AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2010-03-12
Ülkemizde 'entel' ve 'bilge' sayılabilmek için kötümser olmak, tercihan sol eğilimli olmak, sürekli vatandaş adına şikayet etmek, ülkenin iyi bir şeyler yapabileceğine inanmamak, kendi toplumundan uzak, kendi toplumun dışında her şeye yakın olmak ön şarttır. Ancak bu şartları aştığınız zaman makbul kişi olursunuz. Özetle, entel Türk bir türlü ülkede işlerin iyiye doğru gittiğini kabul ve telaffuz edemez. Üstelik de olanları kendisi her kişiden daha iyi bildiği için de kendi karamsar görüşünü ön plana çıkartır.
Ülkemizin sanayi üretimi ocak sayısı ilan edildi. 'Her şey kötü' ekibi medyayı ve televizyonları doldurdu, bir ağızdan 'beklentilerden düşük' feryadı ortalığa döküldü. Peki beklentiler neden yüksekti ki? Hangi analize dayanıyordu beklentiler? Bence siyaset çok kötü. Bu siyasi kavgaların faturası çok ağır. Bunda her taraf suçlu. Ekonomi ise dünyaya parelel toparlanmaya devam ediyor. Bizim sanayi üretimimiz ihracatın beşte dördü olduğuna göre ve ihracatın yarıdan fazlası AB ülkelerine olduğuna göre ve AB ülkeleri de çok yavaş toplandığına göre bizim sanayi üretimi de yavaş tempoda toparlanacak. Mantıklı beklenti budur !
Şimdi gerçeklere dönelim. Aralık ayındaki yüzde 25'lik yüksek artışın ardından sanayi üretimi ocak ayında da çift basamaklı oranda artarak temposunu korudu. Hem aralık ayında hem de ocak ayında yüksek oranlı artışların gerisinde krizin etkisi ile 2008 sonunda ve 2009 başında keskin bir şekilde azalan sanayi üretiminin baz etkisi vardı. Ocak ayında yıllık bazda artış yüzde 12.1 olurken, TÜİK tarafından mevsimsel dalgalanmalara ve aylık işgünü sayısına göre düzeltilen endeks aylık bazda yüzde 0.3 oranında arttı. Bu da yıllık bazda üretim artışı temposunu yüzde 4.1'e yükseltti.
Aşağıdaki grafik düzeltilmiş sanayi üretim endeksinin gelişimini gösteriyor. Mavi çizgi ile gösterilen sanayi üretim endeksi yukarı yönlü temposunu koruyor. Aylık artış oranlarını gösteren kırmızı sütunlar ise 2009'un ikinci çeyreğinden itibaren dalgalı bir seyir izliyor. Bu da sanayi üretiminde yavaş tempolu üretim artışının sürdüğü anlamına geliyor.
Düzeltilmiş sanayi üretim endeksinin detaylarına baktığımızda, ocak ayında imalat sanayiinde görülen artış oranlarının daha yüksek olduğunu görüyoruz. Madencilik alt sektöründe görülen yüzde 3.9 oranındaki azalma ile elektrik, gaz, buhar ve sıcak su alt sektörlerinde görülen yüzde 2.1 oranındaki azalma toplam sanayi üretimindeki artış oranını aşağıya çekmiş. Toplam sanayi sektöründe en fazla paya sahip olan imalat sanayiinde ise üretim aylık bazda yüzde 0.7 oranında artmış.
Küresel krizin etkilerini göz önüne aldığımızda, sanayi üretim endeksinin geçen yılın şubat ayında son yıllardaki en düşük seviyesi olan 84.6'ya düştüğünü görüyoruz. Aralık ayında 117.2 seviyesine yükselen endeks, mevsimsel faktörlerin de etkisi ile ocak ayında 99.2'ye geriledi. Mevsimsel faktörlere ek olarak, bu yılın ocak ayında işgünü sayısının geçen yılın aynı ayına göre bir gün daha az olması da negatif yönde etkili oldu. Bu faktörleri göz önünde bulundurarak kapasite kullanımı ve dış ticaret verilerini kullanarak yaptığımız hesaplamalarda sanayi üretim endeksinin 93 seviyesine kadar gerileyebileceğini hesaplamıştık. Ancak, ocak ayında altın ihracatı nedeniyle toplam ihracatın yüzde 0.3 oranında azalmış olması bizim yaptığımız tahmini hesaplamaların düşük kalmasına neden oldu. Şubat ayına ilişkin açıklanan kapasite kullanım oranı Merkez Bankası tarafından yüzde 67.8 olarak açıklandı. Bu oran ocak ayına göre değişmedi. Dış Ticaret Müsteşarlığı da şubat ayında ihracatın yüzde 16 oranında arttığını açıklamıştı. Bu verileri kullanarak yaptığımız hesaplamalarda, sanayi üretiminin şubat ayında da, kuvvetli baz etkisi sayesinde, yüzde 18-20 oranında artabileceğini görüyoruz. Şubat ayından sonra da, yılın ilk yarısında düşük baz etkisinin devam edeceğini ve çift basamaklı üretim artışlarını süreceğini, ancak yılın ikinci yarısında bu etkinin kaybolarak, sanayi sektöründeki büyüme oranlarının yüzde 4-5 gibi normal temposuna geri döneceğini düşünüyoruz.