İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

On üçüncü yılında 28 Şubat bitti

Her günümüz 'gerçek mi film mi' ayırt edemeyeceÄŸimiz kadar çarpıcı ve ÅŸaşırtıcı olaylarla geçiyor.
YaÅŸanan büyük çalkantının devlet krizine dönüÅŸmesine ramak kala CumhurbaÅŸkanı Gül devreye girdi. Bu defaki, yargı baÅŸkanlarıyla yaptığı veya muhalefetle düÅŸünüp denediÄŸi 'iyi niyetli ama nafile' turlardan farklıydı. Gül, aynı anda 'BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ı ve Genelkurmay BaÅŸkanı BaÅŸbuÄŸ'u KöÅŸk'te kabul etti.
'BaÅŸkomutanı' sıfatını taşıdığı Türk Silahlı Kuvvetleri'nın 'ciddi durum' deÄŸerlendirmesini önemsediÄŸini gösterdi.
O fotoÄŸraf baÅŸka hiçbir sonuç üretmese bile önemlidir, faydalıdır, dışarıya 'mesaj' verecek niteliktedir.
Belli ki; ErdoÄŸan ve BaÅŸbuÄŸ 'açıkça konuÅŸmaya, tartışmaya' gelmiÅŸlerdi, ikisinin de çantası 'hazırlıklıyım' iÅŸaretiydi.
Zirve açıklaması ise 'benzerine hiç rastlamadığımız' türdendi, 'darbe olmayacak' vurgusuyla tarihe geçti.
Hemen hemen aynı anlarda İstanbul BeÅŸiktaÅŸ Adliyesi'nde üç eski kuvvet komutanı sorguya alınmıştı. EÅŸzamanlı yürüyen iki süreç iÅŸliyordu: Aynı takvimde birbirine paralel yürüyen iki gündem...
Açıklamaların ve yüzey görüntüsünün aksine, gerçekçi analiz için ikisinin de sonuçlarının birbirini etkileyeceÄŸi kesindi.
Sadece bugün deÄŸil, biraz dünün yansıması, çokça yarının muhtemel senaryolarını belirlemesi açısından...
Belki bir de Saldıray Berk'le ilgili geliÅŸmeleri bu akışa üçüncü bir kol olarak ilave etmek zorunlu...

DEMOKRATİKLEÅžME Mİ RÖVANÅž MI?
Büyük resmi görebilmek, 'nedenleri' anlayabilmek ve bundan sonra olacakları sezebilmek adına biraz geriye dönelim:
28 Åžubat 1997 Türkiye'sine...
Sonradan, eski Genelkurmay BaÅŸkanı Hüseyin KıvrıkoÄŸlu '28 Åžubat bin yıl sürecek' demiÅŸti. İki gün sonra 28 Åžubat'ın on üçüncü yıldönümü ve bugünün anlamı ÅŸudur: 28 Åžubat artık bitmiÅŸtir.
Yorumunuz, bulunduÄŸunuz noktaya, kendinizi pozisyonladığınız yere göre deÄŸiÅŸebilir.
Kimine göre 'Türkiye demokratikleÅŸiyor', kimine göre
'28 Åžubat'ın rövanşı alınıyor.'
Bence her ikisi de bir ölçüde gerçek. Böylesi toplumsal sonuçlar doÄŸuran tarihi bir olayın 'diyalektik karşıtlığını üretmemesi' beklenemezdi, iÅŸte o yaÅŸanıyor bugün.
28 Şubat'ın iklimi, duygusu sona erdi, toplumsal zihin o psikolojiyi geride bıraktı.
O travma tedavi edildi. Fakat bu kez yeni travmalar kapıda... Sadece tarafları ve onların rolleri deÄŸiÅŸti. Sonuçta, AKP kendisini doÄŸuran süreci nihayete erdirdi, tüm olumlu-olumsuz yan etkileriyle...
Åžimdi 1997 Türkiye'si ile günümüz arasındaki en önemli 'ara istasyona' bakalım: 27 Nisan e-bildirisine...

