AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2010-03-17
Bu bir mucizedir.
Dinç Bilgin, o şartlarda bankacılık işine girmemesi gerektiğini bilmiyormuş...
28 Şubat'ta 'kullanışlı' olmaması gerektiğini bilmiyormuş...
Ama bir süredir söylediklerine göre, yaşadıklarından ders almış.
Önceki akşam CNN Türk'te anlatırken izledim.
Alevi konusunu, Çingene meselesini de bilmiyormuş...
İlk Kürtçe'yi bilmem kaç yaşında işitmiş...
Tıpkı önceki günkü yazımızda, ekranları dolduran, 'aaa, ben onun öyle olduğunu bilmiyordum', 'ama benim bundan haberim yoktu' aydınları gibi...
Ama Dinç Bilgin, gazeteciliği çok iyi biliyormuş.
Bankacılık işine o şartlarda girmemesi, 'kullanışlı' olmaması, Alevi, Çingene, Kürt konularına bigane kalmaması gereken bir MEDYA PATRONU'nun bu konulara hakim olmayıp...
Gazeteciliği fena halde bilmesi eşyanın değil, alemin tabiatına aykırı.
Bu yüzden, ilk kez bir 'medya patronu'nun gazete çıkartmadan önce, kişisel PR çalışması yapmak zorunda kalışını izliyoruz.
Dinç Bilgin iki yıldan fazla bir zamandır, röportaj üzerine röportaj veriyor, ekranlara çıkıyor.
Hem günah çıkartıyor hem de yeni kuracağı gazete için kamuoyu oluşturmaya çalışıyor.
'Böyle bir medya patronluğu görülmemiştir. Ne yani halktan para mı toplayacak gazete çıkartmak için' diye sormayın.
Benim tahminim; gazetenin parasının ve Dinç Bey'in desteklerinin hazır olduğu yönünde.
İş, kamuoyunu Dinç Bilgin'in tekrar 'Medya Patronu' olmasına ikna etmeye kalmış.
Bu yüzden 'gazeteci' değil, 'basın sözcüsü' gibi kapı kapı dolaşmak zorunda kalıyor.
'Şimdi işi oğlum Önay götürecek' dese neyse...
Ama daha önceki gün ekranlarda izlediğim, yaşını başını almış Dinç Bilgin, 'çingene meselesini bilmiyordum, Kürtçe'yi bilmem kaç yaşımda duydum ilk kez,' dedikten sonra...
Medya patronluğu ihtirasını sürdürüyorsa...
Okuru ikna ihtimalinin çok zayıf olduğunu söyleyebiliriz.
Ne yani, Dinç Bilgin Alevi sorunlarını, Kürtçe'nin yaygınlığını bu saatten sonra öğrenebilsin diye, ona illa gazete çıkartmasında yardımcı mı olmalıyız?
Değilsek, bunları niye bize anlatıyor?
Dinç Bilgin, 'ben hatalar yaptım ama iyi gazeteciyim' deyip duruyor.
Değildir.
Alevi sorunlarından bu yaşında haberi olan, 28 Şubat'ta direnebileceğini bilemeyen, o şartlarda banka işine girerse olayların nasıl şekilleneceğini tahmin edemeyen biri iyi gazeteci de iyi işadamı da olamaz.
O bu tahminleri yapabilen gazetecileri kovmuş bir medya patronudur.
Dinç Bilgin; kusurlu olduğu ve günah çıkartmasından tatmin olmadığımız için değil, 'iyi gazeteci' olmadığı için ona destek olamayız.
İşin kötüsü, yaptığı hataları 'iyi gazeteci' olmadığı için yaptığının farkında değil hala. 'İyi gazetecilik' iddiasını sürdürüyor.
Bu kanaati, politikacı gibi ekranlarda konuşarak değil, bu sefer kendi imkanlarıyla, yapabilirse, 'iyi gazete' yaparak değiştirebilir ancak.
'Memlekette yeni gazete çıkacaksa, bunu Dinç Bilgin çıkartsın muhakkak' diye bir destek zorunluluğumuz yoktur herhalde.