Gazetelerin geleceÄŸi üzerine düÅŸünürken hepimiz gazetelerin içeriÄŸinde neler olması gerektiÄŸi tartışıyoruz. O konuda benim tavrım net. Ben habere yoÄŸunlaşılmasının bizi yanlışlara sürükleyeceÄŸini bu köÅŸede defalarca yazdım. Hepimizin üzerinde anlaÅŸacağı 'olmazsa olmaz' türde haberlerin, nasıl yazılması gerektiÄŸi üstüne ise fazla yoÄŸunlaÅŸamadı maalesef bu tartışmalar.
Aslında bu çok önemli hatta hayati önemde bir konu. Sadece gazetelerin daha kaliteli içeriÄŸe sahip olmalarıyla ilgili bir mesele deÄŸil bu.
Benim gördüÄŸüm gazetecilerin çoÄŸunda insanı hafife almak gibi bir alışkanlık var.
İnsanların istisnasız hepsinin çok karmaşık hayatları olduÄŸunu, hiçbir hayatın hiçbir zaman tek boyutlu olmadığını, en rutin gelen ÅŸeyin bile çok katmanlı olduÄŸunu gazeteciler tam anlamış deÄŸil.
İnsanın bu hayatta başına, kendisinin neden olmadığı, birçok sorun gelebilir.
Bizler ise attığımız baÅŸlıklarla, haberi ve yorumu yazış biçimimizle insanı ve olayları tek boyuta indirgiyoruz.
Her sıradan insan bir trajedi kahramanıdır
Bu sadece kanunları bilmememizden kaynaklanan bir yanlış değil.
Bizler aynı zamanda hayatı anlamaktan aciziz.
Ne kadar sıradan olursa olsun her insanın hayatını o insan bir trajedi kahramanıymış gibi ele almamızın gereği var.
Hiçbir insan doÄŸuÅŸtan suçlu olmaz. Hayatta yaÅŸadıkları onu öyle bir yöne itebilir ki bazen kendi kontrolü dışındaki olaylar sonucunda 'suçlu' konumuna düÅŸebilir.
Bize ne kadar antipatik gelirse gelsin her suçlanan insanı bir trajedyaya yakışan duyarlılıkla ele alırsak ancak o zaman haberimizle, yorumumuzla hakkında hükümler getirdiÄŸimiz olay hakkında doÄŸruya en yakın gözlemlerde sadece o zaman bulunabiliriz.
Hayata dair konularda 'trajediye' uygun duyarlılık gösterilmesi konusunu ben ilk defa Alain de Botton'un 'Statü EndiÅŸesi' adlı kitabında okudum.
Bu duyarlılığı göstermediÄŸimiz takdirde bu hayatın en trajik olaylarından bir tanesi olan suça ve suçluya iliÅŸkin olayları tam olarak kavrayabilmemiz imkansızlaşır.
En acımsız katilin bile yaÅŸamını tüm boyutlarıyla bilmezsek, onu anlamazsak ve evet empati yapmazsak neden o suçu iÅŸlediÄŸini ve neden katil olduÄŸunu anlayamayız.
BaÅŸlıklarımızda orada var olan suçun ve suçlananın vahÅŸetini vurgularsak tanım gereÄŸi karmaşık olan hayatın en zor anlaşılan bir konusu hakkında yetersiz yorumlar yapmış oluruz.
Bu yaptıklarımız bizleri mahkeme yapılmadan bir insanı suçlu ilan etmeye veya soruÅŸturması halen sürmekte olan bir olayda savcılığa soyunmaya ve zarar gören insanlar hakkında sempati yaratarak mahkemeye yön göstermeye kadar itebilir.
Bugün basındaki bu tavır, sadece adi olay olarak nitelendirilebilecek suçlarda deÄŸil, temelinde siyasi olarak nitelendirilebilecek olaylarda da bizi yanlışlara itiyor.
Bu sadece bugünle alakalı bir sorun da deÄŸil, eÄŸer gazetelerimizde insanı ve insana dair her ÅŸeyi yadırgamadan ele alıp doÄŸru bir ÅŸekilde anlatacaksak, hepimizin bugünkü eksiklerimizi görmemiz gerekiyor.
Truman Capote
YIllar önce büyük yazar Truman Capote bir eyalette iÅŸlenen kanlı bir cinayetten sonra zanlı olarak yakalanan ve idam istemiyle yargılanan iki kiÅŸinin hikayelerini merak etti ve yaÅŸamakta olduÄŸu New York'tan atladı uçaÄŸa ve olayın yaÅŸandığı kasabaya gitti ve peÅŸine düÅŸtü bu iki insanın hayatının.
