İktidar anayasayı deÄŸiÅŸtirmek istiyor. Böylece, kapatma davasından kurtulmayı planlıyor. Bunu, öncelikle referandumsuz gerçekleÅŸtirme hedefindeler. Meclis aritmetiÄŸi riskli, muhalefetten destek bulmayı deniyorlar. 'Referanduma giderim'i bir koz gibi ve korkutma aracı olarak kullanıyorlar.
Genel seçime bu kadar yakın bir tarihte, böyle sıcak bir konuda halkoyuna baÅŸvurmak AKP için olduÄŸu kadar muhalefet için de riskli. Ekonomi konuÅŸulmayacak ki, kampanya iÅŸsizlik ve yolsuzluk üzerine bina edilmeyecek. Gündem, hükümetin hoÅŸlanmadığı mayınlı bölgeden uzaklaÅŸacak.
Kampanyada AKP, 'demokrasi' diyecek, 'yargı reformu, özgürlükler ve sivilleÅŸme' sloganlarını kullanacak. Bu yolla safları sıklaÅŸtırmak, örgütü canlandırmak, tabanı motive etmek kolay.
Referandum, 'hayır' çıkma olasılığı nedeniyle AKP için de riskli ama ne olursa olsun bunu denemek bile iÅŸine gelecek. Hem kendi açısından olumsuz sonuç alsa bile yüzde kaç 'hayır' oyu çıkar, 40'ların altını görür mü, hiç sanmam. O da AKP için 'kabul edilebilir'. Sadece yüzde 30'lar çıkarsa hükümet için yenilgi sayılır.
KAYBETSE BİLE KAZANIR MI?
O halde, yeterli çoÄŸunluÄŸu saÄŸlayarak anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi yapmak birinci hedef. Bunun için muhalefetin desteÄŸi ÅŸart. Ama zor görünüyor, çok zor.
İkinci seçenek, halkoylamasına gitmek. AKP, kaybetse bile kazanacağı manevra hazırlığında.
Hezimet sayılacak bir sonuç oluÅŸmadığı müddetçe referandum 'AKP yoÄŸun bakım çadırına' oksijen pompalayabilir.
Besbelli; 'B planı'na göre 2011 seçim kampanyasının temeli yargı reformu ve anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi üzerine kurulacak.
BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın, 'Biz deneyeceÄŸiz, olmazsa milletimiz elimizden geleni yaptığımızı görür' sözleri iÅŸte bu hesaba dayanıyor.
9 yıllık iktidarın sonunda üçüncü döneme oy istemek için belki elde kalan tek silah...
BİR İHTİMAL DAHA VAR
GörüldüÄŸü gibi, 'halkoylaması atağı' siyaseten anlamlı...
Buna raÄŸmen nihai amaca ulaÅŸması çok mümkün deÄŸil.
Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi için tren kaçalı çok oldu.
2002-2010, uzun iktidar sürecinde bunu baÅŸarmak için çok zaman vardı, ıskalandı. Taktik hatalar da cabası...
Hem bu giriÅŸim, sürecin bir noktasında hukuken de durdurulma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. CHP konuyu Anayasa Mahkemesi'ne taşıyacağını ÅŸimdiden ilan etti. Mahkeme BaÅŸkanı HaÅŸim Kılıç'ın saÄŸduyulu uyarısı çok önemli. Kılıç, aslında yaygın söylentideki gibi düzenlemenin iptal edilme olasılığına vurgu yapıyor.
Böyle bir sonuç, sadece yeni seçimde ekstra motivasyon kaynağı olur, tabii hesap oysa... Bilmem.
REFORM DEĞİL DEVRİM GİBİ, AMA...
Siyasi hesaplar bir yere kadar.
HSYK ve Anayasa Mahkemesi yapısını deÄŸiÅŸtirmek, parti kapatmayı kaldıracak kadar zorlaÅŸtırmak, YAÅž kararlarına yargı yolunu açmak, askere sivil mahkeme düzenlemesini gerçekleÅŸtirmek...
Konu başlıkları bunlar. Reform mu reform, hatta devrim.
Zamanlama?
Peki ya iklim?
Åžartlar uygun mu?
Kapatma davası söylentileri ayyuka çıkmış, HSYK ile Cihaner krizi yaÅŸanmış, yüksek yargı organları ile hararetli tartışmalar baÅŸlamış, Ergenekon ve Balyoz hız kazanmış. 'Ciddi durum' açıklaması gelmiÅŸ.
Bu reformları ÅŸu aÅŸamada hayata geçirme ÅŸansını hiç yüksek görmüyorum. Olsa olsa bir yıl daha kaybettirir Türkiye'ye. 2007'den bu yana hükümetin hızını böyle tartışmalar kesti. Bunun sorumlusu hükümet içindeyse büyük yanlış yapıyor, deÄŸil de birileri hükümeti tuzaÄŸa düÅŸürüyorsa büyük oyun kuruyorlar demektir.
2002-2007 (birinci dönem) ve sonrasını karşılaÅŸtırsanıza...
Böyle giderse hükümet belki de tek başına veya koalisyon ortağı olarak üçüncü dönem iktidar olacak ama temel sorunlar yerinde sayacak. AB çoktan yavaÅŸladı, Kürt açılımı hız kesti, ekonomide kazanımların kalıcı olması, iÅŸsizlik gibi kangren sorunların çözümü için güçlü inisiyatif ve kararlı irade ÅŸart, ruh lazım. 3 Kasım gibi.
Siyasal hesap değil, siyasal akıl zamanı.