Aylardır süren IMF ile görüÅŸmeler konusunda güne beklenmedik bir geliÅŸmeyle baÅŸladık, stand-by anlaÅŸması gündemden düÅŸtü. Sabahtan itibaren televizyonların ekonomi programlarında tek tartışma konusu ve piyasaların bir numaralı gündemi 'IMF'siz dönemin' nasıl ÅŸekilleneceÄŸiydi. Aslında 'IMF'siz' demeyelim, dördüncü madde kapsamında eski dost IMF ile 'yeni bir iliÅŸki formatı' kuruluyor.
İşte böylesine sıra dışı bir günde, Maliye Bakanı Mehmet ÅžimÅŸek'le görüÅŸtüm. IMF, kabine deÄŸiÅŸiminden sonra tamamen Ali Babacan'ın sorumluluk alanına girdiÄŸi için ÅžimÅŸek, IMF ile ilgili açıklamalarda bulunmamayı tercih ediyor. Tamam ama Maliye'nin başındaki bir isim, üstelik dünya finans merkezi Londra'da önemli görevlerde bulunmuÅŸ ve IMF yöneticileri ile kiÅŸisel dostlukları olan bir Bakan'ın en azından yorumu, yaklaşımı önemlidir, merak konusudur. Bakan'ın yanındayken o kadar çok gazeteci Bakan'ı aradı ki; anlatamam.
Ben yine de sohbete IMF ile girdim. Tebessüm etti, 'biliyorsun onu konuÅŸmuyorum' dedi, sadece 'normalleÅŸiyoruz' kelimesi aÄŸzından çıktı.
Israrcı oldum, yazılmamak üzere, 'arka plan bilgisi' olarak bazı görüÅŸlerini anlattı. Ben yine 'normalleÅŸme' mevzuuna döndüm, iÅŸte ÅžimÅŸek'in çok önemli olduÄŸunu düÅŸündüÄŸüm kısa deÄŸerlendirmesi:
'Ekonomide de normalleÅŸme... Yeni bir dönem. Bakın, Almanya'nın da diÄŸer geliÅŸmiÅŸ ülkelerin de IMF ile iliÅŸkisi dördüncü madde kapsamındadır. Bizim için önemli olan orta vadeli programdır. Temel budur.'
Peki, IMF devreden çıkınca Türkiye'nin dayanak yapacağı önemli bir çapası ortadan kalkmış olmuyor mu? ÅžimÅŸek'in buna yanıtı ilginçti ve neredeyse iki yıldır 'Ha bugün anlaşıyoruz, ha yarın imzalıyoruz' diye geçen bir sürecin tuhaflığına iÅŸaret ediyordu.
'İki yıllık sürece bakın, bu nasıl bir çapa olacak ki? Bence zaten çapa olmaktan çıkmıştı. Belki beklenti ile ilgili bir durum olabilir. Ama her iki yöndeki opsiyonlar zaten satın alınmıştı. Biz ise yola fiilen IMF olmadan devam ediyorduk. Kendi programımız gayet iyi gidiyor. En kritik husus bütçe disiplinidir, uyguluyoruz. Tedbirlerin alınması lazım, yapıyoruz. Gelirler artıyor, giderler azalıyor.'
'SON ÇEYREK İYİYDİ, İLK İKİ AY DAHA İYİ'
Maliye Bakanı, bir yıllık resesyonun ardından 2009'un son çeyreÄŸindeki performansın çok baÅŸarılı olduÄŸunu, 2010'un ilk iki ayındaki bütçe gerçekleÅŸtirmelerinin de umut verdiÄŸini söyledi. Bunu da bir örnekle ÅŸöyle açıkladı:
'Giderler kontrol altına alındı. 'IMF olsa da olmasa da yapılan baz planlamalarda bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 6.6 iken, biz 5.5 olarak kapattık. Yani 62.8 milyar lira öngörülürken biz 52.2 ile yılı bitirdik. Geçen yıl sadece bizde deÄŸil, bütün dünyada standartlar rafa kalktı. (Açığın milli gelire oranının yüzde 3 olması gibi AB standartlarını da buna dahil ediyor.) Åžimdi yılın ilk iki ayı performansları baÅŸarılı.'
'YENİ BÜYÜME TRENDİ YAKALADIK'
...'Ocak ÅŸubat rakamlarında, bütçe açığı, faiz dışı fazla ve büyüme baÅŸta olmak üzere iyileÅŸme seyri sürüyor. Yeni bir büyüme trendi yakaladık. Evet, piyasalar kurala dayalı çerçeveyi tercih ederler. Bu ağırlıklı olarak IMF'dir. Ama ÅŸu da var, Türkiye ortaya koyacağı performansla, kendi programını gerçekleÅŸtirmedeki baÅŸarısıyla o kredibiliteyi kazanır. GeçmiÅŸ uygulamalarda zaten bir kredibilite inÅŸası yaptık. Böylece kaygıları bertaraf edebileceÄŸiz. Yeni dönemde ağırlığı buna vereceÄŸiz.'
