AKŞAM GAZETESİ | Hüsnü Mahalli | 2010-03-13
Amerikalılar Iran ve Afganistan'ı işgal ederek Şii İran'ı iki önemli düşman Sünni Saddam ve radikal Sünni Taliban'dan kurtardı ve Şii'leri iktidara taşıyarak İran'ı Irak'ta daha güçlü kıldı. İşte bu nedenle pazar günü Irak'ta yapılan seçimler aslında Amerikalılar ile İranlıların arasındaydı. Çünkü iktidara aday tüm Şii gruplar ve hatta Kürtler üzerinde İran'ın dolaylı-dolaysız etkinliği var ve bundan sonra da olacaktır. Yani nükleer programı nedeniyle on yıldır Batı ile sıkıntılı ilişkiler yaşayan İran dik duruşu ile bölgesel ve uluslararası politikalarında hep önde gitmektedir.
Örneğin Irak'ı işgal eden ABD İran'ı terörist devlet ilan edip her alanda sıkıştırmaya çalışırken Ahmedinecad hiç korkmadan
2 Mart 2008'de Bağdat'a giderek Amerikalılara kafa tutuyor.
Aynı Ahmedinecad üç gün önce yine Amerikan işgali altındaki Kabil'e giderek Amerikan işgal politikalarının iflas ettiğini ilan ediyor.
İran destekli Hizbullah ve Hamas ise Lübnan ve Filistin'de ABD ve Batı destekli İsrail'in tüm saldırılarını püskürtüyor. Yine İran'ın stratejik müttefiği Suriye ise yeniden bölgesel hesapların en önemli aktörü durumuna geliyor.
Siyasal ve ideolojik tercihlerine katılır ya da katılmazsınız ama Arap olmayan Acem ve Şii İran başta Filistin ve Irak olmak üzere bölgesel politikaların en önemli aktörü ve kendi ulusal çıkarlarını kollamakta sürekli dik duran bir ülke.
İran'ın geleneksel rakibi Sünni ve Arap olan Mısır ise ABD ve İsrail ile işbirliği yaparak yalnız kendi halkına değil, aynı zamanda Arap ülke ve halklarına ve onların tarihsel, dinsel ve vicdani davaları olan Filistin'e ihanet ediyor.
Bir de İran'ın diğer geleneksel rakibi Türkiye'ye bakalım.
Amerikan Temsilciler Meclisi'nin Dış İlişkiler Komitesi'nin kararından sonra önceki gün de İsveç Parlamentosu Ermeni iddialarını onayladı. Türkiye yine bildik tepkileri ile sesini yükseltti. Tıpkı şimdiye kadar 18 ülke parlamentolarının bu iddiaları onayladığı zamanlarda olduğu gibi. Bir hatırlayan Fransa ve İtalya meclisleri bu yönde kararlar aldıklarında yürüyüşler yapılmış, bu ülkelerin mallarının boykot edilme çağırıları yükselmiş ve bu ülkelerin şirketleri ile iş yapılmaması istenmişti.
Peki sonuç ne?
Bugün başta Rusya, İtalya, Fransa,Yunanistan, Lübnan olmak üzere Ermeni iddiaları onaylayan ülkelerle Türkiye'nin ilişkileri neredeyse 'süper' durumda...
O zaman her yabancı ülke parlamentosu karar aldığında Türkiye ve Türkler neden bunca tepki gösteriyor?
Türkler tepkilerinde dile getirdikleri tehditleri yerine getirmeyeceklerine göre neden kendi sinirlerini bozuyor?
Tehditlerinin gereğini yapmadığını gören yabancı ülkeler doğal olarak benzer kararları Türkiye aleyhine alıyor ve alacak.
Sonra da Türkiye yine kıyameti koparıyor, koparacak. İlginç bir durum.
Oysa Türkiye ya bu karar alınmadan önleyici tedbir almalı ya da karar alındığında gereğini yapmalıldır. Yok eğer bu kararların hukuki, siyasi ve vicdani bir değer ve anlamı yoksa o zaman Türkiye bu kararları önemsememeli ve kendi tarihi ile yüzleşip hesaplaşmalı ve bu hesaplaşmanın sonuçlarını kanıtlarıyla birlikte net ve cesur bir şekilde herkese açıklamalıdır.
Unutulmamalıdır ki; Batı destekli Ermeni diasporası ve onların kontrolündeki Ermeni yöneticiler Türkiye'yi sıkıştırmak amacıyla uzun süredir hazırlıklar yapıyor.
Daha önce de yazıp anlatmıştım.
Haziran 1998'de Koçaryan başkan seçildiğinde kendisiyle söyleşi yapan ilk gazeteci olarak bu soykırım konusunu sormuştum.
Koçaryan ''Bu konuda sürekli çalışıyoruz. Soykırımın 90. yılında Türkiye'yi sıkıştırmaya başlayacağız. 100. yılında ise tüm dünyayı yanımıza alarak Türkiye'yi soykırımı kubul ettirmeye ve sorumluluklarını yerine getirmeye zorlayacağız'' demişti.
Soykırım denilen tehcir kararının 90. yılı olan 2005'ten itibaren gelişen olayları hatırlarsak
Koçaryan'ın sözlerinin ne denli ciddi olduğunu hep birlikte görüyoruz.
Peki geçen bu süre içinde Ankara ne yaptı?
Kocaman bir hiç. Belki de bu gerçeği gördüğü için AK Parti hükümeti son dönemde küçük ve yoksul ülke Ermenistan ile direkt diyalog seçeneğini tercih etmiş ve bununla soykırım iddiaları dahil tüm sorunları çözebileceğini düşünmüştür.
Ama hükümetin düşünemediği ya da düşünüp ama başka nedenlerden dolayı geri planda tuttuğu temel bir gereçk var:
'Haçlı mantıklı Batılı ülkeler yani Ermenileri Osmanlı'ya karşı ayaklandıran Fransa, İngiltere, Rusya, ABD ve diğerleri zaman zaman farklı politik konumda görünmelerine rağmen Türkiye'ye karşı hala aynı duygu ve hesaplarla politika yapıyor.''
Bakalım 1915'in 100. yılında yani 2015'te neler olacak?