AKŞAM GAZETESİ | Turgay Şeren | 2010-03-16
Galatasaray, Eskişehir'de her zaman olduğu gibi çok güçlü bir rakip buldu karşısında.
Özellikle defansta Nadarevic, Vucko ve Doğa rakip forveti adım adım takip etmelerinin yanı sıra kademe anlayışlarını da hiç bozmadılar.
Keita, en kötü oyununu oynadı. Tabii Rijkaard da onu hemen dışarı çıkardı. Oysa Keita'dan Galatasaray eski maçlarını hatırlayarak çok şey bekledi. Ancak hiçbir şey bulamadı.
Galatasaray defansı tel tel döküldü.
Mehmet Topal, Elano, Ayhan çok top kaybettiler. Rakip forvet Koray, Sezer, oynadığı sürece Ümit Karan'a Galatasaray yarı sahasına geldikleri zaman 'dur' da diyemediler.
Nitekim Koray, Galatasaraylı üç futbolcunun arasından iki gol attı.
İlk golde Mehmet Topal, Caner ve Servet adeta birbirlerine baktılar.
Galatasaray ceza sahasının üzerinden Koray yürür gibi geçti. Franco da 'hareket yapmaya' gerek bile görmedi. Ve Koray ilk golü attı, 'Eliyle aldı' gibi laflar oldu ama hakem Bülent Yıldırım dinlemedi.
İkinci yarının hemen başında gene Koray, adeta topu ayağına zamkla yapıştırmış gibi Neill'in, Servet'in ve Elano'nun arasından sıyrıldı. Nefis bir şutla Eskişehir'in ikinci golünü kaydetti. Franco'nun bu gole yapacağı bir şey yoktu.
Galatasaray eğer şampiyon olmak istiyorsa, defansında bu hataları yapmaması lazım. Her maçta Galatasaray 4-5 gol atabilecek değil. Dünkü gibi olmayacak iki gol yeyip, bir tek gol pozisyonuna giremezse işi zor. Attığı golde de Eskişehirsporlu Bülent ikinci yarı oyuna giren Santos'u apar topar yere yıkınca, Elano'yu da sahada görmüş olduk.
O ana kadar orta sahanın en kötü oyuncusu olan Elano'nun attığı iki şut da rakip kalenin en az üç-beş metre uzağından gitmişti.
Penaltıyı da 'Acaba öyle mi atar' diye bir düşünce geldi bana. Ancak penaltı vuruşu nefisti. Bu da zaten Galatasaray'ın tek golü oldu.
Ben Rıza'nın Ümit Karan'ı çıkarmasına hayret ettim. Çok koşan, mücadele eden ve eski takımına karşı 'Beni nasıl unutursunuz' dercesine oynarken, Rıza onu dışarı aldı. Yapma be Rıza.