İKİ CEMİL ÇİÇEK ARASINDAKİ FARK
Bugüne gelmek kolay olmadı, köprünün altından akan sular içinde 'en taÅŸkını' 27 Nisan'dı.
HSYK'nın Erzurum savcılarının yetkilerini aldığı günün akÅŸamında BaÅŸbakanlık'ta bir zirve vardı. O toplantının bittiÄŸi dakikalarda NTV'den arayıp görüÅŸümü sordular, 'BaÅŸbakanlık'ta 27 Nisan duygusu hakim' demiÅŸtim.
O yorumumda, zirveye katılan iki isimden aldığım havayı yansıtmıştım. Sonrasında geliÅŸmeler o yönde aktı, Sadullah Ergin'in ve Bülent Arınç'ın açıklamaları yine çok sertti. 27 Nisan'da Cemil Çiçek 'hazırlanan çok saÄŸlam içerikteki meydan okuyucu metni duyurmuÅŸtu' ama sesi titriyordu. Derken seçime gittik, hükümet 27 Nisan'ın hediye ettiÄŸi rüzgar sayesinde fazladan on puanlık kazançla sandıktan çıktı. Bugün o görüntüden tek bir fark var, önemli bir fark. Cemil Çiçek'in üzerine ihale edilen yeni manevra...

GENELKURMAY ZİYARETİ...
Hükümet bu kez deÄŸiÅŸik bir strateji yürütüyor. BaÅŸbakan Vekili Çiçek Genelkurmay'a gitti, ayrıca 'seçim' kararı çıkmadı, bunu Arınç gibi, çok etkili düzeyde savunanlar olsa da...
Tarihsel olarak farklı bir konjonktürdeyiz. Uluslararası dengelerin ürettiÄŸi, desteklediÄŸi bu konjonktür
28 Åžubat'ı ve 27 Nisan'ı olduÄŸu gibi, bugün krizin eÅŸiÄŸindeki daha büyük kavgaları 'dışarıda' bıraktı. KöÅŸk açıklamasındaki gibi, 'Çözüm bulunacak ama anayasal düzen içinde.' Nitekim dün akÅŸam üç paÅŸanın bırakılması da normalleÅŸmenin kolay saÄŸlanmasına zemin olarak görülebilir.
Artık, iÅŸ o noktaya geldi ki; sandıktan ne çıkarsa çıksın çok fazla anlamı kalmayabilir ve AKP bir daha maÄŸdur ve mazlum olmayacak. Sistem de bu tuzaÄŸa düÅŸmüyor. Bugünün maÄŸduru konumuna TSK yerleÅŸti.
Yarın deÄŸil, öbür gün 28 Åžubat. Yıldönümüne kudretli komutanların sorgulandığı, yargılandığı sahneler eÅŸlik ediyor. Arka planda, 8 yıllık iktidara 'irtica tehdidi' olarak bakan kimi rejim unsurları ve bazı askerlerle, Cumhuriyeti kuran ordunun kimi üst rütbeli isimlerini 'Ergenekoncu, darbeci, hatta terörist' gözüyle gören bir anlayışın mücadelesi var. Çetin DoÄŸan'ın 28 Åžubat sürecinde Batı Çalışma Grubu'nun baÅŸkanı olduÄŸunu da not düÅŸelim.
Önümüzde iki kritik seçim duruyor, birisi 12'nci CumhurbaÅŸkanını belirleyecek... İrtica gündemde yok, milli güvenlik siyaset belgesi deÄŸiÅŸirse irtica iç tehdit olmaktan da çıkacak. Evet, 28 Åžubat bitti. KıvrıkoÄŸlu'nun tam cümlesini hatırlamanın zamanı: 'İrtica tehdidi bin yıl sürse
28 Åžubat süreci de bin yıl devam edecektir. BitmiÅŸ deÄŸildir.'
Siz ne dersiniz, on üçüncü yıldönümünde bu öngörü tuttu mu, o sözlerin bugün geçerliliÄŸi var mı?

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3