AKŞAM GAZETESİ | Hüsnü Mahalli | 2010-03-16

kategori2

ABD çok kızmış!

Başkan Obama'nın danışmanlarından David Axelrod ''İsrail'in ABD'ye hakaret ettiğini '' söyleyerek özür dilemesini istemiş.
Daha önce de ABD Dışişleri Bakanı Bayan Clinton ''İsrail'e çok kızdıklarını'' belirterek ''daha saygılı olmalarını tavsiye etmişti.''
Peki olay neydi?
ABD Başkan Yardımcısı Biden, İsrail-Filistin görüşmelerini yeniden başlatmak amacıyla Tel Aviv'e gitmişti. Aynı gün İsrail Başbakanı Netanyahu, Biden'e kazık atarcasına işgal altındaki Kudüs ve çevresinde dışarıdan gelen Yahudilere 1600 kadar yeni bina
inşa edeceğini ilan etti. Bunun üzerine Filistinliler Obama'nın umut bağladığı barış görüşmelerinden çekildi.
Amerikalılar ya gerçekten saf ya da oyun oynuyor.
Sanki İsrailliler ilk kez Amerika'ya kazık atıyor. İkili ilişkilere bakıldığında İsrail'in ABD'ye onlarca kez kazık attığını, Mossad ajanlarının Pentagon, Beyaz Saray hatta CIA içine gizlice sızdıkları ve önemli bilgi ve belge çaldıkları görülecektir. Her seferinde de Amerikalılar çok kızmış ve bu tür davranışları hakaret saymışlardı. Demek ki  Amerikalıların hakaret ve kızma anlayışları biraz farklıymış!
1947'de Filistin halkının topraklarının yarısını alarak Yahudilere veren ve burada bir İsrail devletinin kurulmasını kararlaştıran
BM'nin o dönem başoyuncusu  ABD, o tarihten sonra İsrail'in tüm savaş ve saldırılarının arkasında olmuş, İsrail'e yüz milyarlarca dolarlık askeri ve mali destek sağlamıştır.
Şimdi böyle bir ABD'nin çıkıp 'İsrail'e çok kızdık ' demesinin hiçbir anlam ve itibarı yoktur ve olamaz.
Başkan Obama samimi ve gerçekten barış istemiş olsaydı Filistin halkına uyguladığı ambargoyu bir yıllığına da olsa İsrail'e uygular ve  İsraillileri barışa zorlardı.
Bunu yapacak cesareti olmayan Obama, İsrail'in Gazze halkına yönelik katliamlarına ve İsrail'in Gazze'ye yönelik 1000 günlük kuşatmasına sessiz kalmayı tercih ediyor. Amerikan sistemindeki dengeleri bilenler Obama'nın çok  fazla seçeneğinin olmadığını da bilir.
Olabilmesi için de 'Değişim' sloganı ile işbaşına gelen Obama'nın iç ve dış politikada sözünün eri olması gerekir. Bunun da mümkün olmayacağını daha ilk günden itibaren bu köşede yazmıştım.
Oysa Ortadoğu denilen coğrafyada barış çok kolay.
ABD gerçekten ve samimi olarak barış istiyorsa İsrail'e verdiği desteği keser ve müttefiği Batılı ülkelerle birlikte Tel Aviv'e baskı yaparak barışa zorlar.
Barışın ise  bir tek koşulu var:
İsrail 1967'de işgal ettiği tüm Filistin, Lübnan ve Suriye topraklarından çekilecek. Çekildiği andan itibaren bölgede bağımsız bir Filistin devleti kurulacak, tüm Arap ülkeleri İsrail'i tanıyarak ilişki kuracak, karşılıklı savaş ve terör bitecek ve herkes bölgede dostça yaşayacak.
Ama bu mümkün değil.
Çünkü  İsrail asla barış yapamaz . Çünkü barış İsrail'e ve onun kuruluş ideolojisine aykırıdır. Ama barış olur ve İsrail işgal altında tuttuğu topraklardan çekilmek zorunda kalırsa, bu ideolojiye inanarak dünyanın dört bir yanından buralara gelen Yahudiler geldikleri ülkelere geri dönmek zorunda kalacaktır.
Geri dönmesi gerekenler arasında 1978'de Moldova'dan Filistin topraklarına göç eden Dışişleri Bakanı Liberman ve İzmir'den oralara giden  İsrail'in Ankara'daki Büyükelçisi  Gabby Levi ve onun durumundaki yüz binlerce Yahudi...
Bu ise  mümkün değil ve olamaz. Olursa da İsrail'in kuruluş felsefesi ve ideolojisi çöker ve başta ABD olmak üzere dünyadaki Yahudi lobilerinin varlık nedeni ve gücünün bir anlamı kalmaz.
Tıpkı soykırım iddiaları ile Türkiye'yi ABD ve Batılı ülkelerde sıkıştırmayı bir gelenek haline getiren Ermeni diasporası gibi.
Yahudi lobileri, İsrail'in savaş, saldırganlık ve düşmanlık politikaları ile besleniyor.
Beslendikleri için de İsrailli yöneticiler gerekirse en büyük müttefik ABD'ye kazık atıyor, hakaret ediyor  ve Amerikalıları kızdırıyor.
Bu kızgınlığın işe yarayıp yaramadığını hep birlikte göreceğiz.
Ancak o zamana kadar Amerikalılar Ermeni soykırım iddiaları ile ilgili  Kongre kararlarına ya da Obama'nın olası konuşmalarına karşı Türkiye'nin kızgınlığını anlamalı ve olası pratik tepkilerini anlayışla karşılamalıdır.
Çünkü Türkiye olası soykırım karar ve tutumlara karşı kızmakla kalmayabilir ve ABD ile Batılı ülkelere karşı 'one minute' ya da Türkçesi ile ''Yeter artık'' diyebilir .