenimlerimizi bundan önceki zaten dile getirmiştik. TÜİK tarafından açıklanan ocak ayına ilişkin dış ticaret verileri de bu görüşümüzü destekliyor.
Daha önce ekonomi daralırken ithalatın ihracattan daha hızlı azaldığını, dolayısıyla da dış ticaret açığının kapandığını, ancak ekonominin toparlandığı dönemlerde de ithalatın ihracattan daha hızlı arttığını, bu nedenle de dış ticaret açığının yükseldiğini gündeme getirmiştik. Bu nedenle de, alın şu IMF kredisini demiştik.
Ocak ayında ihracat beklenmedik şekilde yıllık bazda yüzde 0.3 oranında azalırken ithalat yüzde 24 oranında arttı. Bunun sonucunda da geçen yılın ocak ayında 1.4 milyar dolar olan dış ticaret açığı bu yılın aynı ayında 3.6 milyar dolara yükseldi. Yani dış ticaret açığı 2.2 milyar dolar arttı. Son on iki ay göz önüne alındığında dış ticaret açığı ocak ayı itibarıyla 41 milyar dolara ulaştı. 2009 yılında toplam dış ticaret açığı 38.7 milyar dolar olmuştu.
TÜİK verilerine göre ihracatta görülen küçük miktardaki azalma TİM ve Dış Ticaret Müsteşarlığı verileri ile örtüşmüyor. Dış Ticaret Müsteşarlığı daha önce ocak ayında ihracatın yüzde 12 civarında arttığını duyurmuştu. Verilerde görülen uyumsuzluğun ileride yapılacak revizyonlarla düzelmesini bekliyoruz. Bir diğer ihtimal de, ocak ayına ilişkin ihracatın bir kısmının şubat ayı rakamlarında ortaya çıkması. Bu da şubat ayında ihracatın artış oranını yükseltecektir. Hatırlanırsa aralık ayında ihracat yüzde 29 gibi yüksek bir oranda artmıştı.
İthalat cephesine baktığımızda ise yatırım malı ithalatının aralık ayından sonra ocak ayında da yüksek oranda arttığını görüyoruz. Yatırım malı ithalatı aralık ayında yüzde 22 oranında artmıştı. Bu oran Ekim 2008'den bu yana görülen ilk pozitif artış oranı idi. Ocak ayı verilerine göre yatırım malı ithalatı artışı yüzde 28'e yükselmiş. Artış oranında görülen hızlanma içeride yatırım iştahının arttığına işaret ediyor.
Tüketim malı ithalatı da Ekim 2008'den itibaren hızla azalmış, ilk pozitif artış oranı Ekim 2009'da yüzde 3.1 olarak gerçekleşmişti. Tüketim malı ithalatı kasım ve aralık aylarının ardından ocak ayında da yüksek oranda arttı. Yüzde 26 oranındaki artış, tüketim talebinde de artış olduğunu gösteriyor.
Ara malı ithalatı ise sanayi sektöründeki üretim performansı ile doğrudan alakalı. On iki ay sonra ilk kez kasım ayında artan ara malı ithalatında da artış oranı yükseliyor. Aralıkta yüzde 31, ocakta da yüzde 24 gibi yüksek oranlarda görülen artışlar sanayi sektöründeki üretim performansı açısından olumlu göstergeler arasında değerlendirilebilir.
Aşağıdaki grafik ithalattaki artış oranlarının ana gruplar itibarıyla izlediği seyri özetliyor.
Grafikte, hareketli on iki aylık toplam verilerde henüz negatif artış oranları görülüyor. Ancak kriz dönemi rakamları verilerden çıktıkça bu oranlar da pozitif bölgeye yükselecek. Asıl önemli olan ise her üç grupta da trendin yukarıya dönmesi. İç talebe en çok duyarlı olan tüketim malları ithalatının en hızlı toparlanan grup olması sürpriz değil. Ancak daha önemli olan, yatırım malları ithalatında görülen artış.
Türkiye'de yatırımın artması, sermaye malı ithalatı ile yakından alakalı. Dış ticarette yatırım malı ithalatı nedeniyle görülen artışlar bu nedenle tehlike arz etmiyor. Diğer yandan ara malı, enerji ve petrol ithalatında kısa vadede çözüm zor. Tüketim malı ithalatında görülen artışlar, içeride üretilen mallarla azaltılabilir. Ancak tüketim malı ithalatının da yıllık bazda toplam ithalatın sadece yüzde 13 gibi küçük bir paya sahip olduğunu hatırlamamız gerek.