AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2010-03-13

kategori2

Arı Hareketi hangi karşıt isimleri bir araya getirdi?

Dün The Marmara Otelinde ilginç bir toplantı vardı. Arı Hareketi, Ergenekon üzerine bir rapor yazan İngiliz gazeteci Gareth Jenkins ile Taraf gazetesinde raporu eleştiren bir yazı dizisi hazırlayan Yıldıray Oğur'u bir araya getirdi.

***
'Karşı kamp' gibi görünen isimlerin kavgasız, gürültüsüz bir şekilde argümanlarını ortaya koymaları bir ilkti. Bu açıdan toplantı anlamlı.  Jenkins dava kapsamındaki hukuksuzlukları anlattı. Bu konuda aksamalar olduğu konusunda fikir birliğine varıldı. Yıldıray Oğur'un 'Ergenekon öyle bir örgüt ki ona üye olduğunu bilmeyenler var' demesi Ergenekon'un bir PKK ya da ETA gibi elle tutulur, gözle görülür yapılanma olmadığını tespit açısından önemliydi. Öte yandan Jenkins'in raporunda bazı teknik hatalar olduğu da vurgulandı. Ergenekon'un aynı zamanda hukuk dışı uygulamalarla yüzleşmek için önemli bir fırsat olduğu söylendi. Davada mevcut olan ama raporda konu edilmeyen birçok başka aksaklıklar da olduğuna dikkat çekildi.

***
Bunlar konuşulurken masada Can Ataklı, Yavuz Baydar, Emrullah Uslu dikkatimi çekti. Birbirine 'ötekileştirilmiş' bu isimler ses tonlarını yükseltmeden tezlerini ortaya sürdüler. Bence şu dönemde ihtiyacımız olan tam da bu: Zırhlarımızı çıkarıp, ayna masa etrafında, daha doğrusu diyalog etrafında birleşme yolları aramak...

Rapor aylar sonra Türkçe'de
Jenkİns'İn bu raporu neden yazdığına gelince... Yurtdışında bir toplantıya davet edilen gazeteci, Ergenekon süreci ile ilgili küçük bir sunum yapmış. Sunumu beğenen düşünce kuruluşu Central Asia-Caucusus Institute- Silk Road Studies Program da Jenkins'e detaylı bir rapor sipariş etmiş. Profesyonel bir alışveriş gibi görünüyor kısacası.

***
Bu rapor yayınlandıktan sonra büyük gürültü çıkardı, biliyorsunuz. Ancak Türkiye hakikaten ilginç bir ülke. Bu kadar gürültüye rağmen kimse raporu bu güne kadar Türkçe'ye çevirmemiş. Jenkins bu işi de üslenmiş. Raporu şu sıralar Türkçeleştiriyor.

Ergenekoncu mu dediniz?
Son dönemde 'etiketleme AŞ'den kaçmak imkansız. Arı Hareketi de geçtiğimiz aylarda bu AŞ'nin kurbanı olmuştu. Washington'da, hareket ile organik bağı olmayan Arı Vakfı Jenkins'i çağırmış ve bir toplantı düzenlemişti. Bunun üzerine hareket ve başkanı Ural Aküzüm'ün Ergenekoncu olduğu ile ilgili çeşitli haberler yapıldı, karalama kampanyaları başladı.
Dünkü toplantı bu haberlere de cevap niteliğindeydi.

Kıbrıs notları:
Denktaşlar arasındaki fark
Perşembe günü Serdar Denktaş ile Kıbrıs akşamımızı yazmıştım. Konu bir ara tabii ki Rauf Bey'den  açıldı. Serdar Denktaş babası ile arasındaki  bakış farkını şöyle izah etti: 'Ben Türkiye'ye aşık olarak büyüdüm. Ama babam kör aşıktı. Ben değilim. Ben 'Türkiye kaybetmesin ama ben de kaybetmeyeyim' diyorum.'

Rum evine misafir
Kıbrıs'ın Rum kesiminde yaşayan Amerikalı mimar bir arkadaşım var. Rum bir kadınla evli. Akşam yemekte o da vardı. Söz kuzey-güney kapısının açılmasına gelince hala eşinin Türk tarafına geçmemek konusunda ısrarlı olan arkadaşları olduğunu anlattı. Ailelerinde kayıplar varmış. Psikolojik olarak hazır değillermiş. Bunun üzerine Serdar Denktaş şöyle dedi: 'Bir gün o arkadaşları sizin eve topla ve beni de çağır. Size misafir olmak istiyorum. Sonrasında ben hepinizi kendi evimde ağırlayacağım.'

KKTC'deki ilk uluslararası zincir otel
KKTC'deki izolasyonlar yüzünden uluslararası markalar adaya gelmiyorlar. Ama bu kuralı dünyaca ünlü otel zinciri Golden Tulip bozmuş. Lefkoşa'da geçtiğimiz aylarda bir otel açmış. Hem de casinosundan, spasına kadar dört dörtlük bir otel. Golden Tulip'in genel müdürü Mert Bölükbaşı Kıbrıs'ı seçmelerinin nedenini şöyle anlattı: 'Çok önemli bir pazar. Buraya güneyden her gün 1000 kişi casinoya geliyor. Bu rakam artacaktır da. Kıbrıs'ın izolasyonlarını işte böyle alt edebiliriz. Önemli olan buranın potansiyeline inanmak.'