AKŞAM GAZETESİ | Utku Çakırözer | 2010-03-12

kategori2

AB, Kavaf'a eşcinselleri soracak

Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Kavaf'ın, 'eşcinsellik hastalıktır, tedavi edilmelidir' sözleri, Elazığ depreminin de etkisiyle kamuoyunda yeterince tartışılamadı. Birkaç sivil toplum örgütü dışında, iktidar ve muhalefet partileri ile toplumun büyük kesiminden tepki gelmedi.
Ancak Türkiye'nin üyesi olmak istediği Avrupa Birliği'nin Brüksel'deki yetkilileri ve Ankara'daki Avrupalı büyükelçiler Kavaf'ın sözlerinden hayrete düşmüş bir durumda günlerdir nasıl bir tepki verilmesi gerektiğini tartışıyorlar. Nitekim AB'nin en üst karar organı olan Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye Raportörü ile Birliğin altı ay süreyle dönem başkanlığını üstlenen İspanya'nın Türkiye'deki Büyükelçisi açıklamaya ilişkin görüşlerini AKŞAM'a anlattı.

TOPLUMUNA HASTA DİYEMEZSİN
AP Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten, AB Anlaşması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin temel ilkesini anımsatarak söze girdikten sonra, 'Cinsiyet eşitliği bu anlaşmaların en temel ilkelerinden biridir. Bizim kendi aramızda ve aday ülkelerle işbirliğimizin merkezinde 'eşit muamele' uygulaması yatar. Bu kapsamda eşcinsellere de 'eşit' muamele yapılmasını ve bu yönde güvenceler sağlanmasını bekleriz. Toplumunuzun bir bölümünü cinsel tercihleri nedeniyle 'hasta' olarak adlandıramazsınız' dedi.

BRÜKSEL'E BEKLİYORUZ
Türkiye'de eşcinsellere yönelik mevcut yasal uygulamalardan duydukları kaygıları bu açıklama öncesindeki AP rarorlarında kayda geçirdiklerini belirten Hollandalı raportör şaşkınlığını, 'Mevcut sıkıntılar varken Türk vatandaşlarına fırsat eşitliği sağlamakla yükümlü bir bakanın böyle bir açıklama yapma ihtiyacının gerekçesini anlamıyorum'  diye açıkladı.
Oomen-Ruijten, Devlet Bakanı Kavaf'la gelecek hafta Brüksel'de bir görüşme yapacaklarını ve bu görüşmede Kavaf'ın 'eşcinsellik hastalıktır' şeklindeki sözlerini tartışmaya açacağını belirtti.

BU SÖZLER AB'YLE UYUMLU DEĞİL
AP Raportörü şöyle devam etti: 'Bu ifadeler, bakanın kişisel görüşleri mi yoksa Türkiye'nin resmi politikası mı? Bunu sorup öğreneceğiz. Biz de kendisine 'eşcinsellik hastalıktır' sözünün AB'nin resmi görüşü ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ilkeleriyle uyumlu olmadığını anlatacağız. AB cinsel tercih nedeniyle ayrımcılığı kesinlikle reddeder.'

YASANIN YANINDA ZİHNİYET DE DEĞİŞMELİ
Kavaf'ın sözlerinin Avrupa'da ne tür bir izlenim bıraktığı sorusuna da Oomen-Ruijten, 'Türkiye'de birçok reforma ihtiyaç var. Ancak sadece yasal mevzuat alanındaki reformlar yetmez. Onun yanı sıra Türkiye'de 'zihniyet değişimine' de gerek var' yanıtını verdi.

AB: HÜKÜMET POLİTİKASI OLMAMALI
AP Raportörü ile benzer şekilde AB Dönem Başkanı İspanya'nın Büyükelçisi Joan Clos da, 'Biz Avrupa'da eşcinselliği hastalık olarak görmüyoruz. Bunu bireysel özgürlükler/tercihler çerçevesinde değerlendiriyoruz ve bu özgürlükleri AB müktesebatının parçası sayıyoruz. Türkiye'den de pozisyonunu Avrupa'daki ortak politikalarla uyumlu hale getirmesini bekleriz' dedi.
AB açısından Kavaf'ın sözlerinin içeriğinden çok bunların 'hükümet politikasını yansıtıp yansıtmadığının' önemli olduğunu belirten Clos, 'Eğer bireysel görüşleriyse bir şey denemez. Avrupa'da da böyle düşünen siyasetçiler ve partiler var. Ama bizim için aslolan hükümet politikaları ve eylemlerdir. Eğer hükümet politikalarınız bakanın söylediği yöndeyse, bu Türkiye'nin AB üyelik sürecinde yeni bir engel demektir. Böyle olmamasını umut ederiz' diye konuştu.

PARTİDE DE TEPKİ VAR
Kavaf'ın sözleri, dışarı yansıtılmasa da mensubu olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi'nde de tepki toplamış durumda. Yurtdışı temaslarda önemli rol oynayan bir iktidar partisi milletvekili 'Bu sözler Avrupa Birliği hedefimizle uyumlu değil. Üyelik sürecimizi zor durumda bırakabilir. Hükümet ya da parti yönetiminin gerekli müdahaleyi yapması gerekirdi' değerlendirmesini paylaştı.

KAVAF'A DÜŞEN GÖREV
Dizilere sansür isteyen görüşleriyle toplumun bir bölümünden tepki toplayan Bakan Kavaf'ın, Türk kadınını aile içi şiddetten korumaya ve uluslararası istatistiklerde üst noktalara çıkmasını sağlamaya yönelik çabaları ise oldukça önemli adımlar. Şimdi kendisinden beklenen, Türkiye'yi AB karşısında zor durumda bıraktığı anlaşılan eşcinsellerle ilgili kişisel görüşlerinin, Türkiye'nin resmi görüşü ve politikasını yansıtmadığını açıkça ortaya koymasıdır. Bunu Brüksel'de Avrupalıların karşısına çıkmadan yapmasında da büyük fayada var.