Sonunda öyle hikayeler çıktı ki ortaya Capote herkesin nefret etmekte olduÄŸu bu iki kiÅŸinin aslında masum olabileceklerini bile düÅŸünmeye baÅŸladı.
Sonunda idam edildikleri gün arkalarından bir tek Truman Capote aÄŸlıyordu.
Bu meşhur olayı anlatmamın nedeni biraz gazetecilere ders olsun diyedir.
Biz suçlanan insanları çok rahatça suçlu diye tanıtan yazılar, haberler yazabiliyoruz, baÅŸlıklarımız da böyle olabiliyor.
İster darbeyle suçlansın isterse de cinayetle olayın temelinde bulunan insanı iyi anladığımız takdirde olaya bakışımız da mutlaka deÄŸiÅŸecektir.
Türkiye'nin bugünkü bölünmüÅŸlük ortamından kutulmamız için yazılarımızdaki insan duyarlılığını yeniden düÅŸünmemiz gerekiyor.
Bunu yaptığımız takdirde bugüne kadar o suçlu, tabii ki o yapmıştır diye yargılar getirdiÄŸimiz insanların belki de onu yapmamış olabileceÄŸini ve suçsuz olabileceÄŸini de düÅŸünmeye baÅŸlayacağız.
Biz gazeteciler olarak bugün bunu, suçsuz olduÄŸu halde hapishanelerde yatmakta olan insanlara borçluyuz. Ülkeye bu duyarlılığı bir tek bizler verebiliriz.
DeÄŸiÅŸimi ilk önce kendimizden baÅŸlatacağız. Olayı suçlanan insanları ele alışımızda Truman Capote'nin gösterdiÄŸi hassasiyeti göstereceÄŸiz, ya onun gibi 'Yeni gazetecilik' ekolünden yazılar yazacağız ya da insana dair her olaya sanki o bir trajedyaymış duyarlılığı ile yaklaÅŸacağız.
Uzun dönemde bunun olabilmesi için gazeteciler için bir eÄŸitim süreci önereceÄŸim.
Muhabir olmak isteyen yazı yazmaya soyunacak her gazeteciden şu istenmeli;
SIRADAN BİR iNSAN SEÇECEKLER VE ONUN BİYOGRAFİSİNİ YAZACAKLAR. Ancak bunu baÅŸaran kiÅŸilerin gazetelerde yazmalarına izin verilmeli.
Çünkü iyi biyografilerin de bize gösterdiÄŸi yazarın hakkında yazdığı kiÅŸinin olumlu ve olumsuz her yönüyle ele almak zorunda kaldığıdır ve bazen olumsuz yanlarına raÄŸmen hakkında yazdığı kiÅŸiyi sırf insan olduÄŸu için seven biyografi yazarları da çıkmıştır.
Biyografi yazmak bizlere insanı ve hayatın karmaşıklığını ve bazen insanın kendinin hiç seçmediÄŸi olayların içine nasıl düÅŸebildiÄŸini öÄŸretir.
Bu biyografiyi ünlü bir kiÅŸi hakkında deÄŸil de ismi bilinmeyen, tanınmayan bir kiÅŸi hakkında yazmak da meÅŸhur olsun olmasın aslında her insanın hayatının önemli ve karmaşık olduÄŸunu öÄŸretecektir bize. Ondan sonra hiçbir insanın hayatını hafife alamayız.
Tavsiyem Alain de Botton'un 'Öp ve Anlat' adlı kitabını hemen alıp okumanızdır. Yazar orada hiçbirimizin tanımadığı bir kadının biyografisini yazıyor ve bunu yazarken kendisini de daha iyi tanımaya baÅŸlıyor.
Bir biyografin nasıl yazılması gerektiÄŸi konusunda vazgeçilmez kaynağım Boswell'in 'Dr. Samuel Johnson'un YaÅŸamı' adlı kitabıdır.
İyi biyografiyi anlayan ve insan yaÅŸamlarına sanki hepsi birer trajedyaymışlar gibi yaklaÅŸan gazeteciler hayatı hak ettiÄŸi karmaşıklığı içinde anlatabilirler. Bir tek onlar olayları ve insanı anlayabilir ve anlatabilirler.
Bu bugün Türkiye'de demokrasinin yerleÅŸmesi açısından atılabilecek en önemli adımlardan birisidir.