AKŞAM GAZETESİ | İ.Hüseyin Yıldız | 2010-03-17

kategori2

Şişman kediler ve fareler

IMF’siz yola devam etmeye karar verdi hükümet. Bazılarına sorarsanız IMF’ye posta koyduk, artık sana ihtiyacımız yok dedik. Acaba gerçekten ihtiyacımız yok mu? Yoksa seçime hazırlık sürecinde kamu harcamalarını artırmak isteyen hükümet, tepesinde Demokles’in Kılıcı gibi duran bir IMF istemediği için mi “stand-by”a bay bay dedik? Bekleyip göreceğiz. Fakat, şimdiden bazı emareler kamu harcamalarının artırılacağını gösteriyor. Örneğin Milli Eğitim Bakanı 70 bin sözleşmeli öğretmenin kadroya geçirileceğini duyurdu ama kasadan destek göremedi. Peki bugüne kadar neden bu öğretmenler kadroya geçirilmedi? Eğitim gibi önemli bir alanda güvencesiz istihdam biçimlerini uygulamanın yanlışlığı yeni mi fark edildi acaba? Yine de böyle kamu harcamasına can kurban, ne diyelim. Kaldırım taşlarını söküp takmaktan daha faydalı olacağı kesin memlekete.
Akla gelen diğer bir ihtimal ise hükümetin IMF olmaksızın kolayca kredi bulacağını hesap etmesi. Acaba bizim bilmediğimiz bir yerlerden para mı gelecek? Eski Türk filmlerinde fakir oğlan veya kızın Mısır’da yaşayan bir amcası vefat eder ve yüklü bir miras bırakırdı. Maalesef devletlerin öyle akrabaları olmuyor. Hatta alacaklılar bazen neyin var neyin yoksa sat borcunu öde diyebiliyor. Son krizde Yunanistan’a borçlarına karşılık adalarını satması bile önerildi. Ah keşke bizim de 273 milyar doları geçkin dış borcumuz olmasaydı da parasını bastırıp Lozan’da alamadığımız adaları alsak diyenler oluyordur şimdi.
Borçlu olmak kötü bir şey, insanın uykularını kaçırır. Yunanistan’da enkaz devralan sol hükümetin başındaki Papandreu da kara kara düşünüyor şimdi. Ülkesinin ekonomik sıkıntılar nedeniyle bugün içinde bulunduğu durumdan Avro kuşağında yer alan güçlü ülkeleri ve eski hükümeti sorumlu tutsa da sonuç değişmiyor. İhale ona kaldı. Sorumlular listesini de eksik bırakmış bana kalırsa. Belki de listenin başına Goldman Sachs’ı eklemeliydi. Makro verileri makyajlayarak öncülüğünü yaptığı uluslararası (hatta uluslarüstü) finans sermayesinin Yunanistan gibi 11 milyon nüfuslu bir ülkede paradan ve esasen manipülasyondan para kazanmasını sağlayan şişman kediyi. Bu şişman kediler ufak ülkeleri seçip adeta fareyle oynar gibi oynadılar. Kediler oyun olsun diye öldürür fareleri, yemek için değil. Bunlar para için öldürüyor. İzlanda’yı düşünün, 280 bin nüfuslu bir ülke. Bu çapta bir ülkenin finans piyasasında fiyatları ve faizleri yönlendirmek Goldman Sachs, JP Morgan gibi devler için çocuk oyuncağı olsa gerek. İzlanda iflas etti, sırada başkaları var...
Borç demişken bizde durum nedir bir bakalım. Merkez Bankası verilerine göre 2002’nin 2. çeyreğinde 123 milyar dolar olan toplam borcumuz 2009’un 3. çeyreği itibarıyla 273.5 milyar dolara çıkmış. Yani borcumuz 2.2 katına çıkmış. Bunun 49.3 milyar doları kısa vadeli, 224.2 milyar doları ise uzun vadeli borç. Kamunun dış borcu ise 83 milyar dolar, bunun 3.4 milyar doları kısa vadeli. 2002’de kamunun 1 milyar doları kısa vadeli 59.5 milyar doları uzun vadeli toplam 60.5 milyar dolar borcu varmış. Umarım bizim verilere Goldman Sachs’ın eli değmemiştir.
Paranın dini imanı olmadığı gibi dilinin kemiği de yok. Reel sektörde Çin ve küresel rekabet nedeniyle üretimden para kazanamayan sermaye finansallaşıyor ve kazanma iştahını tatmin edebilmek için spekülasyon, manipülasyon ve hatta savaş da dahil her yolu deniyor. N’olacak bu memleketin hali derdik eskiden. Şimdi n’olacak bu dünyanın hali diyoruz. Zira dünyanın bir ucunda bir kelebek kanat çırpsa, öbür ucunda fırtınalar kopuyor artık.