'BEN PİYASA OYUNCUSU OLSAYDIM'
Bakan ÅžimÅŸek, son haberin nasıl algılanacağı üzerine konuÅŸurken de 'ben piyasa oyuncusu olsaydım' diyerek, ÅŸöyle bir yorumda bulundu:
'Öncelikle politika çerçevesine bakardım. Sonra onun uygulamasına... Siyasi görünümle ilgili deÄŸerlendirmeleri bir tarafa bırakırsak ki; orada herkesin farklı görüÅŸleri var, temel bazda ekonomik performansı, bütçe ve büyüme rakamlarını okuyup, bardağın dolu tarafını görürdüm. Hatta bardağın dolu tarafının daha fazla olduÄŸunu anlardım. Çok açık biçimde Türkiye tekrar büyüme patikasına girmiÅŸ durumda. Bunu kabul ederdim. İhracat da artmaya baÅŸladı. Ekonomi büyüyor. '
'ENFLASYONDAKİ YÜKSELİŞ GEÇİCİ'
Makro ekonomik büyüklükler konusunda Bakan'ı da umutlandıran geliÅŸmeler ortada. Fakat birisi kronik, diÄŸeri görece yeni iki sorun dikkat çekiyor: İşsizlik ve enflasyon. Sırasıyla ÅžimÅŸek'e bunlarla ilgili son geliÅŸmeleri ve alınacak tedbirleri sordum. Enflasyonla baÅŸladık:
'Enflasyonda geçici bir yükseliÅŸ yaÅŸanıyor. Bu ağırlıklı olarak yılın ilk iki ayında gıda fiyatlarındaki çok hızlı artışla ilgili. Bir de bizim aldığımız sigara gibi ürünlerdeki fiyat artışı kararı. Bunlar dönemsel. Çekirdek enflasyon ÅŸu anda yüzde 4 ama genel enflasyon yüzde 10,1. Aradaki farkın iki sebebinin yansımaları günden güne azalacak. YükseliÅŸ trendi duracak ve tekrar geriye dönecek. İki-üç yıllık enflasyon beklentilerinde bozulma yok.'
'ÖZÜNDE PROGRAMA ODAKLANACAÄžIZ'
Bakan ÅžimÅŸek, Türkiye'nin dış açığını finanse etmesinde hiçbir sorun bulunmadığının altını çizerken, ÅŸimdi orta vadeli programa ağırlık verileceÄŸini söyledi ve 'özünde programa odaklanacağız' dedi. Tam bu esnada ilgimi çeken bir cümlesi oldu, yoruma girmeden deÄŸerlendirmeyi uzmanlarına bırakıyorum:
'Bunu söylerken, IMF ile ne olur, ne olmaz konusundan tamamen bağımsız olarak düÅŸünüyorum. Biz Mali Kuralı, IMF'ye baÄŸlamadık. Burada bir koÅŸul yok. Piyasanın aradığı rule-based (kurala dayalı) politikamızı zaten harfiyen uyguluyoruz.'
Peki, nedir Türkiye'nin kurala dayalı sistemi? Bakan'a göre Merkez Bankası'nın bağımsızlığı, BDDK'nın tıkır tıkır iÅŸleyen sistemi, Mali Kural'ın uygulanması (Bakan bunu baÅŸlı başına reform olarak tanımlıyor)...
'DALGALI KUR TARTIÅžMA DIÅžI'
İnsanımızın kriz algısında döviz kuru hep en önemli gösterge olmuÅŸtur. Bakan, piyasa iÅŸleyiÅŸini ve kamunun yaklaşımını anlatırken bundan hiç bahsetmemiÅŸti. 'Dalgalı kur da buna dahil mi?' dedim, 'Evet, kesinlikle dahil. Dalgalı kur aynen devam, kesinlikle tartışma dışı. Sistem çok iyi çalıştı.'
Bakan bunları anlatırken bir konuyu es geçti. Bence bunlara bir de sıkı maliye politikalarını, ÅžimÅŸek özelinde eklemek lazım. Popülizmden uzak, bütçe disiplinine önem veren yaklaşımlar kesinlikle önemli etkenlerdendir.
'TÜRKİYE OLGUNLAÅžTI, BU İŞİ İDARE EDEBİLİR'
Bakan ÅžimÅŸek'le bir saate yaklaÅŸan sohbetimizi bitirirken Milli EÄŸitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun duyurduÄŸu '70 bin sözleÅŸmeli öÄŸretmene müjde' haberini ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiÄŸi bono faizleriyle ilgili düzenlemeleri de konuÅŸtuk.
İşsizlik sorununu, 2001 ve 2008 krizlerinin karşılaÅŸtırması dahil o konuları yarına bırakıyorum. Fakat Bakan'la vedalaşırken, güncel soruna iliÅŸkin içeride ve dışarıda ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek amaçlı olduÄŸunu düÅŸündüÄŸüm en son cümlesini buradan ÅŸimdiden aktarıyorum:
'Türkiye olgunlaÅŸtı. Bu iÅŸi yürütebilir, idare edebilir.'
YARIN:
l Bakan ÅžimÅŸek, 70 bin öÄŸretmenin kadrosu için ne dedi?
l Bono faizleriyle ilgili düzenleme ne olacak?
l İşsizlik sorunu nasıl çözülecek?