AKŞAM GAZETESİ | Turgay Şeren | 2010-03-16
İlk yarıda Beşiktaş bayağı iyi oynadı. Her akınları Galatasaray kalesinin önüne kadar geldi. Bu arada Nobre’nin vurduğu top sol taraftaki direğin içine vurdu, normal olarak kaleye girmesi gereken top birden yön değiştirip dışarı çıktı. Hani derler ya futbolun adaleti yok diye, fizik kuralı da yokmuş... O anda top ne isterse onu yapıyor!
Leo Franco’nun münakaşa edilecek bir de kurtarışı var. Holosko’nun kafa vuruşunda top kaleye girmek üzereydi. Franco, önce tokatladı sonra topu tek eliyle yakaladı ve ileriye doğru koşmaya başladı.
Beşiktaşlılar gol diye havaya kalktılar ama bu pozisyonda özellikle orta hakemin gol demesi imkansızdı.
Yan hakem derseniz, onun da tam çizgide olması onun şansıydı ve haklı olarak golü vermedi.
Bu yarıda Galatasaray’ın rakip kalede gözüktüğü hiç olmadı. Galatasaray forvetinde özellikle Keita ve Caner, hiçbir şey yapmadılar. Keita’ya hayret ediyorum, ilk maçında süper bir kanat oyuncusu gibiydi ama dün gece Galatasaray’ı on kişi bıraktı. Caner de öyle...
Nitekim Rijkaard, haklı olarak Caner’i sahada bırakmadı. Beşiktaş’ın orta sahasında Ernst ve Fink çok iyi oynadılar. Hem defansa yardım ettiler. Hem de forvete destek oldular. Nobre’ye ne olmuş onu anlamak zor. Bir türlü toparlanamıyor. Galatasaray’da Arda’nın attığı golde vuruş çok güzel ama Beşiktaş defansında Sivok’un yaptığı hata affedilmez. Sonra Sivok, beraberlik golünü Galatasaray kalesine atınca kendini affettirdi denilebilir.
Maç gayet güzel geçti. Her iki takım da maçı kazanmak için elinden geleni yaptı ama biri kazansaydı diğerine haksızlık olurdu. Hakem Fırat Aydınus, gözle görülür bir hata yapmadı, gösterdiği kartlarda da haklıydı.